Trump’ın Gazze Planı, Türkiye ve İki Devletli Çözüm Vizyonu
Dr. Hurşit Dingil, Güvenlik Analisti, Bölge Araştırmaları Merkezi (BAM)
Trump 20 maddelik bir Gazze “Barış” Planını uluslararası kamuoyuna sunmuştur. Ardından söz konusu plana dair bazı tartışmalar başlamıştır. Bu tartışmaların planın uygulanabilirliği üzerine şekillendiği görülmüştür. Diğer taraftan, planın gerçekçi şartlardan uzak olduğu eleştirileri de sıklıkla gündeme gelmiştir. Plan kapsamında, Gazze’de ateşkesin sağlanması, işgalin sona erdirilmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve esir takasının öncelikli hedefler arasında yer aldığı görülmüştür. Esir takasının nasıl yapılacağı ve esir takasına yönelik zaman takvimi de planda net bir şekilde yer almamıştır. Planının bu hedefler konusunda muğlaklıklar ve belirsizlikler içermesi arabulucu aktörlerce ve Hamas nezdinde temel sorun alanları olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte, plan kapsamında güvenlik garantilerinin olmaması da endişelere neden olmuştur. Zira İsrail’in planının şartlarını yerine getireceğine dair şüpheler bulunmaktadır. En önemli sorun alanlarından birisi de planın Filistinlerin kendi kaderini tayin hakkını elinden alması ve iki devletli çözüm için bir zemin sunmaması üzerinden gelişmiştir. Tüm bunlara rağmen, Hamas planı şartlı şekilde kabul etmiş, İsrail’in Gazze’den tamamıyla çıkması ve işgali bitirmesi kaydıyla esirleri serbest bırakma konusunda anlaştığını duyurmuştur. Diğer taraftan savaş sonrası yönetim hususunda ise Filistin ulusal mutabakatı ile Arap-İslam ülkelerinin desteği temelinde Filistinli bağımsız teknokrat bir yönetimi kabul ettiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda, Hamas’ın Trump’ın Gazze planına yaklaşımında iki önemli temel vurgundan bahsetmek mümkündür. Birincisi Hamas, güvenlik garantileri ve garantörlük mekanizmasının kurulmasını kalıcı barış olması için olmazsa olmaz bir şart olarak görmektedir. İkincisi ise savaş sonrası yönetimde Filistinli bağımsız teknokrat yönetim ve ulusal mutabakat vurgularıyla Filistinlerin kendi kaderini tayin hakkını koruma konusundaki kararlılığıdır. Öte yandan, Hamas silahların teslim edilmesi konusunda da güvenlik garantileri ve garantörlük mekanizmasının eksikliğinden hareketle şartlı bir kabul sunmuştur. Bu kapsamda, Hamas silahların saldırı maksatlı ve savunma maksatlı silahlar olarak ayrılması gerektiği bununla birlikte söz konusu silahların kurulacak bağımsız Filistin yönetimine devredebileceğini belirtmiştir. Hamas bu yolla İsrail’in olası anlaşma ihlallerinin önüne geçecek bir tür güvenlik tedbiri geliştirmiştir. Tüm bunlardan hareketle Hamas’ın Gazze barış planında yaklaşımında iki devletli çözümü canlandıracak bir yaklaşım izlediğini söylemek mümkündür. Bu vurgular ile birlikte, Hamas kurulacak devletin bütünlüğünü ve egemenliğini güçlendirmeyi, sadece Gazze odağından ziyade ulusal mutabakat çerçevesinde Filistinlerin meşru haklarını koruyacak bir garantörlük mekanizması geliştirme çabası içindedir. Kalıcı barış ve istikrar için iki devletli çözüm hedefi oldukça önemlidir. Türk Dış politikası ve Güvenlik Politikalarında Filistin işgali ve soykırımına ilişkin yıllardır istikrarlı bir şekilde takip edilen strateji iki devletli çözümü temele almaktadır. Bu açıdan, iki devletli çözüme zemin hazırlayan Hamas’ın Trump’ın Gazze planına yönelik yaklaşımında Türk dış politika ve güvenlik vizyonunun belirleyici bir etkide olduğu anlaşılmaktadır.