2019 Türkiye İlerleme Raporu

AB KOMİSYONU TARAFINDAN HAZIRLANAN

TÜRKİYE 2019 İLERLEME RAPORUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türkiye ile AB arasında 1964 yılından beri süregelen ilişkiler 2005 yılında müzakerelerin açılmasıyla daha farklı bir boyuta ulaşmıştır. Bugüne kadar açılmış olan 16 faslın yanı sıra 2018 yılında ilişkilerin durma noktasına geldiği Genel İşler Konseyi tarafından belirtilmiş ve bu süreçten sonra ilerlemenin zor olacağı açıklanmıştır. AB’nin Türkiye için en çok endişe duyduğu konular olan hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı alanlarında eksiklikler giderilmemiş ancak bu doğrultuda Ortaklık Konseyi 2018-2019 toplantılarında çalışmalara yeniden başlamıştır. Ortak çıkar alanlarında ve özellikle Suriye, Libya gibi hassas bölge konularında diyaloglar devam etmekte ve enerji, taşımacılık, ticaret alanlarında da işbirliği süreci gelişmektedir. 18 Mart 2019 Mutabakatı ise iki taraf için de önemini korumakta ve uygulamaları halen devam etmektedir. AB’nin de mali desteği ile sığınmacılara ev sahipliği yapan Türkiye, Mayıs 2019 itibariyle birçok proje hazırlamaya girişmiştir.

AB’nin temel özgürlüklerin kısıtlanması konusunda ne kadar hassas olduğu ve ciddi endişelere kapıldığı bilinmekle beraber, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası uygulamaların bu endişeleri oldukça arttırdığı görülmektedir. Temmuz 2018’de OHAL bitmesine rağmen OHAL’in bazı uygulamalarının üç yıl daha sürdürülmesinin önünü açan kanunun kabul edilmesi, AB tarafından olumlu karşılanmamıştır. OHAL döneminde polis ve savcıların yetkilerini arttırırken; öğretmen, akademisyen ve belirli memurların ihracını öngören 36 KHK yayımlanmış ve bunlardan gözaltı sürelerinin uzatılması, toplanma özgürlüğünün kısıtlanması gibi örneklerin süresi uzatılmıştır. Konuyla ilgili Mayıs 2017’de şikâyetleri toplama ve inceleme amaçlı kurulan OHAL İnceleme Komisyonu’na yapılan binlerce başvurudan çok az bir kısmı göreve iadeyle sonuçlanırken birçoğu hali hazırda beklemektedir. Bu durum ise komisyonun etkili bir hukuki yol olduğu konusunda yine endişe yaratmaktadır. Ancak komisyon dışında farklı bir hukuki yol sağlanmasının mümkün görünmediği de AİHM tarafından belirtilmiştir. İnsan hakları savunucularının yanında birçok akademisyen, siyasetçi, hâkim ve LGBTI bireyler, karalama kampanyalarına maruz kalarak tutuklanmışlardır. İdari engellerin artması ise sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini zayıflatmıştır. Ekim 2018’den itibaren sivil toplum kuruluşlarının yasamaya ilişkin istişare süreçlerinin dışında bırakılması, toplumla geniş bir istişare mekanizmasının da önünü kesmiştir. AB organlarının kuvvetler ayrılığı, yargının tam bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı ile ilgili tavsiyeleri Türkiye tarafından önemsenmemekle birlikte, yetkiyi yürütmede toplayan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin bu durumu daha da kısıtladığı düşünülmektedir. Mart 2019 seçimleri öncesinde siyasi kutuplaşmanın artması, adayların eşit şartlarda rekabet edememesinden de kaynaklanmış ve iktidar partisinin medya organlarıyla olan ilişkisi iktidara avantaj sağlamıştır. Seçimlerden sonra dört belediye başkanının YSK tarafından görevden alınması ve İstanbul seçimlerinin yenilenmesi, YSK’nın dürüstlüğü ve bağımsızlığı hakkında şüpheler yaratmaktadır. Görevden alınan siyasetçiler yerine kayyumların atanması ise, yerel demokrasiye zarar veren bir adım olarak görülmektedir. Ordu üzerindeki yürütme yetkisinin arttırılmasıyla ordunun bağımsızlığına da şüpheyle bakılmaya başlanmıştır. Ayrıca askeri harcamaların denetlenmesi ise belirsizliğini korumaktadır. PKK’ya yönelik güvenlik operasyonları devam ederken terörle mücadelede orantılılık ilkesi ve insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramların önemi Türkiye’ye birkaç kez daha hatırlatılmalıdır. Daha güvenilir bir siyasi sürecin başlaması bu durumda gerekli görülmektedir.

Kamu yönetimi reformlarında ilerleme kaydedilmiş olsa da bu ilerlemeler olumsuz etkiler yaratmıştır. Kamu içerisinde daha siyasi pozisyonlar oluşmuş ve usulsüz atamalar gerçekleşmiştir. Yargı sisteminde ise gerileme olmuş ve verilen tavsiyeler uygulanmamıştır. Yargı üyeleri üzerindeki baskıların varlığı ve yeni yargı üyelerinin nasıl işe yerleştirildikleri hakkındaki şüpheler endişeleri oldukça arttırmaktadır. Yargı ve yürütmenin birbirinden bağımsız ilerlemeleri için tedbir alınmamış ve 2019-2023 Yargı Reformu Stratejisi halen kabul edilmemiştir. Yolsuzluk mücadele için ise BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi bağlamında yeni bir organ kurulmamış ve denetimsizlik sebebiyle gerileme kaydedilmiştir. Bu nedenle yürütmenin yolsuzluk davalarındaki önemli rolü, usulsüz müdahale riskini ortaya çıkarmaktadır. Yolsuzlukla mücadele için önemli stratejilerinin yapılmaması siyasi iradenin konuyu ne kadar önemsediğiyle de ilgilidir. Yolsuzlukla mücadeleye nazaran örgütlü suçlarla mücadele konusunda daha fazla ilerleme kaydedilmiş ancak sınırlı kalmıştır. Siber suçlar başta olmak üzere, mal varlıklarının korunması ve tanık korumaya ilişkin mevzuat iyileştirilmemiş ve suç gelirlerine yönelik kapsamlı bir yasa uygulanmamıştır. İyi oranda ilerleme kaydedilen alan ise göç ve iltica politikası ve uygulamalarıdır. 18 Mart Mutabakatı’nın taraflarca önemsenmesi ve uygulamaların düzenli bir şekilde devam etmesi Ege adalarındaki düzensiz geçişi ve ölümleri engellemiştir. Vize Serbestisi için yedi çalışma grubu kuran Türkiye, vize politikalarını uyumlaştırmak için ise ilerleme gösterememiştir. Göç alanının aksine gerileme kaydedilen bir alan ise insan hakları ve temel haklardır. İfade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi alanlarda gerileme görülürken, OHAL sonrası yapılan mevzuat bu gerilemenin devam edeceği konusunda endişe vermiştir. Bağımsızlıkların kısıtlı ve yargının bağımsız olmaması birçok hakkın kullanımını zorlaştırmakta ve baskı altına almaktadır. OHAL süresince gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin soruşturulmaması ve soruşturmak isteyen muhalif tarafın zayıflaştırılması söz konusu olmuştur. 2018 sonunda haklarında iddianame bulunmayan binlerce kişinin cezaevlerindeki yoğunluğu arttırmıştır. Savunmasız grupların ve azınlıkların yaşam koşulları kötüleşmekte ve haklarının korunması garanti altına alınmamıştır. Ayrıca kadına şiddet başta olmak üzere nefret söylemleri ve LGBTI bireylere yönelik ihlaller artmaktadır.

Türkiye’nin Akdeniz’de hidrokarbon arama çalışmaları GKRY ile ilişkileri gergin bir hale getirse de, BM Kıbrıs’la ilgili görüşmeleri tekrar başlatmak istemektedir. Türkiye’nin Akdeniz’e gönderdiği sondaj gemisi sonrasında gerçekleştirdiği çalışmaları AB Komisyonu hukuki bulmayarak kınamış ve Türkiye’ye uluslararası hukuk yükümlülükleri hatırlatılmıştır. Türkiye’ye sık sık yasa dışı eylemlerden kaçınma çağrısı yapılmaktadır. Ancak Türkiye, Ortaklık Anlaşması Ek Protokol kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve GKRY ile ilişkilerin normalleşmesi adına ilerleme kaydedilmemiştir. Akdeniz’de yaşanan gerginlikler Yunanistan ile ilişkileri olumsuz etkilerken göç konusunda kurulan işbirliği devam ekmektedir. AB bu konuda da Türkiye’yi komşuluk ilişkilerine zarar vermemesi adına bir kez daha uyarmaktadır.

Türkiye ekonomisinin kötüleşmesi, alınan politika tedbirlerinin de etkisiyle farklı bir boyuta ulaşmış ve piyasa ekonomisi için endişeler artmıştır. Ancak AB piyasası içerisinde rekabet baskısı altında iyi ilerlemeler kaydeden Türkiye, AB pazarı ile bütünleşmiştir. Sınırlı bir şekilde mevzuata uyum süreci devam ederken dış ilişkilerde belirli alanlarda gerilemeler yaşanmıştır. Şirketler hukuku, bilim ve araştırma alanlarında ileri düzeyde ve malların serbest dolaşımı, mali hizmetler, gümrük birliği gibi bazı alanlar orta iyi düzeyde hazırlıklıdır. Ancak sermayenin serbest dolaşımı, enerji, parasal birlik, eğitim, ODGP vb. alanlarda kısmen hazır olan Türkiye; rekabet, tarım, gıda güvenliği gibi hızla uygulamaya geçilmesi gereken alanlarda sınırlı kalmıştır.

Genel olarak bakıldığında kısmen ilerleme kaydedilen tüm alanlarda daha fazla düzenleme yapılması ve hızlı bir şekilde uygulamaya geçilmesi gerekmektedir. Bugüne kadar insan hakları ve demokrasi konusunda endişeleri süregelen AB’nin 2019 raporunda ekonomi ve serbest piyasa adına duyduğu endişeler ve şüpheler de artmıştır. Bu nedenle öncelikle bu zamana kadar düzenli bir şekilde ilerleme kaydedilen bu alanlarda gerileme görülmemesi için daha fazla çalışılmalı ve en azından sabit kalmaları için çaba gösterilmelidir. Çünkü bu koşullar altında yeni bir faslın açılması uzun bir süre mümkün görünmemektedir. Gerileme görülen alanlardan en önemlisi yargı sistemi ve hukuki uygulamalardır. Yargının giderek kötüleştiği söylemleri, yargı sisteminin uluslararası hukuktan ve AB hukuki uygulamalarından uzaklaşmasına dayandırılmaktadır. Ancak yargı sisteminin iyileşmesi adına hareket edecek birçok insanın cezaevlerinde ya da dışarıda özgürlükten kısıtlı durumda olmaları sebebiyle iyileşme adına adım atmaktan kaçınılmaktadır. Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi var olduğu takdirde her alanda iyileşme kaydetmesi gerekmektedir. Hatta bu hedeften uzaklaşılmış olunsa dahi koşulların yerine getirilmesi Türkiye’nin iç ve dış istikrarının korunması için en iyi yol olarak gözükmektedir. Son olarak ilerleme kaydedilen alanların sabit durumunun korunması, kısmen ilerleme görülen alanların hızlı bir şekilde işbirliğinin ilk sıralarına alınması ve gerileme görülen alanların önemli düzenlemelerle çalışma kapsamına dâhil edilmesi gerekmektedir.

2 thoughts on “2019 Türkiye İlerleme Raporu

  • Şubat 28, 2021 tarihinde, saat 11:05 am
    Permalink

    Bu Avrupa birliğine girsek mi iyi olacak girmesek mi iyi olacak anlamadım. İlişkilerimizi iyi mi tutmamız yoksa kötü mü tutmamız gerekiyor anlayamıyorum genç kardeşiniz olarak. Keşke D8 ülkeleri tekrar toplanıp birşeyler yapmaya çalışsalar. Amaçları para değil gelişmek olsa Türkiyemiz daha iyi yerlere gelir :/

    Yanıtla
    • Şubat 28, 2021 tarihinde, saat 8:02 pm
      Permalink

      Aslında burada hangi kuruluşa dahil olduğumuzdan çok çıkarlarımız adına hangi yolu izleyeceğimizi bilmemiz önemlidir. Ancak biz bilim ve teknoloji nerede daha iyiyse değil, siyaset nerede daha iyiyse oraya yöneliyoruz. Benim fikrim, uluslararası kuruluşları karşılaştırmadan, onlardan kazanabileceğimiz her gelişmeyi yakalamalı ve en iyi şekilde kullanmalıyız.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir