BIDEN DÖNEMİ ABD-ORTADOĞU POLİTİKALARI

BIDEN DÖNEMİ ABD ORTADOĞU POLİTİKALARINA DAİR

2020’nin son çeyreğinde son başkan Trump ile; altı dönem Senato üyeliği, iki dönem de başkan yardımcılığı ile ABD siyaset sisteminin içinden birisi olan Joe Biden arasında çekişmeli ve bir o kadar da tartışmalı bir seçim dönemi geride kaldı. Eşi benzeri görülmemiş bir şekilde sona eren seçimlerin sonucu ABD’nin 46. Başkanı olarak Demokratların adayı Joe Biden’ı gösteriyordu.

Biden başkanlık koltuğuna oturmasıyla uygulayacağı dış ve özelikle de Ortadoğu politikaları merak konusu oldu.

Kuşkusuz Trump’ın Ortadoğu’dan Asya ve Çin’e yönelen dış politikası Ortadoğu’da siyasi boşluklar ve bölgedeki nüfuzlu devletlerin Ortadoğu üzerinde etkin rol oynamasına neden olmuştu (TAŞTEKİN, 2020).

Biden dış politikada Ortadoğu meselelerinde yardımcılığını yaptığı Obama stratejilerinin devamı niteliğinde mi yoksa Trump gibi Asya ve Çin’e kayan bir siyaset mi izleyeceği az çok öngörülebilir düzeyde.

Demokrat ABD liderlerinin alışılagelmiş şekilde Ortadoğu’da bölgesel istikrarı sağlayan fakat insan hakları bakımından pek de geçerli olmayan siyasi, askeri ve ekonomik kararlar alan bir Biden hükümeti görülmesi son derece muhtemel.

Batı dış politikasında sıkça kullanılan ve etkili olan istikrarsızlığı sürdürerek bölgede siyasi ve askeri varlığını devam ettirerek de içinden çıkılmaz bir duruma mı sürüklenecek?

Biden dönemi Ortadoğu Politikası nasıl olacak?

  1. Çin ve Rusya’yı sınırlandırma politikasında Ortadoğu ülkelerinin ABD safında olmasını isteyecek (İNAT K. , 2020).
  2. Her dönemde olduğu gibi ABD’de İsrail (Yahudi) lobisi oluşturmak. ABD’deki İsrail lobisinin Ortadoğu’da rasyonel olmayan adımların bu iki madde ile çatışması durumu ABD’nin Ortadoğu politikalarını belirleyecek (İNAT K. , 2020).
  3. İsrail lobisi Biden’ın Ortadoğu siyasetini küresel rakiplerine odaklanmasına ne kadar izin verecek? (İNAT K. , 2020).

Bu konu bölgede Türkiye ve İran gibi başat ülkeler ile ilişkileri açısından çok önem teşkil etmekte.

ABD dış politikasında rasyonel olan, Çin ve Rusya ile mücadeleye odaklanacak olan Biden kuşkusuz bu iki bölgesel gücü Moskova ve Pekin’e kaybedecek adımlardan uzak durması, bu ülkeler ile sağlıklı ve olumlu ilişkiler kurmasıdır.

Yeni Amerikan hükumetinin özellikle Türkiye hususunda gerekli kararları açması durumunda NATO müttefiki Türkiye ve ABD ilişkilerinde hızlı bir normalleşme ve ilerleme görülebilir.

Lakin Türkiye’nin İsrail saldırganlığına karşı agresif tutumu sebebi ile ABD’deki Yahudi lobisinin Washington-Ankara ilişkilerinde son derece sert ve “düşmanca” politika izlemesine yol açtığı açık bir şekilde görülüyor (ATAMAN, 2006).

Bu bağlamda sorulması gereken soru, küresel rakipleriyle mücadeleyi önemseyecek olan Biden yönetiminin Türkiye’yi bu siyasi mücadelede kendi safında mı yoksa İsrail lobisi öncülüğünde Ankara’da seçilmiş hükumeti devirmeyi hedefleyen politikaya destek verecek mi sorusudur.

Hele ki Biden başkanlık kampanyaları sırasında sarf ettiği “Erdoğan’ı devirmek için muhalefeti desteklenmesine” dair sözleri bir önceki sorunun cevabını hemen hemen vermekle beraber Türkiye’ye gibi bölgesel bir gücü kalıcı olarak kaybetme riskinin artması demek oluyor.

Ancak Türkiye’ye karşı olan baskı ve zorlama politikasını sona erdirip Ankara ile aynı amaca yönelen ve müttefik olarak kabul eden politikayı benimsemesi ABD’nin küresel mücadelede yararına olacaktır.

ABD’nin Ortadoğu hakkında hangi dış politikayı uygulayacağı hususunda bizim görüşümüz maalesef Washington’ın Yahudi lobisi istek ve zoru ile seçtirilen yoldur. Olası ABD politikalarında mevcut Ankara hükumetinin Beyaz Saray’dan gelecek olan ve şiddetini artıran baskılara hazırlık çalışmalara başlaması gereklidir.

Ülkemiz hakkında yazıya döktüğümüz şeyler İran için de açıkça söylenebilir. Trump’ın İran’a karşı artan ABD baskısı Tahran hükumetini Çin’e daha da yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Tahran hükumetinin -ABD tarafından-, petrol satışı yasaklanması ve ekonomik olarak boğulma noktasına gelerek Pekin ile 25 yıllık anlaşma yaparak Çin Körfezine yerleşme amacı ile bu bunalıma son vermeyi düşünüyorlar. Bu anlaşma ve gelişmeler ABD’nin küresel politikada başarısızlığını açık olarak göstermektedir. Biden’ın İran ile yeni bir sözleşme imzalanması -çevreden (lobiler) gelecek tepkiler kararları değiştirmez ise- öngörülebilir.

Biden, insan hakları ve demokrasi konularını öne sürerek ABD’nin Ortadoğu’daki Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi totaliter yönetimlerle iş birliği devamlı bir şekilde sürecektir. Nihayetinde Mısır’daki kanlı darbeye destek veren de Biden’ın yardımcılığını yaptığı, insan hakları ve demokrasiyi önemsediği ileri sürülen Obama idi.

Trump’ın kendi hükumet stratejileri kapsamında Ortadoğu’da oluşturduğu İsrail, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır ile bölgede etkisiz ve yetkisiz birkaç devletten meydana gelen gruplaşmanın yeni ABD başkanı döneminde de bu bloklaşmayı devam edip etmeyeceği meselesidir. ABD’deki İsrail lobisi tarafından şekillenen ve destek alan bu ittifak birlikler Ortadoğu siyasetinin şekillenmesi hususunda belirleyici etkenlerin başında olmuştur.

Ortadoğu coğrafyasında kuzeyden güneye, doğudan batıya bu blok devletlerinin çıkarları sonucu ile birlikte hareket ettiği gözlemleniyordu. Söz konusu bu ittifak devleri İsrail ve ABD yönetimleri Ortadoğu’daki müttefikleri bölge sorunlarında İsrail’in çıkarlarını tehdit etmeyecek tutum sergilemelerine teşvik ediyorlardı. Buna karşılık Washington yönetimiyse kendileri ile olası bir iş birliği halinde söz konusu ülkeleri “iç ve dış tehdit ve tehlikelere” karşı destekleyip diri kalmasını sağlıyordu.

Peki, Biden döneminde de Washington’un Ortadoğu’daki müttefikleri ile bağları bu şekilde devam mı edecek?

ABD’nin Ortadoğu politikasında çıkarlar mı ağır basacak yoksa Biden ve hükumet üyelerinin devamlı olarak hemen her konuda söz ettikleri “demokrasi ve insan hakları” gibi idealar mı öne çıkacak?

Eğer uluslararası ilişkilerde devamlı gördüğümüz “çıkarlar ve menfaatler” öne çıkacaksa bu çıkar ve menfaatler İsrail lehine mi yoksa ABD lehine mi olacak?

Doğrusunu söylemek gerekirse Biden döneminde de ABD’nin Ortadoğu politikasında temel belirleyici faktör “çıkarlar” olacaktır (İNAT K. , 2020). Trump hükumetinden değişkenler olarak karşımıza insan hakları ve demokrasi gibi ifadeler ile çıkarları gizleyen baskı araçları olarak daha da kendini belli edecektir.

Açıkçası Biden yönetimi, insan hakları ve demokrasi sorunlarını sebep göstererek Mısır, BAE ve Suudi Arabistan ile sıkı olan ilişkileri devam ettirecek ya da bu ülkeler ile müspet ilişkileri bozup onlara insan hakları ve demokrasi bağlamında baskı yapmayacaktır (İNAT K. , 2020). ABD’deki İsrail lobisi Ortadoğu’da zatını hoşnut eden müttefiklerini koruma gücüne daimî olarak elindedir. Buna karşın bu ülkelerdeki otoriter rejimler ABD ve İsrail çıkarları tersine olacak şekilde karar mekanizmalarını devreye sokarlarsa bu kararlar sonucu olarak ağır insan hakları ve demokrasi kritikleriyle karşı karşıya olmaları içten bile değildir.

ABD’nin Ortadoğu politikasında baş etken olan “çıkarlar” açısından baktığımızda ise, Trump dönemindeki İsrail-ABD çıkarları ikilemesinden nazaran Amerikan çıkarları daha ağır basacağı bir Biden döneminden söz edilebilir. Belki Trump’ın Kudüs’ü başkent olarak tanıma ve ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması gibi geri adım atılamayacak konular İsrail lobisini sevindirse de İran ile olası anlaşma ve ilişkiler lobiyi rahatsız edebilecek nitelikte.

Kuşkusuz İran ile Obama dönemi ilişki düzeyine dönülmeyeceği konusunda herkes aynı düşünceye sahip olsa da başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diğer küresel güçlerin İran’la anlaşma konusundaki baskıları Washington’un Tahran’la yeni bir anlaşma imzalaması ve İran’a uygulanan ağır yaptırımların kaldırılmasına yol açabilir (İNAT K. , 2020). Bu anlaşma İran için Obama döneminde varılan anlaşma şartlarından daha ağır olsa da ekonomik bunalımda olan Tahran’ın anlaşma için masaya oturması ihtimal dâhilindedir.

Bu bağlamda bölgedeki ABD müttefik ülke bloğunda bulunan devletlerin dikkati şüphesiz İran-ABD ilişkilerinde olacaktır. Obama’nın İran’la anlaşmasının bu ülkelerde sebep olduğu sıkıntıların büyüklüğü düşünüldüğünde Biden‘ın İran konusunda anlaşma isteyen küresel aktörlerle anlaşmayı tedirgin şekilde takip eden bölgesel müttefikler ile ciddi bir ikilemde kalması olağandır (İNAT K. , 2020).

Biden‘ın tercihini İran’la anlaşma seçeneğinden yana kullanması ABD’nin Ortadoğu’da kurduğu ve müttefiki olduğu bloklaşma açısından ciddi sonuçları olabilir. Trump döneminde inşa edilen İsrail-BAE-S. Arabistan-Mısır-ABD blokunun yavaştan parçalanması ihtimaller dâhilinde olabilir ve İsrail’in Washington’a vereceği tepkilerle alakalı olarak bloğun Arap üyelerinin İsrail ile ilişkileri de büyük yara alabilir.

Büyük bir kesim ABD ile Türkiye arasında sıkıntılı günlerin geleceğini söylemekte fakat Washington hükumetinin çeşitli anlaşma ve ilişkiler sonucu bölgedeki müttefiki olan Arap yönetimler ile ters düşmesi ve bu devlet ilişkilerinde ciddi gelişmeler beklenmekte.

Kaynakça

ATAMAN, M. (2006). Değerler ve Çıkarlar: ABD’nin Ortadoğu Politikasını Belirleyen Temel Unsurlar ve İlkeler. Ortadoğu Yıllığı 2006, 401-431.

İNAT, K. (2020, 11 14). SETA. SETA: https://www.setav.org/bidenin-orta-dogu-politikasi-ii/ adresinden alındı

İNAT, K. (2020, 11 11). SETA. SETA: https://www.setav.org/bidenin-orta-dogu-politikasi-nasil-olacak/ adresinden alındı

TAŞTEKİN, F. (2020, 11 8). BBC. BBC: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54825441 adresinden alındı

MEHMET FATİH SAĞLAM

Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencisiyim.

One thought on “BIDEN DÖNEMİ ABD-ORTADOĞU POLİTİKALARI

  • Nisan 10, 2021 tarihinde, saat 4:08 pm
    Permalink

    Teşekkürler Fatih Sağlam hocam güzel bir değerlendirme olmuş

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir