Bir Siyasal İletişim Aracı Olan İnternet ve Sosyal Medya Etiği

Siyasal İletişim, Bir Siyasal İletişim Aracı Olan İnternet ve Sosyal Medya Etiği

Özet

Siyaset ve iletişim günümüzün öne çıkan konularından biri haline gelmiştir. Bu durumun en önemli nedeni gelişen internet medyasının sunmuş olduğu geniş iletişim imkânlarıdır. Siyasal iletişim siyasilerin yapmış oldukları kampanyaları, siyasi mesajları halka ulaştırmak için medyayı kullanmalarıdır. İnternetin sunmuş olduğu iletişim imkânlarından en önemlisi olan sosyal medya siyasal iletişime önemli bir katkı sunmuştur. Siyasiler için kısa sürede kitlesel boyuta ulaşabilecek iletişim alanı sunan sosyal medya, mesajların kısa sürede halka ulaşmasını ve halkla siyasiler arasında karşılıklı iletişim kurma imkânını sağlamıştır. İnternet medyasının küresel bir köye dönüştürdüğü dünyamızda zaman mekân gibi kavramlar ortadan kalkarken sosyal medya da bir takım etik sorunlarını da ortaya çıkarmış.

Bu çalışma siyasal iletişimi tanımlamaya, siyasal iletişim aracı olarak interneti ve siyasal iletişim için en önemli araç olan sosyal medyayı ve ayrıca sosyal medya etiği konularını açıklamaya yöneliktir. Ayrıca çalışmada sosyal medyada etik sorunlarının çözümüne dayalı önerilerde sunulmuştur.

Political Communication, Internet as a Political Communication tool and Social Media Ethics

Abstract

The link between politics and communication has become one of the prominent issues of our day.The most important reason for this situation is the wide communication opportunitie offered by the developing Internet media. Political communication is the use of the media by politicians in order to bring political messages to the public. Social media, which is one of the most important communication facilities offered by the internet, made an important contribution to political communication. Socia media, which provides a space for communication for the politicians in a short period of time, has enabled the message to reach the public in a short time and to make mutual communication between the public and politicians. In our world where the Internet media has been trans for med into a global village, the concepts like time and space have disappeared and social media has revealed a number of ethical problems.

This study aims at defining political communication, explaining the social media as a means of political communication and social media, which is the most important tool for political communication, as well as social media ethics. In the study, suggestions based on the solution of ethical problems in social media are also presented.

Key Words: Politics, Political Communication, Internet, Social Media, Ethics

Giriş

İletişimi temelde bilgi alışverişini kapsayan bir eylemler bütünü olarak kabul edersek toplumsallaşmanın en önemli aracının iletişim olduğunu söyleyebiliriz. Meşru bir çerçeve içerisinde ikna etmek, etkilemek ve düşünsel anlamda dinamik bir anlayış oluşturmak iletişimin temel amaçlarındandır. Bu bağlamda siyaset ve iletişim birbirini tamamlayan iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Toplum içerisindeki siyasi eylemler, karşılıklı bir mücadelenin oluşmasıyla ve demokratik anlayışla, yani demokrasinin tahammül sanatı tanımını işlevselleştirecek bir bakış açısıyla olgunlaşır ve bir anlam oluşturur. Demokratik bir çerçevede gelişen iletişim, toplumun siyasal, kültürel ve ekonomik gibi birçok alanında gelişmesini ve olgunlaşmasını da sağlayacaktır. Siyasal iletişimin içeriğini oluşturan siyasal konuşma, nutuk, haberler, yorumlar, sosyal medya paylaşımları, siyasal pazarlama çıktıları, konferanslar, açık oturumlar, propaganda, televizyon, sinema etkinlikleri vb. iletişimin de kapsamını oluşturmaktadır. Bu aktif ve işlevsel eylemler siyasi arenada iktidar olmayı, yöneten ve yönetilen arasında etkileşimi sağlayan süreçlerdir.

İletişim alanındaki gelişmeler her dönemde insanların dikkatini üzerine çekmeyi başarmıştır. Son on yılda iletişim teknolojilerinde yaşanan akıl almaz gelişmeler, yenilikler şaşırtıcı bir durum oluşturarak insanları bu alana çekmeyi başarmıştır. İletişim teknolojilerindeki yenilikler, internetin yaygınlaşması ve yeni medyanın kuşatıcı bir yapıya dönüşmesi iletişim alanında yeni bir dönemi başlatmıştır.

İnternet ağlarının yaygınlaşması ve ulaşılabilirliğin artması siyasal iletişimi de etkilemiştir. Sosyal ağlar aracılığıyla kurulan küresel bağlantılar siyasal iletişim için farklı imkânlar getirmiştir. Politik yaklaşımların çeşitlenmesini, küresel bir anlam kazanmasını sağlayan iletişim teknolojisi demokratikleşmenin de önünü açmıştır. Sosyal medyanın hızlı ve yoğun bilgi paylaşımları imkânı sunması ve hızlı bir şekilde çok sayıda kişiye ulaşması siyasi arenada şeffaflaşmayı sağlamıştır. Yeni medya siyasiler için en etkili propaganda aracı haline dönüşmüştür. Bireysel hareketlerin kitlesel boyut kazanmasını da sağlayan, siyasal söylemleri yerellikten ulusal hatta küresel alana taşıyan internet medyası siyasal iletişimin sınırlarını kaldırmıştır.

Yeni iletişim teknolojilerinin sürekli gelişmesi ve sosyal medyanın iletişimde etkili bir organ haline gelmesi gerek iletişim için gerek siyasal iletişim için yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu tartışma konularının başında etik kavramı gelmektedir. Sınırsız bir bilgi akışı sağlayan ve ulaşılabilirliği hızlı olan etki gücü ise küresel boyutta olan sosyal medya kontrolü güç bir noktaya ulaşmıştır. Paylaşımların doğruluğu, etkisi ve sınırları medya sağlayıcılarının yanında medya kullanıcılarını da ilgilendirmektedir. Bu bağlamda sosyal medya etiğinin belirlenmesi ve sosyal medya ilgililerinin özdenetim gibi alanlarda etkili hale gelmesi sosyal medyanın da bir sorumluluk alanı olduğunu ortaya koyacaktır.

Bu çalışmanın birinci bölümünde siyasal iletişim konusuna değinilmiştir. Siyasal iletişimin tanımı yapılarak siyasi alandaki işlevi açıklanmıştır. İnternetin yaygın hale gelmesi ve yeni medyanın iletişim alanındaki etkisi ortaya konularak siyasi alana katkıları açıklanmıştır.

İkinci bölümde ise yeni medya konusuna değinilmiştir. Sosyal medyanın tanımı yapılarak siyasal iletişim alanına etkileri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise sosyal medya etiği konusuna değinilmiştir. İletişim alanında bu denli etkili olan sosyal medyanın sınırsız bir paylaşım imkânı sunması ve küresel bir arenaya dönmesi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu durumda birçok tartışmaya ortam hazırlamıştır. Bu tartışmalardan en önemlisi etik kavramıdır. Bu bölümde sosyal medya etiği tanımlamalarla ve alt başlıklarla açıklanmıştır. Ayrıca sosyal medya da yaşanan etik sorunlarının çözümüne yönelik önerilerde sunulmuştur

Siyasal İletişim ve Bir Siyasal İletişim Aracı Olan İnternet, Sosyal Medya Etiği

1.Siyasal İletişim

Siyaset, tarihin bütün dönemlerinde dikkatleri her zaman üzerine çeken bir alan olmuştur. Yönetenler ile yönetilenlerin arasındaki iletişim siyasetin en önemli konularından biridir. Yönetenlerin yönetilenlere karşı mesajlar vermesi, propaganda yapması iletişim kanallarıyla mümkün olduğu gibi yönetilenlerin de yöneticilere ulaşması yine iletişim ile mümkün olmaktadır. Siyaset ve iletişim bu denli önemli bir bağa sahiptir. Bilişim teknolojilerinin gelişmesi siyasetinde etkisini ve yöntemini etkilemiştir. Bilimsel yöntemlerin siyasiler tarafından kullanılması kitlelere daha etkili bir şekilde ulaşabilme imkânı sunmuştur. İletişim alanındaki gelişmeler politikacıların vermek istedikleri mesajların daha büyük kitleler ulaşmasını sağlamıştır. Bu durum yeni medya teknolojilerinin siyasal iletişim aracı olarak kullanılmasının birer sonucudur. Siyasetin iletişimle elde etmek istediği temel amaçlarından olan etkili olmak iletişimin siyasi arenada işlevsel kullanımının sonucu ortaya çıkabilmektedir. Politikacıların en önemli hedefi mesajlarını karşı tarafa en etkili bir şekilde sunmaktır. Ekinci, siyasi anlamda etkiyi şu şekilde tanımlamaktadır: “Etki, bir siyasal aktörün diğeri üzerinde uyguladığı, iletişim, strateji ve konuşmalarıyla doğal bir biçimde kurmuş olduğu bir süreç ve bu süreçte ortaya çıkan, her türlü toplumsal uygulama ve eylemler bütünüdür. Siyasi eylemlerde etkili bir sonuç elde etmenin en önemli aracı iletişimdir.” (Ekinci, 2008: 167). Tarihsel süreç içerisinde iletişim teknikleri değişse de iletişimin özü olan ikna ve etkileme hep var olmuştur. Bu siyasal iletişiminde en önemli kapsamlarından biridir. Seçmenleri ikna etmek, etkilemek ve harekete geçirmek siyasal iletişimin genel işlevlerindendir. Her geçen gün gelişen, kitlesel bağ imkânı sunan iletişim teknolojisi siyasetin iletişim ve etki boyutunu da çeşitlendirmekte, değiştirmektedir. Bu bağlamda siyasal iletişim yeni eğilimler ve yeni gelişmelerle her geçen gün farklı kapsamlara, tanımlamalara sahip olmaktadır.

Siyasal iletişim; bu iki kelimeye baktığımızda düşünme sürecimiz siyaset ve iletişim kavramlarından başlıyor. Bu sürecin başlıca aktörleri arasında siyasetçiler (siyasi seçkinler), kitle iletişim araçları ve tabiî ki de toplum (vatandaşlar, seçmenler, kitle iletişim araçları kullanıcıları) vardır (Gackowiski, 2013: 45). Politika, toplumsal gurupların ve aktörlerin, yalnızca kendi çıkar ve ilgilerine yönelik olarak politik iktidarın denetimini sağlamak ya da kendi iktidar alanlarını politikleştirmek için hedef-program oluşturma gayretlerine verilen addır (Köker, 2016: 19). Siyaset en geniş anlamda, insanların hayatlarını düzenleyen genel kuralları yapmak, korumak ve değiştirmek için gerçekleştirdikleri faaliyetlerdir. Aynı zamanda bu faaliyetlerin incelenmesidir (Çuhadar, 2007: 157). İletişim ise, bir kişinin, o kişinin ihtiyaçları, arzuları, algıları, bilgisi ya da duygulanım halleri hakkında başka bir kişiye bilgi verdiği ya da aldığı herhangi bir harekettir. İletişim bilinçli ya da bilinçsiz, konuşmalarla ya da diğer modlarla ortaya çıkabilir (Velentzas, 2014: 117). İletişim genel olarak şöyle tanımlanabilir: Bir göndericinin (konuşan/yazan) alıcıya (dinleyici/okuyucu) bir şey hakkında sözlü ya da yazılı mesaj göndermesi, iletmesi ve bu mesajın alıcı tarafından çözümlenmesi (Uzuntaş, 2013: 14). İletişim insanları tümüyle kapsayan ve insanların yaşamsal serüvenine kaynaklık eden bir süreçtir.

Siyasal iletişim kavramı ve uygulaması, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nde doğup gelişmiş, 1960’lı yıllarda da Batı Avrupa ülkelerinde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Akabinde seçme ve seçilme hakkının evrensel ve küresel bir norm haline gelmeye başlaması, siyasal rekabetin kitle iletişim araçlarıyla yürütülen biçiminin kamuoyu kavramını güçlendirmesi, yurttaşların bu yolla siyasal süreçlere aktif katılımının artması gibi gelişmeler, tüm dünyada siyasal iletişimin önemsenmeye başlamasına sebep olmuştur (Yıldırım, 2012: 200). Siyasal iletişim, yöneten ve yönetilen kesimlerin aktörlerince, bulundukları konumları gereği, var olan iktidarları, iç ve dış güç odaklarına karşı güçlendirmek ya da etkisini azaltmak veya ele geçirmek üzere yeni siyasal olgular yaratmak, var olanları değiştirmek amacıyla, siyasal alanlarda ortaya koydukları, sonuçta kimlikleri ve siyasal kültürü ortaya çıkaracak, siyasal yapıyı biçimlendirecek olan, tanıma dönük her türlü eylem, strateji, teknik ve uygulamalar bütünüdür (Ekinci, 2016: 55). Siyasal iletişim, bir siyasal görüş ya da organın, etkinlikte bulunduğu siyasal sistem içerisinde kamuoyu güvenini ve desteğini sağlamak dolayısıyla iktidar olabilmek için zaman ve konjonktürün gereklerine göre reklam, propaganda ve halkla ilişkiler tekniklerinden yararlanarak, sürekli biçimde gerçekleştirdiği tek veya çift yönlü iletişim çabalarıdır (İpekeşen, 2012: 15).

Siyasal iletişim, siyaset bilimi ve kitle iletişim alanlarının her ikisiyle de yakından bağlantılıdır. Siyasal iletişimin farklı boyutları arasında farklı ülkelerin, dünya liderlerinin ve öne çıkan siyasi parti liderlerinin medyada yer alan siyasi mesajlarının analizleri yer alır. Sosyo-kültürel ve ekonomik durumlara bağlı olarak dünyanın değişik yerlerinde siyasal iletişimin farklı desenleri vardır. Fakat şu çok açıktır ki, gelişmiş ya da gelişmekte olan demokratik toplum büyük ölçüde siyasal iletişime bağlıdır (Riaz, 2010: 162). Siyasal iletişim, devletin başarısına karşı halkın sinerjisini artırmak için kamuoyunu etkilemek adına iletişim araçlarını kullanmayı içerir. Süreç, siyasal iletişimcilerin tutum ve davranışlarına bağlıdır.

Politikacılar kamuoyuna karşı daha duyarlı olursa, hükümet kurma ve karar alma politikası daha etkili olabilirler. Siyasal iletişim sürecinde en etkili figür halktır. Liderlerin imajı siyasi mesajların halka ve parti üyelerine ulaşmasında, şeffaf bir hükümet kurulmasında önemli ve öncüdür (Dejelantik, 2015: 152). Siyasetin ikna etkisini artırmak ve güç elde etmek acısından hedef kitleye daha etkin bir şekilde ulaşmak önemli bir aşama olduğu açıktır. Dolayısıyla da hedeflenen kitleye en hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmak siyasal iletişim alanını politikacılar için önemli bir noktaya getirmiştir. Günümüzde internetin siyasal iletişimin en önemli aracı haline gelmesi siyasal iletişimi farklı bir noktaya taşımıştır.

Siyasal iletişim süreci ve seçim kampanyaları ön seçimlere dayalı ve doğrudan seçilen adaylar için; çoğunluğun oylarını toplayarak seçilmeyi, seçimi kazanmasa bile iyi bir oranda oy toplayarak gücünü kanıtlamayı, öteki adaylarla pazarlık edebilecek bir duruma gelmeyi ve hiç seçim şansı olmadığı halde kendi görüş ve düşüncelerini duyurmak ve gelecekteki seçimlere yatırım yapmayı ifade ederken siyasi partiler için ideolojilerini, programlarını ve adaylarını seçmenlere tanıtabilmek ve desteklerini alabilmek amacıyla yürüttükleri ve çoğunluğun oylarını toplayarak iktidar olmayı hedefledikleri bir süreci ifade etmektedir.

Organizasyona, pazarlamaya ve finansmana dayalı bu süreçte, siyasi partiler ve adaylar hedef ve amaçlarına ulaşabilmek için kitle iletişim araçlarını yoğun ve etkili biçimde kullanmaya yönelmişlerdir (Güven, 2017: 177). Siyasilerin hedeflenen amaçlarına ulaşa bilmek amacı ile iletişim kanallarına yüklenmesi internet medyasını siyasal iletişimde çok önemli bir noktaya taşımıştır. Siyasal iletişim medya alanındaki gelişmeler ile paralel bir şekilde önem kazanmaktadır. Siyasilerin kendilerini ve siyasi düşüncelerini hedeflenen kitleye tanıtabilmek amacıyla yaptıkları siyasi kampanyalar ile oyların çoğunu alıp iktidar olmayı ya da iyi bir oy oranı yakalamayı, seçimleri iyi bir oy oranıyla bitirmeyi hedeflemektedirler. Bu nedenle siyasi partiler kitle iletişimi en iyi şekilde kullanmaları önemli bir noktadır.

Siyasal iletişimin etki gücü bir ülkenin kültürel, ekonomik ve teknolojik gelişmişliği ile doğrudan ilgilidir. Kültürel ve teknolojik gelişmesini tamamlamış olan ülkeler, diğer ülkelere oranla çok daha güçlü ve etkili iletişim araçlarına sahip oldukları için; medya toplumu patlamasının tüm koşullarını da üzerinde taşımaktadırlar. Durum böyle olunca kitle iletişim araçları toplumu daha kolay kontrol altına alabilmekte, siyasal doğal oluşumu derinden etkileyebilmektedir. Bu da göstermektedir ki, kitle iletişim araçları ile siyasal sistem arasında sıkı bir ilişki vardır ve bir ülkede kitle iletişim araçları özgür olmadan demokratik özgür bir toplum yaratmak, bir bakıma olanaksız hale gelmektedir (Ekinci, 2016: 6). İletişim ile siyasetin bu bağlantısı siyasal iletişimin ve dolayısıyla iletişimin en belirgin aracı internet medyasının önemini de ortaya koymaktadır.

Bir Siyasal İletişim Aracı Olan İnternet

Modern toplumun özellikleri dikkate alındığında, yeni iletişim teknolojilerini ve artan internet kullanımını, siyasal iletişim biçimlerini etkilemesinin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkar. Yapılan araştırmalara göre İskandinav ülkeleri online siyasal katılım konusunda aktif durumdadır. Bu ülkelerde siyasal partilerin interneti etkin biçimde kullanmalarında yurttaşların internete erişebilme imkânlarının yüksek oluşunun etkisi vardır. Bu noktada siyasal katılım kavramına değinmek faydalı olacaktır: Siyasal katılım, siyasal sistem içindeki bireyin doğrudan veya dolaylı biçimde yöneticilerin seçimini ve kararlarını etkilemeyi amaçladığı eylemler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Doğrudan demokrasi gerçekleşemediğinden, yani yurttaşların her birine erişebilme imkânı olmadığı için temsili demokrasilerde internet siteleri, siyasal iletişim kampanyalarının önemli bir aracı haline gelmiştir (Evren, 2015: 6556). İletişim teknolojilerindeki yenilikler politikacıların seçmenlerle iletişim kurma biçimlerini de etkilemiş ve her bir yenilik, eski etkileşim formlarını yıkarak yeni etkileşim biçimlerini yaratmıştır. Böylece, mevcut sosyal ilişkiler ve kurumlar yeniden biçimlendirilmiştir (Taşcıoğlu, 2007: 53).

Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki son yıllardaki gelişmeler siyasi yaşamda ve demokratik toplumların ve kurumların işleyişinde yeni kapılar açmaktadır. İnternet, gerek yurttaşlar arasındaki ve gerekse, seçilmiş görevliler ile seçmenleri arasındaki iletişimi büyük bir değişime uğratmaktadır. Hükümetin yurttaşlara ve yerel yönetimlerin vatandaşlara erişiminde yeni yöntemler ortaya çıkmaktadır. İletişim ve Bilgi Teknolojileri iki taraflı çalışan bir iletişim kanalı açmıştır. Bir taraftan seçilmiş görevliler seçmenlerine kendilerini, çalışmalarını, düşüncelerini anlatabilmekte, diğer taraftan da seçmenler temsilcilerine isteklerini, sorunlarını, özlemlerini aktarabilmektedirler (Ece ve Pekün, 2009: 464).

İnternet teknolojisi geçmişten günümüze geldiği nokta ile toplum hayatının her alanını etkisi altına almıştır. İnternetin gelişimini inceleyecek olursak; WEB üç aşamalı bir gelişim göstermektedir. Web 1.0 teknolojisi birkaç kişinin yarattığı durağan sayfalardır. İnternet kullanıcıları sadece sayfada yayınlanan bilgiyi takip eden seyirci konumundadır. Web 2.0’ye geçilmesiyle, internet kullanıcıları internet sayfalarının seyircisi olmaktan çıkmış, içerik yaratmaya ve paylaşmaya başlamıştır (Bozarth, 2010: 11). Bu süreçle internetin sosyal hayattaki rolü katlanarak artmıştır. Web 3.0 teknolojisinde ise, web yaşanan bir ortam haline gelmiştir. Bu teknoloji kullanıcılara, en hızlı şekilde bilgiye ulaşabilme ve sürekli olarak erişilebilirlik olanağı sağlamıştır. Günümüzdeki en büyük güçlerden biri olan Facebook, YouTube, Twitter, Google Plus, Instagram gibi sosyal ağları, Web 2.0 ile Web 3.0 teknolojilerinin birer ürünüdür (Çağlar ve Köklü, 2017:151). Bilişim sektörünün gelişimi ve yaygınlığı internet dünyasını siyasal iletişimin, propagandanın yaygın bir arenası haline getirmektedir. Gezegenimiz artık 7 milyardan fazla insana sahiptir, 10 milyardan fazla mobil dijital cihaza ev sahipliği yapmaktadır. Şu anda sabit ve istasyona bağlı cihazların sayısı 40 milyardır. Bu ağlar hem büyük bir fırsat hem de istismar için büyük bir alandır. Ayrıca sürekli de daha fazla insan aktif ya da pasif olarak bilgi üretmekte ve bunları internet üzerinde almakta ya da transfer etmektedir. Çoğu tahminlere göre, 2020’de herkes etkili bir şekilde çevrimiçi olacaktır. Dünyanın birçoğu cep telefonları ve internet üzerinden doğrudan internet erişimine sahip olacak, bu şekilde herkes sürekli internete bağlı olan cihazların dünyasına kapılmış olacaktır. Bu büyüyen bir ağ yapısıdır. Önümüzdeki yıllarda dünyada daha fazla kablolu ve akıllı cihazlar olacaktır (Howard, 2016: 4844). Dolayısıyla da iletişim teknolojilerinin iletişim alanını tümüyle kuşatan bir yapıya sahip olacağını söyleyebiliriz. Çok kısa bir süre sonrada ekonomik, kültürel ve siyasi alanın dijital medya ile şekilleneceği net bir çıkarımdır.

İnternet, iletişimin ne olabileceğini anlamamızı, kimler tarafından yapıldığını, nasıl ve ne etkisi olduğunu kesin bir şekilde değiştirmiştir. İnternet iletişim alanında bir devrim oluşturan medya ağlarının oluşmasına imkân sağlamıştır. İnternet bağlantılarıyla sağlanan yeni medya alanları ve bu ağlara ulaşmanın kolaylığı ve geniş çevreler çok kısa bir sürede bu mecralara erişilmesi iletişim alanında bir devrim sağlamıştır. Siyasal iletişim içinde bir propaganda alanı olan sosyal medya alanları, siyasal mesajların yayılmasında ve interaktif bir iletişim oluşmasında büyük bir imkân sunmuştur. Bilişim sektöründeki gelişmeler siyasetçilerin daha etkili olmasına imkân sağlamışlardır. Dolayısıyla siyasetin ve iletişimin aktörleri için internet medyası ciddi bir alan olmuştur.

İnternet, toplum içerisinde çoğulcu bir mekanizmanın oluşmasını sağlayarak kamusal görüşlerde farklılaşmaların doğmasına neden olmaktadır. Kamusal görüşlerde farklılaşmaların yaşanması, siyasal iletişimin çevresinin genişlemesine yol açmaktadır. Toplum içerisinde, farklı görüşlere saygı durumu söz konusu olduğunda, siyasal iletişim mekanizmasının etkinliğinde de önemli gelişmeler sağlanmaktadır. Siyasal iletişim, demokrasi ve demokratik kurumlar açısından vazgeçilmez bir olgudur. Siyasal iletişim mekanizmasının doğru ve sistemli bir şekilde işlediği ülkelerde demokrasi olgusunun gelişmesi, çok kolay bir şekilde olmaktadır. Siyasal iletişim, toplumsal kararların doğru bir şekilde verilmesini sağlayarak rasyonel bir sistemin ortaya çıkmasının önünü açmaktadır (Karaçor, 2009: 125). İnternet iletişimi daha büyük bir bilginin daha hızlı iletilmesini sağlar. Bu aracın benzersiz kapasitesi kullanıcının kontrolünü ve medya sahipliğini iletişim sürecinde merkezileştirir. İnternet iletişimi üç ana cephede önemli bir siyasi örgütlenme kabiliyeti sunmaktadır (Ward, 2001: 3).

Veri saklama ve yönetimi: İnternetin hızlı ve yüksek, kişiselleştirilmiş veri saklama imkânı vermesinden dolayı veri toplama kapasitesi önemli derecede artmıştır.

Mesaj Kapsamı: İnternetin dolaysız ve küresel erişimi, kurumların hem daha geniş kitleye hem de hedeflenen kitleye ulaşma kapasitesi büyük ölçüde genişlemiştir.

Etkileşim: Gönderilen ve alınan mesajlar üzerinde merkezi olmayan kontrol sebebiyle daha geniş halk kitlelerine ve diğerlerine çok yönlü bağlantı sunar.

Stephen Ward’ın ortaya koyduğu internetin işlevleri politikacıların internet kullanımıyla doğru orantılıdır. Siyasi örgütlerin kurumsallaşması ve hedeflerine ulaşması, mesajlarını hedef kitleye ulaştırması internete bağlı olmasıyla paraleldir.

Modern dünyada internet ve siyaset ayrılmaz bir hale gelmiş ve böylece siyasi karar vericiler adına faydası ise serbest bilgi akışı önündeki engellerin ortadan kaldırması olmuştur. Geçiş sürecinde olan ülkeler internetin siyasal iletişim alanındaki çağdaş eğilimlerin uyumunu takip etmelidir ve bu durum eş zamanlı olarak hala baskın olan gizlilik içeren, şeffaflıktan yoksun iletişim modelinin değişimine neden olacaktır (Emruli ve Baca, 2011: 154).

İnternet, etkileşimde bulunduğumuz aracıları, bilgiyi nasıl aldığımızı ve bilginin nasıl sunulduğunu değiştirerek siyaseti etkilemiştir. Bu değişim, sırasıyla bildiklerini, öğrendiklerini ve olayları yorumlamak için ne gibi perspektifler kullandığını değiştirebilir. Kısa vadede, bu değişimler politik sorunların ve çözümlerinin önemini göreli olarak değiştirebileceği gibi uzun vadede de demokratik inançların temel ilkelerini zayıflatabilir (Weare, 2002: 682). İnternet kullanımının artması demokratik süreçleri de etkilediği belirgindir. Bilgi paylaşımının şeffaflaşması, bilinenlerin tekrardan değerlendirilmesi ve sorgulanabilir bir politik alanların oluşması demokratik anlayışın kapsamını değiştirmiştir. İletişim teknolojilerinde değişim bilgi akışını yerelden küresel boyuta taşıyarak, yargı, yasama ve idari karar mercilerinin değerlendirme ve karar süreçlerini kitlesel boyuta taşıyarak izleyici kitlesini artırmaktadır. Olay ve durumların yerelden küresel bir boyuta taşınması şeffaflaşmayı ve dolayısıyla da demokratikleşmeyi sağlamaktadır.

İnternet aracılığıyla yeni iletişim teknolojileri sağladığı sosyal paylaşım imkânı ile seçim kampanyalarında ideolojik düşüncenin hızlı bir şekilde yayılmasını desteklemekte ve sosyal paylaşım sitelerinde insanların birbirini etkilemelerine imkân vermektedir. Bu durum özellikle “yüzen oy”lar üzerinde büyük etkiye sahiptir. Nitekim bazı seçimlerde kararsız seçmenin oyu olarak görülen yüzen oylar sonucu belirleyebilecek oranlara sahiptir. Bu durumda iletişim teknolojileriyle kararsız seçmeni lehte oy kullanması için ikna edebilmek, hem daha kolay, hem de daha hızlı olabilmektedir (Vural ve Bat, 2009: 2753).

Artık kamu televizyonları ve ünlü basın organları vatandaşların ulusal alanlarda sosyalleştikleri platformlar değildir. Çağdaş bir medya belirli bir coğrafyada var olan ulusal bir kimliğin kaynaşmasını ve pekişmesini sağlayamaz, farklı bir ifadeyle artık medya belirli bir ulusa ve belirli bir alandaki kurumsal yapıya hitap etmiyor. Medya, Amerikalı yazar Arthur Miller’ın ifade ettiği gibi “kendisiyle konuşan bir ulus”u temsil etmiyor. İzleyicilerin kamusal konularda ki tartışmaları seçme yeteneği artmıştır, yeni medyanın varlığı ile birlikte halk birçok alanda kendini temsil edebiliyor (Sampedro, 2011: 432). Dolayısıyla internet kullanımının yaygınlaşması kendini ifade etme anlamında birçok alternatif sunmaktadır. Halkın sorgulama, bilgi edinme ve bilgi paylaşımı imkânlarının artması küresel bir boyutta oluşmaktadır.

Bilişim teknolojilerinin gelişmesi, iletişim ağlarının küresel bir boyuta ulaşması bilgi akışını çeşitlendirmiştir. Bilgi akışının küresel dağılımı, medya ekonomilerinin uluslararası entegrasyonu ve göçmen halkları, çağdaş politikaların ve iletişimin anahtar karakterini oluşturuyor. İletişimin küresel ve yerel düzeylerde gerçekleşmesi devlet kontrolünü etkilemiştir ve medya ulusal sınırların ötesine geçtiğinden bağımsız, devlet kontrolünden uzak bilgiler üretmektedir. Uluslararası veya küresel kamuoyu gibi ifadeler bu gelişmeleri yansıtmaktadır (Sampedro, 2011: 433). İnternetin gelişmesi ve iletişimde en etkin araç olması kamusal alan, kamuoyu gibi siyasi kavramların kapsamını da etkilemiştir.

Teknopolitik tez, internet, blogosphere ve etkileşimli sosyal medyanın politik süreçleri kamuya açık hale getirmek için yeni fırsatlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vatandaşa özerk iletişim platformları sunuyor. Kişisel medya kitle iletişim araçları haline gelebilir. Dijital cihazlar, klasik modeldeki gibi çoğunlukla pasif ve reaktif alıcılar olarak değil, bireylerin ve toplu aktörlerin siyasi iletişimde proaktif ajanlar olarak yer almalarını sağlıyor (Sampedro, 2011: 433). İnternet dünyadaki siyasi kampanyalar için önemli bir alt yapı oluşturmuş, internet medyası en önemli siyasi kampanya araçları haline gelmiştir. İnternet medyası propaganda İnternette yaşanan Web 2.0 devrimiyle birlikte sosyal medya gelişmesinin gündelik hayattan siyasete her alanda hissedildiği günümüzde artık siyasal iletişimin yöntemi de değişmektedir. Sosyal medya vatandaşlar için yeni bir siyasallaşma aracı olarak göze çarpmaktadır. Siyasete mesafeli vatandaşlar bile yaşanan olaylar karşısında burada kendini ifade etme zorunluluğu hissetmektedir. Bu yeni siyasal iletişim şekli sosyal medya merkezlidir ve siyasal iletişim 2.0 olarak adlandırılabilir. Siyasal iletişim 2.0, sosyal medyanın sunduğu imkânların etkin bir şekilde kullanılarak siyasal iletişim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi olarak ifade edilebilir (Bostancı, 2014: 88). İnternetin yaygınlaşmasıyla siyasal iletişim için etkili ve yaygın bir iletişim alanı haline gelen yeni medya siyasal iletişimle internetin ilişkisini de ortaya koymaktadır. İnternet yerel politik sorunların küresel alanda gündem oluşturmasını sağlayarak siyaseti ve aktörlerini etkilemiştir.

3.Siyasal İletişim Ve Sosyal Medya

İnternet teknolojisi ve sosyal etkileşim sosyal medya olgusunu oluşturmaktadır. Web 2.0, sosyal ağ ya da sosyal iletişim siteleri olarak da ifade edilen bu alan, yeni kuşak internet uygulamalarını içermektedir. Sosyal medya, “kullanıcılara enformasyon, düşünce, ilgi ve bilgi paylaşım imkânı tanıyarak karşılıklı etkileşim yaratan çevrimiçi araçlar ve web siteleri için ortak kullanılan bir terimdir” (Yağmurlu, 2011: 5). Sosyal medya genel anlamda Web 2.0 merkezli internet içeriklerini kapsamaktadır. Mesaj tahtaları, podcastler, mikrobloglar, ağlar, topluluklar, wikiler, bookmarklar gibi ortamları kapsayan sosyal medya, kullanıcıların etkileşim ve simetrik işleyiş ile dahil oldukları, içerik, profil, bilgi, görüş, duygu paylaştıkları çevrimiçi araçlar şeklinde tanımlanmaktadır. Facebook, Twitter Google, Youtube, Google+, Linkedin, Pinterest, Flickr, Instagram, Tagged, Blog-ger, Blogspot, Blogcu, Tumblr, Msn, Gtalk, WordPress, Hi5, Wikipedia, Next-door, Lastfm, Digg, Xing, Foursquare, Friendfeed, Skype, Stumbleupon, Reddit, Path, Buzzfeed, Delicious, Tweetmeme, Highlight, Fark, Kismet, Slashdot gibi farklı arayüzleri, kullanım alanları ve işleyişleri olan, milyonlarca üyesi bulunan sosyal medya siteleri kullanıcı üretimli içeriği var ederek; cesaretlendirerek sosyalleşmenin, paylaşmanın, bağlantı kurmanın önünü açmaktadır (Arıcı, 2015: 54).

Sosyal medya iletişimin etkileşimli bir diyalog haline getirilmesi için web tabanlı ve mobil teknolojilerin kullanılması anlamına gelir. Sosyal medya, dergiler, internet formları, web günlükleri, sosyal bloglar, mikriblog, wikiler, podcastlar, fotoğraf ve resimler, video, sosyal yerler gibi pek çok farklı formlardan oluşur. Dünyada bir sosyal medya devrimi olan facebook, twiter, myspace, skype vb. sosyal medyanın iletişim amacı olarak yoğun bir şekilde kullanıldığını apaçık ortaya koyuyor. Bu iletişim, kişiler ya da gruplar arasında olabilir. Günümüzde insanların çoğu, özellikle gençler, akranlarıyla iletişim kurmak gibi nedenlerden dolayı sosyal medya bağımlısı olabiliyorlar. Sosyal medya, toplumsal iletişimin ötesinde bir üst öğe olarak sosyal etkileşim için önemli bir medyadır (Baruah, 2012: 2). Sosyal medya, bilgi paylaşma, fikirleri paylaşma, bireyleri ve toplulukları birbirine bağlama ve aktif katılım araçlarıyla donatılmış farklı iletişim türlerinin en hayati aracı olarak ortaya çıkıyor. Sosyal medya, sanal topluluklarda ve ağlarda bilgi, fikir alışverişinde bulundukları kişiler arasındaki etkileşim araçlarını ifade eder (Bala, 2014: 2).

Sosyal medya ve sosyal ağlar düzenli bir şekilde değişim ve gelişime sahiptirler, gelecek yıllarda da bu süreç devam edecektir. Sosyal medyayı şu kategorilere ayırabiliriz (Baruah, 2012: 4):

Sosyal Ağ Siteleri: Bir sosyal ağ sitesi, insanlar arasında sosyal paylaşım ağları veya sosyal ilişkiler (örneğin, paylaşılan ilgi alanları veya etkinlikler) oluşturmak için web tabanlı bir platform sağlar. İnternet, e-posta ve cep telefonları üzerinden etkileşim kurmak için önemli bir araçtır. Sosyal ağ sunan en popüler web siteleri şu anda MySpace, LinkedIn, Facebook ve Twitter.

Bloglar: Bir blog, bir bireyin, grubun veya şirketin faaliyetlerin, düşüncelerin veya inançların bulunduğu “çevrimiçi bir dergi”dir. Kullanıcıların WordPress.com, Blogspot.com ve blogger.com gibi herhangi bir ücret ödemeden bloglar oluşturmasına izin veren birçok web sitesi var.

İçerik Üreten ve Paylaşan Siteler: Bu siteler çeşitli konularda bilgi kaynağı olarak kullanılır. flicker.com, picasaweb.google.com gibi fotoğraf paylaşım siteleri, youtube.com gibi video paylaşım siteleri, slideshare.com gibi slayt paylaşım siteleri, docstoc.com gibi döküman paylaşım siteleri vb. kategorilerin tümü bu kategoriye girer.

Kullanıcı Değerlendirme Siteleri: Kullanıcı değerlendirme siteleri, çeşitli ürünlerin ve hizmetlerin değerlendirilmesi için bir platform görevi görür. Tüketicilerin görüşlerini herhangi bir ortamda ifade etmeleri mümkün olsa da, kullanıcı değerlendirme siteleri ağırlıklı olarak bu incelemeleri ele alıyor.

Siyasal iletişim sürecine zamanla radyonun, gazetenin, afişlerin, televizyonun ve internetin girmesiyle bu alanda Türkiye’de de ciddi bir partiler arası rekabet yaşanmış ve siyasal partiler bu alana ciddi yatırımlar yapmıştır. Ancak 2010’lu yıllardan itibaren tüm sosyal medyanın, insanların güncel olayları tartışmasında ve siyasetle meşgul olması yolunda derin bir etkisi olmaktadır. Bu platformlardaki veriler, gençlerin bağımsız bir şekilde siyasi bir kimlik geliştirmesine yardımcı olur ve her yaştan kullanıcıya hem otoriter hem de demokratik rejimde kişiselleştirilmiş sivil bilgi sağlar. Büyük ölçekli toplumsal hareketler Facebook, YouTube, WhatsApp, FireChat ve Twitter gibi platformlarda doğar, organize edilir ve yaygınlaştırılır. Sosyal medyanın olumlu ve geniş kapsamlı, demokratik potansiyeli çok tartışılıyor ancak bu yeni teknolojinin bir başka tarafı var ki oda daha propagandacı olduğudur (Howard, 2016: 5). Siyasi güç elde etmede propaganda etkili bir tekniktir. Siyasi güç, halkın belirli siyasi partilere karşı diğer partilerden memnunluk duymasını bağlıdır. İyi kullanılan internet ağları, sosyal ağlar partilerin prestijini, halkla olan bağlarının daha güçlü olmasını sağlamaktadır.

Sosyal medya aracılıyla toplumu politik anlamda yönlendirme, belirli fikirlerin baskın şekilde paylaşımın sağlanması, görünür kılınması imkânlı hale gelmiştir. Bilişimsel propaganda imkânlarındaki gelişme robotlar tarafından kontrol edilen bir sosyal ağlar ortaya çıkarmıştır. Howard bu durumu şu şekilde açıklamaktadır: Sosyal medya, siyasi botlar ve internet şeyleri, bilişimsel propagandayı mümkün kılar. Bilişimsel propagandayı, toplumsal medya platformlarının, özerk ajanların ve kamuoyunun manipüle edilmesiyle görevlendirilmiş büyük verilerin birleşimi olarak tanımlıyoruz. Özerk, otonom ajansları, internette siyasi ve sosyal davranışlarımız hakkında toplanmış verilerle, bizimle ilgili sosyal medyada ideolojik çalışmalar geliştirmektedir. Bilişimsel propaganda interaktif ve ideolojik etkileşim içeren yazılım programlarını kapsar. Bir platform bağlamında interaktiftir. İlk olarak ideolojiktirler, çünkü siyasi olarak konuşulan konuşmalarda belirli bir perspektif geliştirmeye programlanmıştır ve ikincisi teknolojinin siyaseti etkilemek için kullanılabileceği fikrinin yapay kanıtıdır. Bunlar kod siyasetinin neredeyse saf örnekleridir. Bilişimsel propaganda, sosyal kontrol için bilgi teknolojisi kullanmak isteyenler tarafından konuşlandırılacak en yeni ve en yaygın teknik stratejiler arasındadır (Howard, 2016: 4).

Geleneksel medyanın düşüşüyle eş zamanlı olarak internet erişiminin artması siyasal iletişim için sosyal medyayı popüler hala getirmiştir. Vatandaşlar, sosyal medya gruplarına katılarak siyasi kurum ve adaylarla etkileşim kurma, diğer vatandaşlarla siyasi bilgi alış verişinde bulunma, tartışma ve siyasi katılım, iletişim için yeni fırsatlara sahip olma imkânı elde etmiştir (Himelboim, 2012: 93). Demokratik ülkelerde siyasi partiler kamusal politikaların tartışılmasından ve bunların kanalize edilmesinden kendilerini sorumlu hissedeler. Geleneksel olarak politikacılar ve gazeteciler bu siyasi söylemleri ortaya çıkarır ve düzenler. Ancak siyasi bağlamda kitle iletişimin geleneksel yapısı değişmiştir. Web 2.0 teknolojilerinin ve ilişkili olarak sosyal medyanın hızlı gelişimine dayanarak internet kullanıcıları kendi başlarına içerik oluşturmaları sağlanmıştır. Siyasi bloglar veya tartışma forumları kullanılarak insanlar fikirlerini ifade edebilir, tartışmalara katılabilir ve siyasi olarak benzer düşüncelere sahip bireyleri bulabilir hale gelmiştir (Stieklizt vd., 2012: 2). İnternetin sağladığı sosyal medya bir bakıma niteliksel anlamda yeni, farklı bir siyasal iletişim ortaya çıkarmıştır. Sosyal medyanın gelişimiyle birlikte siyasal iletişimin caddeleri daha da çeşitlenmiş, parçalanmış bir hal alarak mesaj sağlayıcılar arasında bir güç savaşını da ortaya çıkarmıştır. İletişimin küresel bir boyut haline gelmesi ile siyasi arenada demokrasi ve vatandaşlık kavramları da yeniden tartışılır bir noktaya gelmiştir.

Sosyal medyanın bir siyasal propaganda aracı olarak kullanımında dikkat çeken önemli bir nokta da günümüzde siyasal sistemin aktif aktörlerince kullanım yoğunluğudur. Artık hemen hemen bütün siyasi partilerin ve parti alt oluşumlarının sosyal medyada aktif bir hesabı bulunmakta ve partiler bütün siyasi programlarını bu hesaplar üzerinden sürdürmektedir. Hatta siyasi partilerin halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemli bir yekûnu bu portallar üzerinden yürütülmektedir. Siyasi partiler; günlük faaliyet programlarını, siyasi fikirlerini, rakip partilerle olan çekişmelerini hep bu hesaplar üzerinden seçmen ya da güncel deyimle takipçilerine duyurmaktadır (Köseoğlu ve Al, 2013: 16).

Geçiş yaşayan ülkelerde internet ve çevrimiçi medya bilgi yelpazesinin çeşitlenmesini sağlarken yoğun bilgi alışverişi politik eylem haline dönüşürse daha fazla etki ortaya çıkarmaktadır. Fiziksel anlamda uzaktaki insanları bir birine bağlayan sosyal medya kesin olarak toplu kampanyaların hızını ve kapsamını artırmaktadır. Ayrıca resimler ve bilgiler anında iletilerek küçük çaplı eylemlerin görünürlüğünü artırabilmektedir (Michaelsen, 2011: 16). Sosyal medya kullanıcılarına küresel anlamda sınırsız bir bilgi akışı imkânı sunmaktadır. Bilgi akışının bu denli hızlı ve yoğun olması siyasal eylemlerin boyutunu ve etkisini de artırmaktadır. Dünyanın herhangi bir yerinde başlayan bir eylem anında küresel bir boyuta dönüşe bilmektedir. Siyasal iletişim için büyük imkânlar sunan sosyal medya, bu enformasyon akışının kontrolünü ve toplumsal hareketlerinin hızının denetimi de zorlaştırmıştır.

Siyasi partilerin ve liderlerinin internette varlık göstermelerinin temeli, her şeyden önce seçmen tabanını genişletme çabasına dayanır. İnternet’in bir çekme teknolojisi (pull technology) olduğu göz önüne alındığında, geleneksel web sitelerinin bu amaca hizmet etmekte yetersiz kaldığı rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Potansiyel seçmenin hâlihazırda toplandığı sosyal medyaysa, siyaset üretimin temel araçlarından biri olarak her geçen gün giderek daha fazla önem kazanacaktır (Bayraktutan vd, 2014: 66).

Dünya’yı adeta ‘kasıp-kavuran’ sosyal medya olgusu, bugüne kadarki tüm iletişim araçlarını geride bırakmış ve siyasi partilerin dikkatlerini fazlasıyla bu alana çevirmelerini gerekli kılmıştır. Zira her bir seçmen, daha önceki hiç bir kitle iletişim aracına gerek duymadan, yalnızca cep telefonlarına indirecekleri bir uygulama sayesinde tüm dünya ile iletişim kurabilmekte ve haberdar olmaktadır. Siyasi partilerin de bu gelişmeden uzak durması ya da önemsememesi düşünülemezdi, öyle oldu da. Siyasal partiler, yaşanan bu iletişim teknolojisine yavaş da olsa ayak uydurmuş ve bu alanda uzman ekiplere ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Günümüzde gelinen noktada hemen hemen her siyasal partinin bir sosyal medya departmanı, o olmasa bile en azından tanıtım&halkla ilişkiler veya propaganda faaliyetleri departmanı altında görevli bir sosyal medya uzmanı istihdam edilmiş durumdadır (Seçim, 2016: 425).

1.Sosyal Medyada Etik

Geleneksel medyaya göre birçok avantaj sunan sosyal medya her gecen gün insanlığı kuşatıcı bir konuma ulaşmakta ve sınırları zorlayan özgür bir alan sunmaktadır. Sosyal medya hedef kitleye ulaşmanın çok kısa bir sürede olmasını sağlamış ve daha geniş, ucuz bir iletişim alanı sunmuştur. Sosyal medya aracılığıyla bireyler dünyanın dört bir tarafından tanıdıkları tanımadıkları insanlarla iletişim kurabilmekte ve sayısız mesaj içerikleri paylaşabilmekte, hızlı ve daha kapasiteli bir iletişim akışına sahip olmaktadırlar. Bu gün insanlar bire bir iletişim esnasından daha çok paylaşımı sosyal medya aracılığıyla yapmaktadır. İnternetin yaygınlaşması ve çeşitli teknolojik ürünlerle bağlantı kolaylığının artması sosyal medyanın iletişim alanının en önemli yeri haline gelmesini sağlamıştır. Bu denli yoğun bir iletişim alanına dönüşen sosyal medya beraberinde birçok tartışmayı da getirmiştir. Bu tartışmalardan en önemlisi sosyal medyada etik konusudur.

Etik, ahlaki açıdan kabul edilen bireysel, kurumsal ve toplumsal değerlerin tanımlanması ve bu değerlerin insan davranışlarının değerlendirilmesinde temel ölçü olarak kullanılması şeklinde tanımlanabilir (Erol, 2009: 36). Kökeni, var olmanın temel niteliğini belirleyen bireysel ahlak ve davranışsal alışkanlıklar anlamına gelen “swêdhêthos” olarak belirlenmektedir. Etik, ahlak felsefesinin diğer adıdır ve temel olarak neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış, nelerin erdem, nelerin ahlaksızlık, neyin adil, neyin suç olduğunu belirlemeye çalışan felsefe dalıdır (Çiçek, 2017: 362).

İnternet süreciyle başlayan küresel ölçekte enformasyon akışının son noktalarından biri olan sosyal medya, zaman ve mekân kavramlarını bir kere daha yapı bozumuna uğratarak bireysel ve toplumsal hayatın yeniden yorumlanmasını sağlamışlardır. Bu nedenle küresel bir ağ döngüsü içerisinde gerçekleşen bu yeni sürecin tanımlanması ve anlaşılmasına denk düşen en anlamlı toplum tanımlaması ‘ağ toplumu’dur. Manuel Castells’in deyişi ile, “bireyler artık küresel ve yerel olarak örülmüş, birbiriyle bağ(ıntı)lı ağ toplumu içinde yaşamaktadır.” (Babacan, 2014: 141). Bilgisayar ortamında iletişim olarak da adlandırabileceğimiz İnternet ortamında iletişim ve sanal iletişimde her bir birey gönderici herhangi bir birey ya da bireyler topluluğu da alıcı konumuna geçebilmektedir. Kısaca günümüz iletişim çağında merkezin belli olmadığı çoklu merkezli veya merkezsiz kitle iletişiminden bahsedebilmekteyiz. Bu doğrultuda belki de aslında daha evvel de bahsedildiği gibi çoğu kez müzakereye oturtulan kitle iletimi mi kitle iletişimi mi sorunsalında da çözüm bulunmuştur. Zira diğer araçlara mukayesen daha etkin bir etkileşimi ve ileti aktarımını içinde bulunduran interneti veya sanal ortamı kitle iletişim ortamı olarak tanımlamak mümkün olacaktır (Akter, 2009: 93).

Mavnacıoğlu (2009: 64), sosyal medyanın özelliklerini şu şekilde sıralamaktadır:

  • Zaman ve mekân sınırlaması olmadan, paylaşımın ve tartışmanın esas olduğu bir internet uygulamaları zinciridir.
  • Bireyler, kendi ürettikleri içerikleri çok kolay bir şekilde internet ortamında ve mobil ortamda yayımlamaktadır.
  • Bireyler, başka kullanıcıların içeriklerini, yorumlarını takip etmektedirler. -Birey, hem takip eden hem de takip edilendir.
  • Temeli, kuralları belirlenmiş bir iletişime değil samimi bir sohbet mantığına dayanır. -İçerikler detaylı incelendiğinde informel oldukları ve zamanla kullanıcılar arasında bir dedikodu zincirine dönüşebildiği görülmektedir.

Son yirmi yılda geleneksel medyanın, dijital, bilgisayarlı ve ağa bağlı bilgi ve iletişim teknolojisini kapsayan yeni medyaya hızlı bir şekilde dönüşmesine tanık olduk. Bu değişim, yeni medyanın olumlu ve olumsuz etkileri etrafında tartışmalara ve kaygılara yol açmıştır. Bilginin kontrolü, iletişim hızı ve kapasitesi, habermascı demokratik kamusal alan ve medya holdinglerinin küresel etkileri yeni medyanın genel tartışma konularıdır. Sosyal paylaşım siteleri video paylaşım siteleri, bloglar vb. Web 2.0 ve yeni medya teknolojilerinin bir sonucu olarak gelişmiştir. Sosyal paylaşım ağları (iç, dış veya mobil) aracılığıyla dünya genelinde milyonlarca insan, paylaşılan ilgi alanlarını ve etkinliklerini iletmek, bilgi yaymak ve çeşitli web tabanlı araçlarla etkileşimde bulunmak için yakın zamanda çevrimiçi yerel, bölgesel ve küresel topluluklar kuruyor (Eid ve Ward, 2009: 1). Bu denli kapsayıcı bir yapıya ulaşan sosyal medya beraberinde bir takım sorunları da getirmiştir. Siber suçlar, suiistimal, hakaret ve gizlilik ihlalleri ve benzeri birçok olumsuz davranışlar sosyal medyanın etik konusunu ortaya çıkarmıştır.

İletişim etiği, insanların kendi toplumsal ahlâki hayatlarıyla, işbirliği-rekabet, kişisel-toplumsal, idealist-yararcı ve/veya evrensel-göreceli taleple nasıl ilişkiler kurduğu ile ilgilenmektedir. İşte, herkes tarafından anlaşılmak ve birlikte çalışabilmek üzere, yukarıda anılan tüm bu analizleri ortaya koyan iletişim etiği, bir yandan problemlerin çözümüne ve anlaşmazlıkların giderilmesine şeffaf ve söylemsel bir yaklaşımın önünü açmakta; diğer yandan da bireysel başarının büyük toplumsal iyiliklerin bir kazanımı olduğunu (en azından, toplumdaki diğerlerinin zararına elde edilmemişse) vurgulamak suretiyle, ortak anlaşmanın erdeminin, çoğu zaman bireysel başarının zaaflarından ödün verilmek suretiyle ortaya çıktığını ortaya koymaktadır (Gülsünler, 2010: 161).

Medya pratiklerinde etikle ilgili önde gelen sorunların başında doğruluk; nesnellik; yansızlık ve denge; doğru temsil; uyduru, gündem saptırma (haber olmayan haberler verme, haber düzenleme gibi), gerçeklik; kaynakların dürüstlüğü, geçerliliği ve uygunluğu; aynı görüntüyü durmadan tekrar tekrar sunma; “biraz sonra” gibi oltalarla kandırma, ortak ve olası çıkar başı olan güçlerle iyi ilişkiler kurup onları iyi temsil etmek, yasal haklara, kişi haklarına uymamak gelmektedir. Bunlar standartlaşmış ve bu standartlara yenileri eklenen medya pratikleridir ve dolayısıyla medya etiğidir. Dolayısıyla, bu etik ve pratik standartları kuran ve geliştirenler, her tür farklı standartları da kurabilecek bilgi ve yeteneğe büyük olasılıkla sahiptirler (Erdoğan, 2006: 23).

Modern insan, din, etnisite, coğrafya, kültür, mezhep, meşrep, cemaat gibi makro ve mikro düzeyde oldukça farklı birçok kimlik ve aidiyete sahiptir. İnsanlar bu aidiyetlerini doğal olarak önemser ve öncelerler. Taraf ve lehinde olma, doğrudan duygusal bir durum yaratmaktadır. Sosyal paylaşım siteleri oluşan enformasyonu kendi lehine çevirme, çarpıtma ve kullanma imkânı sunduğundan ki bu da yukarıda ifade ettiğimiz özgürlüğün/davranışların zeminini oluşturma durumuna karşılık gelmektedir âdeta ahlaki ölçütlere uygun davranmamak neredeyse olağan hâle gelmektedir. Örneğin ülkemizde vuku bulan gezi olayları vb. birçok olayda nasıl manipülasyonların yapıldığına ve kitlelerin aidiyet temelli duygusal yönlerinin nasıl tahrik edildiğine şahit olunmuştur (Çelebi, 2015: 275).

Her ne kadar kurumlar, düzenleyici kurullar ve içerik sağlayıcılar çeşitli önlemler alma yoluna gitseler de en önemli görev kullanıcıya düşmektedir. Her kullanıcı, önce kendisini denetlerse ve kurumların önlemleri de işlevsel olursa etik dışı davranışlar büyük oranda azalacaktır. Kullanıcı her şeyden önce kendi oluşturduğu içerikten sorumlu olmalı ve içeriğin hangi boyutlarda etki oluşturabileceğini planlayarak yayımlamalı ve dağıtmalıdır. Kullanıcı kendisi ve yakın çevresiyle ilgili kişisel bilgileri paylaşırken bilinçli olmalı, art niyetli kullanıcılara karşı dikkatli olmalıdır. Kullanıcıların özdenetim bilincini kazanması için içerik sağlayıcıların, düzenleyici kurulların ve diğer kullanıcıların üstlerine düşen görevleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Özdenetim sağlanması ve bilincin artmasıyla etik dışı davranışlar azalacak ve etik kurallara uygun hazırlanmış içerik miktarında artış sağlanacaktır (Mavnacıoğlu ,2009: 71).

Sosyal medya araçları son dönemde gerek yerel, gerekse küresel ölçekte yeni toplumsal hareketler bağlamında sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu bağlamda sosyal medya, gerçek hayatta örgütlü bir toplumsal hareketin haberleşmesi ve örgütlenmesi anlamında kolaylık sağlayan bir araç olarak işlev görebilmektedir. Bununla birlikte sosyal medya araçlarının yapısal özelliği ve diğer geleneksel iletişim araçlarından farklı olarak bütün etkileşimlere açık olması, onun kolaylıkla yönlendirilebilir, provoke edilebilir ve amacından saptırılabilir bir araç haline gelmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle herhangi bir toplumsal hareketin başlattığı meşru ve haklı bir davranışın, sosyal medya marifetiyle amacından saptırılması kolaylıkla sağlanabilmektedir (Babacan, 2014: 137).

Yeni medya ve etik ilişkisi; geleneksel bir biçimde meslek etiği, etik standartların saptanması, etik sınırların korunması için gerekli mevzuat düzenlemeleri gibi başlıklarla işlenmekte ve bu çerçevede ortaya çıkan ihlallere dikkat çekilerek gündeme getirilmektedir. Ancak problem felsefi, psikolojik ve sosyolojik perspektifler bağlamında kökensel olarak çok fazla söz konusu edilmemektedir. Sorunun tespiti ile çözüm mekanizmaları doğal olarak paralellik arz eder. Bu itibarla problemin çeşitli disiplinler açısından irdelenmesi, çözüm çerçevesinin genişlemesine de katkı sağlayacaktır (Çelebi, 2015: 276).

3.1.2.Sosyal medyada etik sorunları

Gelişen yeni iletişim teknolojileri birçok görsel ya da metinsel bilgi ve resimlere ulaşılmayı bunların depolanmasını kolaylaştırmış bunun yanında bunların sosyal medya aracılığıyla paylaşımını da mümkün hale getirmiştir. Sosyal medyanın birçok alanında bu paylaşımlar çok kolay yapılmakta ve tüm dünyaya servis edile bilmektedir. İletişimi kitlesel ve sınırsız bir boyuta taşıyan, geniş bir özgürlük sunan sosyal medya bir çok etiksel sorunun da ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Bu sorunların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Nefret söylemleri: İlk bakışta ifade özgürlüğünün büyük bir zaferi ve medyanın demokratikleşmesi olarak görülebilecek bu adım, kasıtlı ya da kasıtsız dezenformasyon içeren haberlerin yayılmasına ve nefret söyleminin büyük kitleler önünde, kontrol edilmesi güç bir şekilde, çoğunlukla anonim kaynaklar üzerinden kolayca yeniden üretilmesine neden olmuştur. Sosyal medya mecralarının demokratik ortamlar olarak ifade özgürlüğüne büyük katkıları bulunmakla birlikte, özne ile fail arasında teknolojik bir mesafe yaratmasından ötürü nefret söyleminin üretimi konusunda da radikaller ve aşırı uçtakiler için önemli avantajlar sağlamaktadır. Geleneksel medyanın aksine herhangi bir editöryel kontrolün olmaması, sosyal medyada üretilen söylemleri kişilerin bireysel etik anlayışının eline bırakmaktadır. Bu durum da sosyal medyanın ırkçılık, din ve cinsel temelli nefret söyleminin üretilerek, yaygınlaştığı bir saha haline gelmesine neden olmaktadır (Bilge, 2016: 2). Yeni medya, dijitallik, etkileşimsellik, hipermetinsellik, yayılım ve sanallık, multimedya biçemselliği gibi özellikleri nedeniyle geleneksel medyaya göre nefret söyleminin daha doğal, daha yaygın, daha kolay erişilebilir, daha kolay üretilebilir ve sonuçta da sıradan kılınmasına yol açmaktadır. Facebook, Twitter gibi sosyal medya uygulamalarında veya dijital oyunlarda bireyler arkadaşlarının ürettikleri nefret söylemine ortak olmakta, doğal görmekte ve bu kızgın, saldırgan ve küçümseyen bakışı kanıksamaktadır. Kanıksanan nefret söylemi, nefret suçlarını örgütleyebilmektedir (Öztekin, 2015: 930).

Dijital manipülasyon: Dijital manipülasyonun ilk adımı, dijital fotoğraf makineleri ile elde edilen görüntünün bir bilgisayara aktarılmasıdır. Tepegözlerde kullanılan şeffaf diyapozitifleri, negatifleri ya da ıslak banyo ile çoğaltılmış fotoğrafları, bir tarayıcı ile tarayarak dijital ortama aktarmak da olasıdır. Aktarılan sayısal bilgi üzerinde artık istenilen değişiklikleri yapmak oldukça kolay ve zahmetsizdir. “photoshop” benzeri yazılımlar ve bazı nadir durumlarda lens filtreleri kullanılarak gerçekleştirilen bu “sayısal oynamalar” sonucunda elde edilen yeni imaj, orijinalini anımsatsa da çoğu kez ortaya büyük farklar çıkarmaktadır (Yamı, 2009: 50).

Sosyalleşme sitelerinin amacı dışında kullanımı: Sosyalleşme sitelerinde belirli bir amaç için kurulan ve yakın arkadaş çevresiyle iletişime geçmek için oluşturulan sayfalar bazı durumlarda gazetecilerin haber materyaline ulaştıkları kanallar haline gelebilmektedir. Bu durum kullanıcıların mahremiyetlerinin ihlal edilip edilmediği gibi bir tartışmayı gündeme getirmektedir (Geray ve Aydoğan, 2009: 312).

Özel yaşamın gizliliği: Özel hayatın sınırları, kişinin izinsiz girilmeyecek, teşhir edilemeyecek ve ticari metaya dönüştürülmeyecek alanlarını kapsamaktadır. Ülkeden ülkeye bazı farklılıklar olmakla beraber çoğu ülkede bu kapsama giren konuları söyle sıralayabiliriz; kişinin özel notları, fotoğrafları, mektup veya günlükleri, cinsel yasamı, sağlığına ilişkin bilgiler, özel yaşamını geçirdiği mekânlar, aile ilişkileri (Korkmaz, 2014: 100). Özel yaşam kapsamına giren konular sosyal medya aracılığı ile değişik şekillerde ihlal edilmektedir.

Başkaları tarafından paylaşılma, görsel malzeme olarak kullanılması, etiketleme, reklam amaçlı kullanma bu ihlallerdendir.

İçeriğin asıl kaynağının gösterilmemesi: Sosyal medya ortamında hemen hemen her konuda enformasyona hızla ulaşılabilmesiyle birlikte alıntılama ve “kopyala-yapıştır” içeriklerin de savaşı artmıştır. “Kopyala-yapıştır” başta internet gazeteciliği ve habercilikte görülse de dinamik sosyal medya içeriklerinin, türlerinin ve sayılarının artmasıyla birlikte tüm alanlarda görülebilmektedir. Şüphesiz internette ve sosyal medyada yayın yapan bir site, başka bir sitedeki bilgiyi dolaşımını artırmak amacıyla yayınlayabilir. Ancak söz konusu bilginin alıntılandığı özgün üretimi yapan kaynağın gösterilmeden yayınlanması intihalin sosyal medya ortamlarında en sık görülen biçimidir (Öztürk, 2015: 299).

Kişisel verilerin güvenliğinin sağlanamaması: Klasik medyanın tahtını sallayan yeni medya diye tarif edilen medya aslında internet tabanlı medyadır. Burada dikkat edilen nokta, internetin sağladığı imkânlar sayesinde yeni medyanın kitleler üzerinde etki gücünün her anlamda kayda değer bir noktaya taşımış olmasıdır. İnternet tabanlı yeni medyanın iletişimde insanları ileriye taşıdığı bir gerçektir. İnsanların haber alma ihtiyacını da karşılayan yeni medya, aslında özgür medya oluşturmakla birlikte üretilen içeriklerin amaçlananların dışında da kullanılabileceği sorunsalını oluşturmaktadır (Çiçek, 2017: 365).

Veri madenciliği: Sosyal medya ortamlarında kullanıcıların verilerinin işlenmesi ve ortamda bırakılan dijital izler üzerinden yapılan veri eşleştirmesi ile kullanıcılara yönelik profil bilgileri çıkartılmaktadır. Buna göre şirketler ürünlerini daha iyi pazarlayabilmek için kullanıcıların kişisel bilgilerini toplayıp, onları belirli özelliklerine göre sınıflandırmaktadır. Bunun yanında tüketici internette bir sayfaya girip bir alışveriş yaptığında kendisi hakkında dijital bir iz bırakır. Ancak şirketler yalnız alışveriş sırasında kullanıcıların kişisel bilgilerini toplamaz, aynı zamanda kullanıcıların hangi sitelere girdiklerini, sosyal ağlarda nelerden hoşlandıklarını, hangi konuları izlediklerini, e-postalarında hangi kelimeleri kullandıklarını takip ederek bu kullanıcılara göre pazarlama stratejileri geliştirirler. Bu toplanan kullanıcı verilerini şirketler yalnız kendileri için kullanmaz, kullanıcının bilgisi ve rızası olmadan başka şirketlere de satarlar (Öztürk,2015:301).

Yoğun reklam içeriği: Sosyal medyada reklamlar, geleneksel medyaya oranla çok daha rahat ve kuralsızca yayınlanabilmektedir. Geleneksel medyada reklam yayınlama belli kurallar çerçevesinde yapılmakta iken, sosyal medyada bu durum değişmiştir. Kullanıcı sürekli reklamsal içeriğe maruz bırakılmaktadır ve istediği bilgiye ulaşabilmek veya istediği sayfaya gelebilmek için o reklamı izlemek durumundadır. Örneğin bir haber sitesinin web sayfasına girildiğinde ilk olarak kullanıcının karşısına otomobil veya ayakkabı-giyim vb. gibi reklamlar çıkmaktadır. Yaklaşık 20 saniye devam eden bu reklamları kullanıcı kapatmak istese de pencerenin kapanma süresine kadar reklamı izlemektedir (Öztürk, 2015: 302).

Bireyin sosyal medya ortamında sadece tüketici olarak konumlandırılması: Yüksek etkileşimsellik barındıran sistemlerin (web 2.0) yaygınlaşmasıyla birlikte artan bir biçimde internet kullanıcıları bu ortamlarda çoğunlukla “tüketici” olarak konumlandırılmaktadır. Oysa mevcut tablo farklı bir durumu yansıtmaktadır. En çok ziyaret edilen web sitelerine bakıldığında bu sitelerin çoğunlukla kullanıcı türevli içeriklerin dolaşıma sokulduğu ya da paylaşıldığı ortamlar olduğu görülmektedir. Bu ortamların Türkiye’de ve dünyada en çok ziyaret edilen siteler olması, bireylerin yalnızca tüketici değil aynı zamanda da üretici olduklarının da bir göstergesidir. Bireyin tüketici olarak konumlandırılması çeşitli yeni medya uygulamalarındaki aşırı reklama maruz kalma olgusunu da içermektedir (Öztürk, 2015: 3002).

Anonimlik olgusu: Sosyal medyada gerçek olmayan isimlerle sayfa sahibi olan ve paylaşımlarda bulunan ciddi rakamlarda isim mevcuttur. Anonimlik de diye bileceğimiz bu sahte isimler, legal olmayan paylaşımlarda bulunmakta, başkalarının özel yaşamlarıyla ilgili bilgiler yaymakta ve tartışmalara katılmaktadırlar. Bu kişilerin başkalarının haklarını ihlal etmesi sosyal medya etiğine aykırı bir davranış oluşturmaktadır.

Trol: Trollük, bilgisayar aracılığıyla iletişim sürecinde bilinçli olarak muhalif ya da saldırgan olma davranışları olarak nitelendirilmektedir. Trollüğü başkalarını duygusal bir tepki vermeleri yönünde provoke ederek amaçlı olarak kışkırtma davranışı olarak ifade etmektedir. Troller genellikle provokatif, küfürlü, cinsiyetçi, ırkçı, alevlendirici ve yıkıcı bir yazım biçimini tercih etmektedir. Trollük sosyal ağlar ya da forumlar gibi çevrimiçi ortamlarda gerçekleşebilmektedir. Trol davranışlar, tartışma grupları ya da forumlarda diğer kullanıcıların tepkisini çekmek amacıyla kasıtlı olarak yanlış ya da alevlendirici mesajlar paylaşmayı kapsamaktadır. Troller, paylaşılan bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği konusunda hassas olan internet kullanıcılarının bu hassasiyetinden yararlanmakta ve bireylerin aşırı tepkilerinden beslenmektedir. Özetle ifade etmek gerekirse internet trolleri, olumsuz ve yıkıcı bir tutum benimseyen, dikkat çekme amacı taşıyan provokatif bireylerdir (Mercimek vd., 2015: 71).

Dil: Sosyal medyada her şeyden önce yeni bir iletişim dili ve kimlik inşa edilmektedir. Teknolojik ilerlemeye bağımlılığı nedeniyle takibi neredeyse imkânsız olan bu yeni dil, bireylerin hem üretim hem de tüketim kaynağı haline gelmesiyle çoğulcu, ama denetlenemez ve öngörülemez bir mecrada vücut bulmuştur. Herhangi bir aracın kendisi bizatihi iyi ya da kötü değildir. Beşeri unsurun tavrı, eşyanın işlevini belirler. Mesela, insanı mağdur eden televizyon internet değildir; kötü televizyonculuk ya da kötü internet kullanımıdır. Kullanıcı türevli özelliği ve her kesimden kullanıcının sosyal medya ortamında bulunması nedeniyle dilin kullanımı konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Dili kullanan bireylerdir ve sosyal medyada kullanılan anlamsız kısaltmalar, yabancı terimler kullanıcılar tarafından türetilmektedir, bu da dilin yozlaşmasına neden olmaktadır (Öztürk, 2015: 304).

İnternet regresyonu: Sosyal medya üzerinde iletişim kuran insanların önemli bir sorunudur. İnternet üzerinden konuşan insanların regresyona, yani bir gerileme haline girdiği; bu durumun ise çabuk parlama, cinsel açıdan karşısındakini taciz ve iç dünyasını sakınmaksızın ifade etme gibi belirtilerle kendisini gösterdiği ile sürülmektedir. Bu durumun temelinde makine ile insanın karşılaştırılmasının, yani bilgisayarın insan gibi algılanmasına karşılık hattın diğer ucundaki kişilerin tam insan olarak algılanmamasının yattığı düşünülmektedir (Sayar, 2013: 77).

3.1.2.3.Sosyal Medyada Oluşan Etik Sorunlarının Sebepleri

Sosyal medyaya baktığımızda birçok etik sorunuyla karşılaşmaktayız. Bu sorunlar her gecen günde farklı farklı çoğalmaktadır. Öztürk bu sorunları üç başlıkta açıklamıştır. Siyasi, ekonomik ve kültürel (Öztürk, 2015: 305):

1-Siyasi nedenler: Bu nedenler arasında iktidar/güç mücadelesi ile karşılaşılmaktadır. Ellerindeki mevcut iktidarı/gücü kaybetmemek için çıkarları doğrultusunda sosyal medyaya sansür veya denetim uygulamaya kalkışarak etik ihlallere neden olmaktadırlar.

2-Ekonomik nedenler: Yeni medya teknolojilerini ellerinde tutan kapitalist girişimler sosyal medyadaki etik ihlallerin ekonomik nedenlerini teşkil etmektedir. Kullanıcıların yoğun reklamsal içeriğe maruz kalması, haber/reklam ayrımının ortadan kalkması gibi unsurlar etik ihlallere neden olmaktadır.

3-Kültürel nedenler: Kişilik haklarının ihlali, mahremiyetin çiğnenmesi vb. pek çok konuda bilinç ve eğitim eksikliği de etik ihlallerin kültürel nedenleri arasındadır.

3.1.2.4.Sosyal Medyadaki Etik İhlallere Karşı Öneriler

Sosyal medyada yaşanan sorunların giderilmesi anlamında birçok kişiye sorumluluk düşmektedir. Kullanıcıların yanın da içerik sağlayıcılar ve denetleyici kurumlar bu sorunların giderilmesinde sorumluluk sahibidirler. Kullanıcılar için geniş bir içerik ve paylaşım alanı sunan sosyal medya ister istemez kullanıcıların bazı etiksel sorunlar oluşturmasına meydan vermektedir. Bu anlamda sosyal medyanın tüm paydaşları birlikte etiksel sorunlara karşı çözümler üretmeli ve hassasiyet ortaya koymalıdırlar. Sosyal medyanın etik sorunlarına karşı bazı önlemler ortaya koyulabilir.

İçerik sağlayıcılar, etik dışı davranışları önlemek için şu uygulamaları hayata geçirmelidirler (Ying, 2012: 30).

  • İçerik oluşturanlarla ilgili daha etkin bir kimlik ve veri doğrulama sistemine gidilmelidir.
  • Filtre sistemi sayesinde sahte profillerin önüne geçilmelidir.
  • Veri gizliliği doğrultusunda verilerin ortak paylaşımda kopyalanmasına sınırlama getirilmelidir.
  • Kullanıcı sözleşmesinin yanı sıra bağlayıcılığı olan etik sözleşme hayata geçirilmelidir. Düzenleyici kurullar, etik dışı davranışları önlemek için şu uygulamaları hayata geçirmelidirler (Ying, 2012: 30).
  • Sosyal medyanın kendine özgü yapısını dikkate alarak içerik paylaşım, oluşturma ile ilgili hukuki ve etik sınırların belirlenmesi gerekmektedir.
  • Uluslararası içerik sağlayıcılarla etik dışı ve zararlı içerikle mücadele konusunda işbirliği yapılmalıdır.
  • Bunlar sonucunda etik dışı içerik yüzünden bütün kullanıcılar cezalandırılmamalı sadece o etik dışı davranışı gerçekleştiren kullanıcı sorumlu tutulmalıdır.

Tüm bu önerilere rağmen sosyal medya kontrol edilemez bir bilgi ve paylaşım yumağına dönüşmektedir. Bu süreçte en önemli sorumluluk kullanıcılara düşmektedir. Sosyal medya mecrasında sınırsız bir özgürlüğe sahip olduğunu düşünmek her türlü sorunlu paylaşımında önünü açmaktadır. Sosyal medya kullanıcıları özdenetim mekanizmasını aktif tutmalıdır.

Yeni medya okuryazarlığı; yeni medya kullanımına ilişkin bilgi ve beceri sahibi olmayı, yeni medyanın potansiyelleri ile olası tehditlerine karşı farkındalık kazanmayı, yeni medyayı etik ve hak temelli kullanmak üzere tutum ve davranış geliştirmeyi içerir (Özarslan ve Şener,2015:153). Sosyal medya konusunda verilecek medya okur yazarlığı ve sosyal medya etiği eğitimleri sosyal medya kullanıcıları için etik dışı davranışların önlenmesinde bir bilinç oluşturacaktır.

Sonuç

Siyaset tarihi süreç içerisinde Antik Yunan’dan günümüze kadar yönetilen ve yönetenler arasındaki ilişkinin araştırılmasıyla ortaya çıkan bir bilimdir. Demokratikleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte katılımcı siyasetin varlığı iletişimin siyasette etkisini artırmıştır. İktidar olma mücadelesi ve sonrasında meşruluk kazandırmak halkla etkin bir iletişim ağı oluşturmakla mümkün olabilmektedir. Gerek ulusal gerekse küresel bazda kitleleri bilgilendirmekte ve alınan kararları kamuoyu ile paylaşmakta iletişim birer köprü görevi üstlenmektedir.

Siyaset ve iletişim bir birini tamamlayan iki kavramdır. Siyasal gelişimi iletişim alanındaki gelişmelerle paralel bir süreç izlemektedir. Siyasal iletişimin temel amacı siyasilerin yönetilenlere karşı etkin bir propaganda yapabilmeleridir. Hedefledikleri kitlelere mesajlarını daha etkili olarak ulaştırmak ve onları yönlendirebilmektir. Bu bağlamda iletişim imkânlarını kullanmak bu etkinin kapsamını değiştirmektedir.

İnternet çağımızın en etkili iletişim aracıdır. Bilişim teknolojilerindeki gelişim iletişim alanını ciddi oranda etkilemiştir. İletişim teknolojilerinin kullanım oranın artması ve bu alanda yeni kanalların ortaya çıkması siyasileri de kayıtsız bırakmamıştır. Siyasal iletişim bu gelişmelerle birlikte yeni bir boyut kazanmış.

Sosyal medya iletişimi kitlesel bir boyuta taşımıştır. Daha hızlı ve ucuz bir şekilde mesaj paylaşma ve anında kitlelere ulaştırma imkânı sağlayan sosyal medya siyasilerinde ilgisini bu yöne çekmiştir. Artık siyaset arenasında etkili olmak ve bir imaj elde etmek sosyal medya kullanımıyla paralel bir şekilde olmaktadır. Sınırsız ve küresel boyutta siyasilere propaganda imkânı sağlayan sosyal medya yerel bazlı siyasi eylemlerinde kitlesel bir hale gelmesine neden olmaktadır. Sosyal medyanın siyasal iletişim aracı olması, bilgi akışını hızlandırmış, daha şeffaf ve demokratik siyasal alan oluşmasını sağlamıştır. Tek yönlü bilgi edinmeyi ortadan kaldırarak anında çeşitli alanlardan enformasyon akışı imkânı sunmuştur. Siyasetin daha demokratik ve katılımcı bir yapıya ulaşmasına imkân sağlayan sosyal medya toplumun tüm kesimlerini de siyasi alana çekebilmektedir.

Sosyal medya siyasi hayata pek çok kolaylıklar getirmiştir. Gelişen teknoloji ve internetin ulaşılabilirliği sosyal medyanın popülerliğini her geçen gün de artırmaktadır. Hayatımızı kuşatan sosyal medya elbette bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. Sosyal medyanın kullanıcılarına genellikle herhangi paylaşım sınırlaması getirmemesi sosyal medya da etik konusunun önemini artırmıştır. Siyasilerin etkili olmalarında, siyasi reklamların yayınlanmasında, rahatça kişisel paylaşımların yapılabilmesinde geniş imkânları olan sosyal medya nefret, suiistimal, yanıltma gibi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Kullanıcıların ve içerik sağlayıcıların denetleyici kurulların bu alanda yapacakları denetim ve yaptırımlar etik sorunlarının giderilmesi konusunda önemli bir noktadır. Sosyal medyada etik sorunlarının çözümü konusunda en önemli sorumluluk kullanıcılara düşmektedir. Bilinç ve özdenetim sosyal medya kullanıcıların etik konusunda hassasiyetli olmalarını sağlamaktadır.

Siyasal iletişimin kapsamı her geçen gün farklı boyutlara gitmektedir. Gelişen medya sektörü ve internet kullanımın artması iletişimi siyasetin merkezine taşımıştır. Siyasal iletişim konusunda birçok araştırmalar yapılsa da kapsam konusunda yeterli bir noktaya gelindiği söylenemez. Bu çalışmayla siyaset ve internetin, sosyal medyanın ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Kaynaklar

  • Akter,Tutku. 2009, Merkeziyetsiz Medya: İnternet Ve Etik, Medya ve Etik Sempozyumu, 07-09 Ekim 2009, Fırat İletişim Fakültesi, Fırat Üniversitesi, Elazığ.
  • Arıcı, Ali. 2015, Yeni Medya Çağında Siyasal İletişim: Siyasi Partilerin ve Siyasi Parti Liderlerinin Sosyal Medya Performansları Üzerine Araştırma, Pazarlama ve Pazarlama Araştırmaları Dergisi, S.15, Ss.49-67.
  • Baruah, Trisha Dowerah. 2012, Effectiveness Of Social Media As A Tool Of Communication And İts Potential For Technology Enabled Connections: A Micro-Level Study, International Journal Of Scientific And Research Publications, C.2, S.5.
  • Bozarth, Jane. 2010, Social Media For Trainers, Techniques For Enhancing And Extending Learning, Pfeiffer Publish, San Francisco.
  • Bala, Kiran. 2014, Socıal Medıa And Changing Communıcatıon Patterns, Global Media Journal-Indian Edition, C.5, S.4.
  • Bayraktutan, Günseli. Mutlu Binark. Tuğrul Çomu. Burak Doğu. Gözde İslamoğlu. Aslı Telli Aydemir. 2014, Siyasal İletişim Sürecinde Sosyal Medya Ve Türkiye’de 2011 Genel Seçimlerinde Twitter Kullanımı, Bilig Dergisi ,S.68, Ss.59-96.
  • Bilge, Remzi. 2016, Sosyal Medyada Nefret Söyleminin İnşası ve Nefret Suçlarına İlişkin Yasal Düzenlemeler, Yeni Medya E-Dergi, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi, S.1
  • Babacan, Mehmet Emin. 2014, Sosyal Medya Sonrası Yeni Toplumsal Hareketler, Birey ve Toplum Dergisi, C.4, S.7, Ss.135-160.
  • Bostancı, Mustafa. 2014, Siyasal İletişim 2.0, Erciyes İletişim Dergisi, C.3, S.3. Ss.84-96.
  • Çelebi, Emin. 2015, Sosyal Medyada Failin Davranış Kodları Üzerine: Ahlakın Kaynağı Bağlamında Felsefi Bir Soruşturma, İş Ahlakı Dergisi, S.8, Ss.263–288.
  • Çiçek, Erkan. 2017, Etik Ve Görsel Okumalar Açısından Sosyal Medya, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.10, S.51, Ss.362-366.
  • Çağlar, Nedret. Pelin Havva Köklü, 2017, Yeni Medyanın Siyasal İletişim Aracı Olarak Kullanımı: Siyasal Partilerin Resmi Web Sitelerine Yönelik Bir Araştırma, Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Dergisi, C.5, S.1, Ss.148-172.
  • Çuhadar, Cengiz.2007, Siyaset Kavramının Felsefi Kökenleri, Dini Araştırmalar Dergisi, C.10, S.30, Ss.153-167. Djelantık, Sukawarsını. 2015, Polıtıcal Communıcatıon and Internatıonal Publıc Opınıon: A Study Of Jokowı’s Indonesıa, Journal Of Media Critiques, C.2 N.8, Ss.147-160.
  • Ekinci, Necdet. 2008, Siyasal İletişime Giriş, Bişkek: Gece Kitaplığı.
  • Ekinci, Necdet. 2016, Başlangıcından Günümüze Siyasal İletişimin Temelleri, Gece Kitaplığı.

  • Evren, Fuat Boğaç. 2015, Bir Siyasal İletişim Aracı Olarak İnternet Sitesi Kullanımı: 2014 Cumhurbaşkanı Seçimi, Journal Of Yasar University, C.10, S.39, Ss. 6555–6611.
  • Emruli, Sali. Miroslav Bača, 2011, Internet And Political Communication – Macedonian Case, International Journal Of Computer Science Issues, Faculty Of Organization And Informatics, University Of Zagreb, C.8, S.1, Ss.154-163.
  • Erol, Gülbuğ. 2009, Medya Ve Etik: İnternet Haberciliğinde Nesnellik, Etik İlkelerin İçeriği, Uygulamadaki Sorunlar Ve Televizyon Haberciliği İle Karşılaştırılması, Medya Ve Etik Sempozyumu Bildirileri, Fırat İletişim Fakültesi, Elazığ.
  • Eid, Mahmoud. Stephen J. A. Ward. 2009, Ethics, New Media, And Social Networks, Global Media Journal, C.2, S.1, Ss.1-4.
  • Erdoğan, İrfan. 2006, Medya Ve Etik: Eleştirel Bir Giriş, İletişim Kuram Ve Araştırma Dergisi, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi, S.23, Ss.1-26.
  • Geray, Haluk. Aylin Aydoğan, Yeni İletişim Teknolojileri Ve Etik, Http://İlefarsiv.Com/Etik/Yeni-İletisim-Teknolojileri-Ve-Etik, (ErişimTarihi:05.01.2018).
  • Güven, Süleyman. 2017, Siyasal İletişim Sürecinin Dönüşümü, Siyasal Katılım Ve İletişim Teknolojileri, The Turkish Online Journal Of Design, Art And Communication, C.7, S.2, Ss.175-191.
  • Gülsünler, Makbule Evrim. 2010, İletişim Etiği Ve Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencilerinin Mesleki Etik Kurallarına Bakışı, Selçuk İletişim Dergisi, C.6, S.2, Ss. 58-173.
  • Gackowski, Tomasz. 2013, Political Image As The Substance Of The Political Communication İn The Era Of Post- Politics, University Of Warsaw, Poland, Online Journal Of Communication And Media Technologies, C.3, S.4, Ss.43-60.
  • Himelboim, Itai. Ruthann Weaver Lariscy. Spencer F. Tinkham. Kaye D. Sweetser. 2012, Social Media And Online Political Communication: The Role Of Interpersonal Informational Trust And Openness, Journal Of Broadcasting & Electronic Media, C.56, Ss. 92–115.
  • İnan, Ece. Burak Pekün, 2009, Siyasal İletişim, “Sanal Serbest Kürsüler” Ve İletişim Etiği, Medya Ve Etik Sempozyumu Bildirileri, Fırat İletişim Fakültesi, Elazığ.
  • İpekeşen, Serpin Sun. 2012, 2011 Genel Seçimlerindeki Siyasal İletişim Faaliyetleri: Akp, Chp, Mhp Örneği, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.
  • Köker, Eser.2016, Politikanın İletişimi, İletişimin Politikası, İmge Kitapevi Yayınları, Ankara.
  • Korkmaz, Ali. 2014, İnsan Hakları Bağlamında Özel Hayatın Gizliliği Ve Korunması, Kmü Sosyal Ve Ekonomı̇K Arastırmalar Dergısi, S.1, Ss.99-013.
  • Köseoğlu,Yakup. Hamza Al. 2013, Bir Siyasal Propaganda Aracı Olarak Sosyal Medya, Akademik İncelemeler Dergisi, C.8, S.3, Ss.103-125.

  • Mavnacıoğlu, Korhan. 2009, İnternette Kullanıcıların Oluşturduğu Ve Dağıttığı İçeriklerin etik Açıdan İncelenmesi: Sosyal Medya Örnekleri, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Ve Etik Sempozyumu, 07-09 Ekim 2009, Elazığ.

  • Mercimek, Barış. Nihal Dulkadir Yaman. Aydın Kelek. H. Ferhan Odabaşı. 2015, Dijital Dünyanın Yeni Gerçeği: Troller, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, C.6, S.1, Ss.67-77.

  • Özarslan, Zeynep. Gülüm Şener. 2015, Yeni Medya Çalışmaları, Ulusal Kongre Değerlendirmesi, İLEF Dergisi, Ankara Üniversitesi, C.2, S.1, Ss.151-163.

  • Öztürk, Şerife. 2015, Sosyal Medyada Etik Sorunlar, Selçuk İletişim Dergisi, C.9, S.1, Ss.287-311.
  • Öztekin, Hülya. 2015, Yeni Medyada Nefret Söylemi: Ekşi Sözlük Örneği, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.8, S.38, Ss.925-936.
  • Riaz, Saqib. 2010, Effects Of New Media Technologies On Political Communication, Journal Of Political Studies, C.1, S.2, Ss. 161-173.

  • Karaçor, Sületman. 2009, Yeni İletisim Teknolojileri, Siyasal Katılım, Demokrasi, Yönetim ve Ekonomi Dergisi, Celal Bayar Üniversitesi, C.16, S.2, Ss.121-131.
  • Sampedro, Victor. 2011, Introduction: New Trends And Challenges İn Political Communication, International Journal Of Press/Politics, 1universidad Rey Juan Carlos, Madrid, Spain, C.16, S.4, Ss.431-439.
  • Stieglitz, Stefan. Tobias Brockmann. Linh Dang Xuan. 2012, Usage Of Social Media For Political Communication, University Of Münster, Germany, Http://Www.Pacis-Net.Org/File/2012/Pacıs2012-153.Pdf (Erişim Tarihi:15.12.2017).
  • Seçim, Mustafa Özgür. 2016, Sosyal Medyanın Bir Siyasal İletişim Aracı Olarak Kullanılması: Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencilerine Yönelik Bir Araştırma, Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.6, S.2, Ss.422-434.
  • Sayar, Kemal. 2013, Özgürlüğün Baş Dönmesi, Timaş Yayınları, İstanbul.
  • Taşcıoğlu, Raci. 2007, Secim Kampanyalarındaki Dönüşüm: ‘Amerikanlaşma’ Bağlamında 3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinde Genç Parti Secim Kampanyası, Ankara, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Anabilim Dalı, Doktora Tezi. Uzuntaş, Aysel. 2013, Etkili İletişim: Anlatabilmek Ve Anlayabilmek, Kastamonu Eğitim Dergisi, C.21, N.1, Ss11-30.
  • Vural, Z. Beril Akıncı. Mikail Bat. 2009, Siyasal Seçim Kampanyalarında Yeni İletişim Teknolojileri Ve Blog Kullanımı: 2008 Amerika Başkanlık Seçimlerine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Analiz, Journal Of Yasar University, C.4, S.16, Ss. 2745-2778.
  • Woolley, Samuel C., Phılıp N. Howard. 2016, Political Communication, Computational Propaganda, And Autonomous Agents, International Journal Of Communication, C.10Ss. 4882–4890.
  • Ward, Stephen. 2001, Political Organisations And The Internet: Towards A Theoretical Framework For Analysis, University Of Salford Https://Ecpr.Eu/Filestore/Paperproposal/Ff8930db6d8346ef977fEedbe53df034.Pdf(Erişim Tarihi: 23.11.2017).
  • Weare, Christopher. 2002, The Internet And Democracy: The Causal Lınks Between Technology And Polıtıcs, Public Policy Institute Of California, J. Of Publıc Admın, C.25, S.5, Ss. 659–691.
  • Velentzas, John. Georgıa Bronı.2014, Communication Cycle: Definition, Process, Models And Examples, Technological Institute Of Western Macedonia, Http://Www.Wseas.Us/E Library/Conferences/2014/Istanbul/Fınance/Fınance-17.Pdf,(Erişim Tarihi:10.01.2018).
  • Yamı,Vedat Şafak. 2009, Dijital Manipülasyon Ve Medya Etiği, Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Etik Sempozyumu, 07-09 Ekim 2009, Elazığ.
  • Yağmurlu, Aslı. 2011, Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler Ve Sosyal Medya, Selçuk İletişim Dergisi, Selçuk Üniversitesi, C.7, S.1.
  • Yıldırım, Yılmaz. 2012, İletişimsel Eylem Kuramı Işığında Siyasal İletişim Ve Ak Parti Örneği, Akademik İncelemeler Dergisi, C.7, S.1, Ss.195-226.
  • Ying, Murat. 2012, Sosyal Medya Platformları Üzerinden Pazarlama Ve Bu Mecrayı Etkin Kullanan Sektörler, Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı İşletme M.B.A., Yüksek Lisans Tezi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir