Dar Koridor – Daron Acemoğlu Kitap Analizi

ACEMOĞLU, Daran-ROBINSON, James A., Dar Koridor: Devletler, Toplumlar ve Özgürlüğün Geleceği, (Çev.) Yüksel Taşkın, Doğan Kitap, İstanbul, 2020, 550 Sayfa+Dizin, ISBN:978-605-09-6900-9.

Hazal Ercengiz[1]


Daron Acemoğlu ve James A.Robinson tarafından yazılan “Dar Koridor” adlı kitap; devletlerin ve toplumların özgürlükleri ve özgürlüklerin sürdürülebilirliği ve özgürlüğün akıbeti üzerinden değerlendirilmiştir. Dünya tarihine geniş bir perspektiften bakılan bu kitapta Thomes Hobbes’un Leviathan tanımı üzerinden hareketle ilerlenmiştir. “Leviathan” üzerinden kuramsallaştırılan düşünceler kitabın temel noktasını oluşturmuştur. Kitap 15 bölümden oluşmaktadır. Her bölümde dünyada var olan “Leviathan” türüne örneklerde bulunan yazarlar dünya tarihine geniş bir açıdan bakarak başlangıcı Gılgamış Destanı’yla yapmıştır. Kitabın özünü anlamak ve analizini yapmak için Acemoğlu ve Robinson’un Leviathan tanımlamasını incelememiz gerekir.

Kitabın ön sözünün ilk cümlesi “Bu kitap özgürlükler hakkında” dır. Kitabın hangi sorulara cevap verdiği önsöz kısmında gayet açıktır. Bu kitapta ele alınan tüm konular “özgürlük” kavramı çerçevesinde ele alınmıştır. Özgürlük kavramından hareketle devletler ve toplumlar arasındaki ilişkilere ışık tutmuştur. Thomes Hobbes’un “The Leviathan” kitabından hareketle Leviathan kavramı bu kitapta bahsedilen özgürlüğün temel unsurudur. Leviathan; Tevrat ve İncil’de kötülüğü temsil eden bir su canavarı olarak geçer. Thomes Hobbes’a göre ise; toplumu oluşturan bireylerin özgürlüklerinden vazgeçerek başka bir insana ya da bir üst kuruma devretmesidir. Burada insan kendi hür iradesiyle haklarını devreder, nedeni ise Leviathan’ın olmadığı durumlarda daha kaotik bir yapının var olması ve topluma zarar vermesidir. Hobbes’un kavramını daha net açıklamak için kitap içinde Hobbes’un alıntılarını sıkça başvurulmuştur. Kitabın özünü anlamak için Hobbes’un Leviathan’ını anlamak altın kuraldır. Hobbes 1640 yılında İngiliz İç Savaşı yıllarında yazdığı The Leviathan’da bir “savaş hali” durumundan bahseder ve buna “bellum omnium contra omnes” der bu ise “herkesin herkese karşı savaşı” anlamına gelmektedir. İnsanlar, bu anarşi ortamından çıkmanın yolunu ararlar ve bir “Leviathan’a” ihtiyaç duyarlar. Mutlak güce sahip Leviathan herkeste korku uyandırabilirdi fakat Hobbes‘a göre herkesten korkmaktansa güçlü tek bir Leviathan’dan korkmak daha iyidir. Hobbes, ortak gücün yani Leviathan‘ın kuruluşunda iki yol önerir. İlki “Kuruluş Yolu”dur. Bir kitlenin devlet yaratmak için, gücünü ve otoritesini devrederek, sözleşip anlaşması üzerine bir Leviathan doğabilir. İkincisi ise “Edinim yolu ile devlet”dir. Burada da güç kullanılarak, düşmanlara kendi iradesini kabul ettiren bir Leviathan doğabilir. Hobbes’a göre iki kuruluşta da egemenliğin sonuçları ve hakları aynıdır. Acemoğlu ve Robinson, Hobbes’u haklı görmedikleri noktalarda görüşlerine yer vermişlerdir. Hobbes’a karşı bir eleştiri yaparak: “ Güç sizi haklı yapmaz ve güç kesinlikle özgürlüğü getirmez. Devletin boyunduruğu altındaki hayat hem kötü hem vahşi hem de kısa olabilir.” düşüncesine yer vermişlerdir.

Acemoğlu ve Robinson, Leviathan tanımlamasında üç türden bahsederler. İlki Namevcut Leviathan’dır. Toplumdaki insanları normlar ve gelenekler bir arada tutar fakat doğal durum hali süre gelir. Sürekli bir kaotik ortam mevcuttur. Bu kavramda bir devletin varlığına işaret etmek çok zordur.

İkincisi ise, “Despotik Leviathan”dır. Burada ise devletin gücünün toplumun gücünden fazla olması durumu vardır. Şiddet eğilimli olması çok sık görülebilen bir devlettir.

Üçüncüsü ise “Prangalanmış Leviathan”dır. Bu tür ise devlet ve toplumun birlikte hareket ettiği devletin halkın talebini karşıladığı halkında Leviathan’a güvenmesi ile oluşan hem toplumun hem de devletin kazandığı türdür. İşte “Dar Koridor” kitabının adı da bu tanımlamadan gelir. Acemoğlu ve Robinson’a göre “Prangalanmış Leviathan” olması gerekendir. Bir devlet, despotik olmamalı ya da namevcut durumunda da olmamalıdır. Bu nedenle ikisinin ortasında yer alan “Prangalanmış Leviathan” durumunu dar bir koridora benzeterek ,hangi devletin bu koridorun içinden kaldıklarını ya da devletlerin bu koridorun içinde var olup olamayacağına dair analizlerde bulunulmuştur. Kitaptan alıntıladığımız bir şekilde ise, Prangalanmış Leviathan’ın dar bir koridorda olduğunu görebiliriz. Amerika Birleşik Devleti ve Birleşik Krallık bu koridorun içinde yer alan iki ülke olarak karşımıza çıkmaktadır.


Kitaptaki diğer kavram ise “Kızıl Kraliçe Etkisi”dir. Bu kavram ise Prangalanmış Leviathan’ın bu koridorda devamlılığını sürdürebilmesi için gerekli olan dinamiktir. Buradaki “Kızıl Kraliçe” benzetmesi ise Lewis Carroll tarafından yazılan Alice Harikalar Diyarı’nda adlı romanda geçen, bulunduğu yerde kalabilmesi için sürekli koşması gereken “Kızıl Kraliçe”dir. Devletle toplum arasındaki rekabet ve yarış haline Kızıl Kraliçe etkisi denir. Bu rekabetten de yeni bir iş birliği doğmasının muhtemel olacağı üzerine durulmuştur.

Devletin gücü toplumun gücünden fazla ise Despotik Leviathan ile karşılaşılmaktadır. Eğer ki toplumun gücü devletin gücünden fazla ise bu sefer de Namevcut Leviathan kavramı karşımıza çıkmaktadır. Devletin ve toplumun gücü eşit bir şekilde karşı karşıya gelirse Prangalanmış Leviathan olur ki burada da dar bir koridor mevcuttur.

Dünya tarihinden birçok örnek vererek özgürlüğün derinine inen yazarlar, Despotik Leviathan kavramından hareketle verdiği örneklerden biri; Çin’dir. Çin, tarihsel bağlamda incelenerek “despotik” devlet tanımlaması uygun bulunmuştur. Qin Hanedanlığı döneminden günümüze kadar ele alınarak temelinde var olan despotizmin kolay kolay yıkılamayacağı analizi yapılmıştır. Çin yönetimi 2020 yılında, “toplumsal kredi sistemi” nin ön uygulamasını gerçekleştirerek, tüm ülkeye 200 milyon tane yüz tanıyıcı kamera yerleştirmiş ve teknolojik gücünü de despotik amaçlı olarak kullanmıştır. Kitapta, Çin’in toplumsal kredi sistemi teknolojisi, George Orwell’in 1984 adlı distopik romanında geçen “Büyük Birader seni izliyor” düşüncesinin gerçekleşebileceğine dair bir ön tanı niteliğinde olmuştur.

Bu üç Leviathan tanımlaması dışında kitapta ayrı bir bölümde, Arjantin devleti incelenerek “Kağıttan Leviathan” tanımı geliştirilmiştir. Arjantin, Kolombiya ve bazı Latin Amerika ülkeleri bu türe dâhil edilmiştir. Bu ülkelerin genelinde var olan ortak özellik; Avrupa sömürgeciliğinin ürünü olmalarıdır. Bu tür devletler, Despotik Leviathan’ın ve Namevcut Leviathan’ın en kötü özelliklerini almışlardır. Görev başındaki siyasi seçkinlerin zenginleşmesi ve toplumsal hareketlerden korkması bu türde görülebilmektedir. Kağıttan Leviathan’ın varlığı durumunda, siyasi seçkin toplumun normlar kafesinde özgürleşmesine asla gayret etmez ve savaş durumunda toplumu koruyamaz. Kağıttan Leviathan, kapasiteden yoksun ve iç çatışma riskinin fazla olduğu devletleri kapsamaktadır.

Prangalanmış Leviathan’da ise verilen örneklerden biri de Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’dir. ABD Leviathanı’nın prangasının kökenleri incelenerek, ABD Anayasası’nın oluşumuna giden süreçten bahsedilmiştir. Ve Leviathan’ın prangalanmasındaki güç dengesinden bahsederek, bu pranganın kolay kolay bozulamayacağı yönünde analizler ortaya koyulmuştur.

Namevcut Leviathan’da ise Lübnan örneği verilmiştir. Lübnan’da var olan etnik yapı çeşitliliği, Lübnan’da Leviathan yaratılmasının önünü kapatan bir engeldir. 1943 yılında imzalanan “Ulusal Pakt” ile Lübnan’da iktidar farklı gruplar arasında bölüştürülmüştür. Bu pakt, zayıf bir devleti doğurmuştur. Acemoğlu ve Robinson’a göre; Lübnan’da var olan iktidar Leviathansız toplumlarda görülebileceği gibi, devlette değil farklı cemaatlerin elinde bulunmaktadır.

Bu dört kavram kitapta detaylı analizlere tabi tutularak, dünya tarihinden birçok olayla ilişkilendirilmiştir. Acemoğlu ve Robinson, özgürlükler bağlamında bir devletin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşmışlardır. Prangalanmış Leviathan’ın, hayali kurulması gereken ve güvenebilecek bir devlet olduğunu söylerken yaratılan güveninde sınırlarının olması gerektiği üzerinde durulmuştur. “Ne de olsa prangalı veya değil, Leviathan’ın iki yüzü vardır ve despotizm onun DNA’sındadır.” diyerek, Leviathan’ın dinamik yapısından hareketle ve doğal yapısında var olan otoriter gücünü sınırlayacak bir kurallar bütününe gereksinim olduğu belirtilmiştir.

Dar koridorda en çok yer kaplayan Avrupa ülkeleri de incelenmiştir ve Avrupa ülkelerinin Roma İmparatorluğu’ndan aldıkları güçlü bürokrasi üzerine, Germen topluluklarının güçlü taban hareketlerini birleştirmesi sonucu sağlam temeller üzerine kurulu devletler yarattığı analizi yapılmıştır. Bu ikisinden yalnızca birinin var olduğu durumlarda bu koridorda yer alınamayacağı analizi yapılmış ve bu hususta da İzlanda örneği verilmiştir.

Kitapta birçok devletin koridorda yer alıp alamayacağı analizi yapılırken Türkiye’de incelenmiştir. Koridora geçişteki en büyük faktörlerden biri olan güçlü bir toplumun varlığı, Türk toplumunun bir eksikliği olarak belirlenerek, koridora geçişteki gerekliliği ortaya koyulmuştur. Devletlerin dar koridora girebilmesi için ne yapılması gerektiği üzerine tavsiyeler verilmiştir.

Sonuç olarak, “Dar Koridor” adlı kitaba genel bir bakış sunarsak Hobbes’un Leviathan’ı Acemoğlu ve Robinson’un ortaya attığı bu kuramın temel taşıdır. “Dar Koridor” adlı kitapta, birçok devlet geçmişten günümüze kadar incelenerek bu devletlerin, ileride koridorda yer alıp alamayacağına dair analizler yapılmıştır. Leviathan’a farklı tanımlamalar getirilen bu kitapta, Prangalanmış Leviathan’ın bu koridorun içinde yer alan Leviathan olarak değerlendirilmesi bağlamında ideal olan devleti ortaya koymuştur. Bu türde, devletin ve toplumun beraber hareket etmesi ile kademeli yükselişi ve devletinde toplumunda arasındaki gücün dinamikliği ile bu özelliklere sahip olan ülkelerin siyasi ve ekonomik açıdan da geliştiği üzerine durulmuştur. Sadece ekonomik açıdan bu koridorun içinde yer alınabilseydi, Çin’inde bu koridorda yer alabilecek potansiyeli olduğunu söylemek mümkündür. Fakat Çin’de var olan despotik bağların tarihsel kökeni, despotizmi prangaya vurmakta ki en büyük engeldir.

Prangalanmış Leviathan’ların despotik ya da namevcut durumuna evrilme süreci mümkün bir durum olarak değerlendirilmiştir. İlk husus olan evrimleşme Leviathanlar’da da vardır. Nasıl ki ülkeler, bu koridora geçiş sağlıyorsa bu koridordan da ayrılabilir. Burada ise Kızıl Kraliçe etkisinden bahsetmek lazım. Güçlü kuralların varlığı ve Kızıl Kraliçe etkisi despotik devlete dönüşümü engelleyebilir. Kitapta ise bu durum, yine tarihsel örneklerle birçok şekilde sıralanmıştır.

Devletlerin, dar koridora girmesinin öneminden bahsedilirken bu koridorda kalarak gelişiminin, sürdürülebilirliği noktasında önemli olduğu ortaya konulmuştur. Bu koridorda, büyümenin bir getirisi olarak, harcamaların sağlık ve eğitime yapılması toplumsal refahı da arttıracaktır. Toplumun da, devletin de beraber güçlenmesini sağlayarak ideal olanın gerçekleşmesi sağlanacaktır.

Prangalanmış Leviathandan hareketle sosyal devlet anlayışının izlerini görebilmenin mümkün olacağı üzerine kurulu bu kitapta, kolektif hafıza üzerine de atıfta bulunulmuştur. Almanya örneği incelenirken Nazi Almanyası’nda var olan totaliter rejim ve bu rejim sonrası, dar koridora yeniden geçme durumunun, hızlı bir şekilde gerçekleşmesi pozitif hatıralara bağlanmıştır.

Özgürlük, insanın en temel arzularından biridir. Bu kitap özgürlük hakkındadır, özgürlüğün Acemoğlu ve Robinson’a göre tanımı ise, güçlü bir sivil toplum ile güçlü ama prangası olan bir devletin, süreç içinde kazanımlarıdır. Acemoğlu ve Robinson tarafından yazılan “Dar Koridor” adlı çalışma yeni bir kuramı ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu eserde, özgürlük kavramı tüm dünya için sorgulanmış ve geleceğine yönelik detaylı analizler yapılmıştır.

  1. Lisans Öğrencisi, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Antalya, hazalercengiz@gmail.com.

One thought on “Dar Koridor – Daron Acemoğlu Kitap Analizi

  • Nisan 18, 2021 tarihinde, saat 11:24 am
    Permalink

    Hocam çok güzel özetlemişsiniz teşekkürler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir