Gizli Antlaşmalar ile Ortadoğu Dünyasının Şekillenme Süreci

Geçmişte, Ortadoğu olarak adlandırdığımız coğrafyaya nice devletler ve imparatorluklar hâkim olmak için siyasi çatışmalara girişmişlerdir. Ortadoğu siyasetinin savaşlara nedenler veya sonuçlar doğuran bazı antlaşmalar ve görüşmeler mevcuttur. Bu gelişmeler günümüz Ortadoğu siyasetinin şekillenmesine doğrudan yol açmış, halen devam etmekte olan siyasi, askeri ve ekonomik krizlerin tohumunu atmışlardır.

Ortadoğu bölgesi; dünyanın merkezine konuşlanması, su yolları ile kıtaları birbirlerine bağlaması, ticaret yolları üzerinde bulunması gibi birçok ekonomik neden dolayısıyla devletlerin hâkimiyet sağlamak istediği coğrafyaların başında geliyor. Coğrafyada kurulan devletler ve bu devletlerin ömürlerinden açıkça anlaşılmaktadır.

Günümüzde dahi Ortadoğu bu albenisini kaybetmemiştir. Dönemimizin en büyük ihtiyaçlarından olan petrol, doğal gaz gibi alternatif güç kaynaklarına sahiptir. Bölgede bitmeyen iç savaşlar, iktidarsız alanlar, ekonomik kriz içerisindeki ülkeler açık bir şekilde coğrafyanın halen daha paylaşılamadığını göstermektedir.

I.DÜNYA SAVAŞINDA ORTADOĞU PAYLAŞIMI

Birinci Dünya Savaşı’nda itilaf devletlerinin açtığı veya açtırdığı cephelerden bu devletlerin -itilaf devletleri- siyasetlerinin Ortadoğu eksenli olduğunun bir göstergesi idi (YENİSU, 2020). Özellikle açılan, Sina-Filistin, Hicaz-Yemen, Kanal ve Çanakkale cephelerinin başlıca açılış sebebi Ortadoğu’ya ulaşma ve bu bölgeyi paylaşmadır. Paylaşımlar müttefik devletlerin kendi aralarında yaptığı antlaşmalar ile pekiştirilmiştir. Bu antlaşmalar İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya merkezli olmuştur. Savaşların temel amacı Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve paylaşmak olduğu için İtilaf bloğu ülkelerin olası zafer halinde Ortadoğu coğrafyasının paylaşımında bölgede herhangi bir mücadeleye ve zıtlaşma olmamasına yönelik adımlar atılmış ve birtakım antlaşmalar imzalanmıştır. Bölgede manda ve himaye adı altında kaynakları için sömürü yarışı güden devletler ve yaptıkları antlaşmalar şunlardır:

  1. Fransa, İngiltere ve Rusya’nın tarafları olduğu Mart 1915 tarihli nota alışverişlerinden oluşan İstanbul Antlaşması,
  2. İtalya, Fransa, İngiltere ve Rusya’nın aralarında yaptığı 26 Nisan 1915’te imzalanan Londra Antlaşması,
  3. İngiltere ile Fransa’nın Sykes ve Picot aracılığı ile yaptığı 1916 da gerçekleşen Sykes- Picot Antlaşması ki daha sonraları Rusya da dâhil olmuştur,
  4. İtalya, İngiltere ve Fransa’nın 1917’de imzaladığı Saint Jean De Maurienne Antlaşması.
  5. İstanbul Anlaşması

Rusya I. Dünya Savaşı’nın başlangıcından itibaren, Deli Petro zamanında sahip oldukları limanların donması hasebiyle dış politikada benimsedikleri, kışın dahi deniz ticareti yapabilecek limanlara sahip olmak -Rusların bu politikası sıcak sulara inme politikası olarak geçer- adına mücadeleye girişmiş ve her fırsatı kullanmaya çalışmışlardır. Diğer küresel rakiplerinin temel hedefleri Ortadoğu coğrafyası iken Rusya, boğazlar ve İstanbul’a sahip olmak istemiştir. Dolayısıyla Ortadoğu adına rakipleri ile mücadele içerisine girişmemişlerdir. Rusya’nın boğazlar ve İstanbul talepleri müttefiki olan İngiltere ve Fransa için sorun teşkil etmemiştir. Keza Çanakkale cephesi, müttefikleri tarafından Rusya’ya yardım götürmek için açılmıştır (BOZKURT, 2013/2014). Bu cephe için karşılıklı çıkarlar söz konusudur. Müttefikleri Rusya’dan gelecek olan maddi yardım için çıkış yolları kollamış fakat Rusya müttefiklerine güvenmeyip Çanakkale cephesinin geçilmesi olasılığından pek hoşnut olmamıştır. Rahatsızlığın sebebi cephe savaşının kazanılması durumunda İngiltere ve Fransa’nın İstanbul’u zapt edeceği ihtimalinin verdiği rahatsızlık idi. Savaş devam ederken İngiltere tarafından Rusya’ya gönderilen notada; boğazların Rusya’ya verileceğinden, Rusya’nın müttefiklerine yardımını esirgememesi üzerinde durulmuştur.

İngiltere ve Fransa sahip oldukları endüstriyel gücü Rusya’dan insan gücü ile pekiştirmek istemişlerdir. 3 Mart 1915’te Rus Dışişleri Bakanı Sazanov, Paris ve Londra’daki büyükelçiliklerine çektiği telgrafta Rusya’nın açık bir şekilde müttefiklerinden nereleri istediğini izah etmiştir (Köse). Bu notada İstanbul ve boğazların tam olarak Rusya’ya teslim edilmesi istenmiştir. Müttefiklerinin çıkarlarının korunacağı da ayrıca belirtilmiştir. Rusya’yı hoşnut kılan cevap 12 Mart 1915’te gelmiştir. Rusların istediği sınırlara bağlı kalınarak kabul edilmiştir. Bundan önemli gelişme ise müttefiklerin İstanbul ve boğazlar karşılığında Rusya’dan ne isteneceği sorusu olmuştur. Böylelikle Osmanlı’nın nasıl paylaşılacağı gündeme gelmiştir.

İngiltere; daha önceki antlaşmalara sadık kalınmasını istemiş ve tarafsız bölge ilan edilen İran ve çevresini, Fransa ise Suriye ve güney Anadolu’nun kendilerine bırakılmasını istemiştir. Bu istekler Rusya tarafından belirtilen koşulların sağlanması koşuluyla kabul edilmiştir.

Sonuç olarak savaş devam ederken İstanbul Antlaşması ile öngörülen zafer sonrası Ortadoğu paylaşım planları yapılmıştır. Bu anlaşma ile Rusya sıcak denizlere inme politikasını kâğıt üzerinde başarmış, Fransa ve İngiltere de resmi olarak onaylamışlardır. Savaş bittikten sonra kamuoyu anlaşmayı öğrenmesi sonrası İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour, anlaşmayı inkâr etmiştir (YENİSU, 2020). İngiltere’nin böyle bir anlaşmayı kabul etmesinin imkânsız olduğunu, İngiliz politika tarihine bakılarak böyle bir şeyin olamayacağını açıklamıştır.

  1. Londra Anlaşması

Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı topraklarında pay kollayan devletlerden biri de İtalya idi. İtalya savaş başlangıcında Almanya ve Avusturya ile ittifak olarak girmiş, daha sonrasında kendisini herhangi bir bloklaşma içinde göstermeden tarafsız olduğunu ilan etmiştir. Tarafsız olduğunu açıklasa dahi diplomatik ilişkilerini devam ettirmiş ve hangi taraftan daha çok taviz alacağını öğrenmeye çalışmıştır (YENİSU, 2020). Bu dönem sonucu Rusya ile yakınlaşıp savaşa kendi saflarında girebileceğini açıklamışlardır. İtalya’nın amacı Adriyatik’te Avusturya ve Arnavutluk topraklarına ilerleyebilme ve Anadolu’nun güneybatısından pay alabilmektir. Rusya ile görüşmesinden sonra itilaf devletleri ile yapılan görüşmeler konferans halini almıştır. İtalya itilaf devletleri tarafından kendilerini teşvik edecek bir teklif gelmesini beklemişler ve nitekim bu teklif 26 Nisan 1915’te gelmiştir. Görüşmeler sonucu İtalya İttifak bloğundan ayrıldığını açıklayarak Almanya ve Avusturya-Macaristan devletine savaş açmıştır. Böylelikle Londra Antlaşması Osmanlı ve Ortadoğu’yu paylaşım tasarılarının ikincisi olmuştur.

Londra Antlaşması’na göre önceden İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı’yı taksim etmiş olmalarına karşın İtalya’ya Akdeniz yöresinden Antalya kısmına kadar bir kısmı İtalya’ya verilmesini kabul etmişlerdir. Terante’de ve Tirol’un güneyinden Bremer Boğaz’ına kadar İtalya’ya verilmesi ayrıca Tiriste, Guruc, Garadiçka, İsteri, Dalmaçya’nın İtalya’ya dâhil edilmesi, İtalya’nın işgali altında olan On İki ada ile Trablusgarb’ın İtalya’ya ait olduğu İtilaf devletleri tarafından kabul edilecektir (YENİSU, 2020, s. 40). İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Arabistan topraklarında bir Arap devleti kurma planına İtalya da uyacaktır.

Bu anlaşma ile İngiltere, Fransa ve Rusya; İtalya’nın savaşa kendi saflarında girmeleri için birçok vaat ve taahhüt vermekle kalmayıp Anadolu’dan ve Avrupa’dan pay verip İtalyanların genişleme politikasına elverişli bir ortam hazırlanmıştır.

  1. Sykes-Picot Antlaşması

Sykes-Picot Antlaşması, Ortadoğu bölgesinin kaderini belirleyen gizli antlaşmaların en etkilisi olmuştur. İngiliz temsilcisi Sir Mark Sykes ile Fransız temsilcisi George Picot tarafından yürütülmüştür. Daha sonraları gelişmelere Rusya da dâhil olmuştur. Günümüz Ortadoğu gelişmelerinin temeli bu antlaşmaya dayanmaktadır.

I. Dünya Savaşı’nın başından itibaren İngilizler tarafından isyana teşvik edilen Şerif Hüseyin İngilizler ile yürüttüğü ilişkilerde bazı tavizler verip Arap yarımadasında kurulması için bağımsız bir Arap devletinin temelleri atmaya çalışıyorlardı (KÜÇÜK, 2010). Ocak 1916’da Şerif Hüseyin ile İngiliz Mısır valisi McMahon anlaşmış, Lübnan hariç tüm Arap coğrafyasının hâkimiyetinin Şerif Hüseyin’e verileceğinin sözü verilmişti. Fakat bu sözün yerine getirilmesi için İngiltere tarafı Şerif Hüseyin’den Osmanlıyı iç işlerinde hayli yoracak ve zedeleyecek güçlü bir ayaklanmanın çıkarılmasını istiyordu.

İngiltere daha sonra haber vermesine rağmen Fransızlar McMahon ile Şerif Hüseyin görüşmelerinden sonra anlaşmada tavır sergilemiştir (ŞÜKÜR, 2015). İngiliz temsilcisi Micholos’un görevinden alınıp Mark Sykes’ın getirilmesine kadar ilerleyen bu süreçte pek de anlaşma taraftarı olmayan bir görüntü sunmuşlardır.

Mark Sykes ve George Picot görüşmelerin akabinde Rusya ile görüşmüş; Rusya’nın onayını almışlardır. Ruslar anlaşma karşılığında İstanbul ve Boğazlar haricinde Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis’i de istemişlerdir.

Görüşmeler neticesinde İngiltere, Fransa ve Rusya oldukça zorlandıkları Osmanlı’yı ve Ortadoğu’yu paylaşım konusunda bir sonuca varmış bulunuyorlardı. Anlaşmanın en önemli maddelerinden birisi de antlaşmanın gizli kalması idi.

İngilizlerin aynı bölgeleri farklı kişiler veya oluşumlara vaat etmişlerdir. Bu durum Şerif Hüseyin ile yapılan anlaşmaya ters düşmesi ile Araplar tarafından tamamen hayal kırıklığı ile karşılandı (Osman, 2014).

Antlaşma Çarlık Rusya’sının yıkılması ile Bolşevikler tarafından gün yüzüne çıktı. Günümüz karmaşık Ortadoğu siyasetinin temellerinin bu antlaşma ile atıldığı söylenebilir. Bölgede devam eden siyasi, ekonomik ve askeri istikrarsızlığın tohumunu atan antlaşma diyebiliriz.

  1. Saint De Maurienne Antlaşması

İtilaf devletleri tarafından imzalanan Sykes-Picot Antlaşması’ndan İtalya haberdar edilmemiştir. Müttefiklerinden bu konu hakkında bilgi istemiş ise de antlaşma tarafları böyle bir antlaşma olmadığını belirtmişlerdir. Daha sonraları Fransa’nın karşı olmasına rağmen Ekim 1916’da antlaşma metni İtalya’ya verilmiştir (YENİSU, 2020). Bu antlaşma ile müttefiklerinin kendisinden habersiz bir şekilde Osmanlı Devleti’ni paylaşım planlarını görmüştür. Böylelikle İtalya’nın savaşa İtilaf bloğunda girmek için alacağı taviz ile toprak miktarı için eline bir fırsat geçmiştir. Daha önce kendileri ile yapılan antlaşmalarda İtalya’ya daha az pay verilmiş olduğunu itilaf devletlerine anlatmış ve inandırmıştır. Görüşmeler sonucu Londra antlaşmasında yer alan topraklar dışında Konya, Aydın, İzmir, Mersin hatta Fransa’ya pay edilmiş olan Adana’yı da istemiştir. Bazı önemli su yollarında Fransa ile eşit haklara sahip olmak istemişlerdir. Bu antlaşma I. Dünya Savaşı’nın son gizli antlaşması olmuştur. Bu antlaşma ile İtalya savaşa itilaf devletler bloğunda girmelerinin kendilerine daha çok çıkar sağlayacağını tasdiklemiştir. Antlaşma İngiltere ve Fransa için bir nevi İtalya’yı sakinleştirme tasarısıdır. Antlaşma neticesinde İtalya, daha önce İtilaf devletlerinin imzalamış olduğu gizli antlaşmaları tanıdığını kabul etmiştir (AKIN, 2018). Antlaşmanın önemli maddelerinden birisi de antlaşmanın Rusya tarafından onaylanma şartıdır. Bu şartlanma ile antlaşma resmileşecektir. Fakat Rusya’da Bolşevik ihtilalinin boy göstermiş olması ile Rusya antlaşmayı imzalamamış tam aksine gizli kalması gereken antlaşmayı deşifre etmiştir.

Kaynakça

AKIN, S. (2018, TEMMUZ 22). KİTAPTARİHCOM. KİTAPTARİHCOM: http://kitaptarih.com/st-jean-de-maurienne-antlasmasi.html adresinden alındı

BOZKURT, P. D. (2013/2014). 1. İstanbul Antlaşması (4 Mart-12Nisan 1915). P. D. BOZKURT. içinde İSTANBUL: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ.

KÖSE, İ. (tarih yok). I. Dünya Savaşı’nın İlk Gizli Anlaşması:. bilig, 12.

KÜÇÜK, C. (2010). SYKES-PICOT ANTLAŞMASI. İSTANBUL: TDV İslam Ansiklopedisi.

OSMAN, T. (2014). BBC. BBC: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/07/140630_sykes_picot_mirasi adresinden alındı

ŞÜKÜR, İ. Ş. (2015). Ortadoğu’da Emperyalist Güçlerin Gizli Oyunu: Sykes-Pıcot Antlaşması. The Journal of Academic Social Science Studies, 253.

YENİSU, Ö. O. (2020). Gizli Antlaşmalar Çerçevesinde San Remo Konferansı’nda Ortadoğu’yu Şekillendirme Çabaları. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 35.

Mehmet Fatih Sağlam

Mehmet Fatih Sağlam

Sakarya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğrencisiyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.