Göktürk İmparatorluğu

Göktürk ya da Köktürk İmparatorluğu, Türk adıyla kurulmuş ilk siyasi teşekkül olması bakımından Türk adının dünyaya tanıtılmasını ve tüm bir millete ad olmasını sağlamışlardır. Yani diyebiliriz ki, bugün tüm bir milleti tanımlayan Türk adının kaynağı Göktürklerden gelmektedir. Göktürk ismi ile andığımız söz konusu devlet aslında Çin kaynaklarında genel olarak Türk ve Türük olarak geçmektedir.

  • Türklerin çeşitli alanlarda ilk ürünleri ve faaliyetleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Örneğin; İlk yazılı belge kabul edilen Orhun Yazıtları ve 38 harfli ilk milli alfabe olma özelliğini taşıyan Köktürk alfabesi, ekonomik bir vasıta olarak paranın ilk kez kullanılması, bağımsızlık için yapılan ilk isyanlar vs.
  • Göktürkler, Juan-juanlar da denilen Avar hanedanlığına tabi olarak yaşarken bağımsız bir devlet kurmak amacıyla isyan etmişlerdir. Tarih sahnesine çıkışları 542 yılına denk gelir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı İl Kağan unvanıyla Bumin Kağan’dır. Devleti ikili yönetim sistemiyle Doğu’da Bumin Kağan’ın kendisi Batı’da ise ağabeyi İstemi Yabgu ile birlikte idare etmiştir.
  • Bumin Kağan ve İstemi Yabgu kardeşler devlet işlerinde uyum içerisinde hareket ederek Türk topluluklarının Göktürk sancağı altında toplanmasını sağlamış ve devleti kısa sürede imparatorluk seviyesine ulaştırmışlardır.
  • Bumin Kağan’ın devletin kurulduğu sene ani ölümüyle yerine oğlu geçmişse de o da kısa sürede ölür. Mukan Kağan’ın idarenin başına geçmesiyle Göktürkler en parlak dönemlerini yaşarlar. Bu dönemde Mançurya bölgesinden İran topraklarına kadar tüm bölge Göktürkler’in hâkimiyeti altına girmiştir. Akhunlar devletinin yönetimini elinde bulundurarak ticaret yollarına hâkim olunmuş ve bu da imparatorluğa iktisadi bakımdan yeni bir nitelik kazandırmıştır.
  • İstemi Yabgu’nun ölümünün ardından devletin başına Tapo Kağan geçer ve ülkenin çok geniş bir coğrafya yayılmış olmasından dolayı devleti ikiye ayırır. Bu yönetim tarzı ilk zamanlar güzel sonuçlar verdiyse de zamanla Çinli casusların bir tarafı diğer tarafa karşı kışkırtma ve entrika siyasetiyle hakanlar birbiriyle karşı karşıya gelir ve dolayısıyla siyasi nüfuz kırılır.
  • Çin’in fırsattan istifade ederek devletin iç işlerine müdahil olması ve bunun sonucunda yapılan savaşlar Göktürk İmparatorluğu’nu ikiye ayırır. Doğu Göktürk Devleti 630, Batı Göktürk Devleti ise 659 yılında Çin egemenliğinin altına girer.
  • 630 yılından itibaren kendi içinde bir parçalanmışlık yaşayan Türkler yaklaşık 50 sene boyunca Çin boyunduruğu altında yaşamlarını sürdürdüler. Bu dönemde Çin, Türklere karşı birçok asimilasyon politikası uyguladıysa da başarı sağlayamadı. Çin’in baskı siyasetine rağmen Türkler 50 yıllık tutsaklık süresince 500’den fazla başkaldırı hareketinde bulunmuştur. Bunların en bilineni ve ünlüsü Kürşad İsyanı’dır.
  • Türklerin bu dönem esaret hayatı yaklaşık yarım asır sürdü. 681 yılında Kutluk Kağan önderliğinde II. Köktürk Devleti kuruldu. Tüm Türkleri tek bir çatı altında toplamasından dolayı kendisine devleti derleyen, düzenleyen anlamına gelen “İlteriş” unvanı verildi. Devlet, kurucusunun adından dolayı Kutluk Devleti olarak da anılmıştır.
  • Bu dönemde Çin’e karşı 40’ın üzerinde sefer düzenlenmiştir. Çin baskı altında tutulurken aynı zamanda Türgişler, Basmiller ve Kırgızlar ile mücadele edilmiştir. Devletin sınırları Türkistan’ın neredeyse tamamını içine alıyordu. Yine bu dönemde Kutluk Kağan’ın vezir olarak görevlendirdiği ve tarihimizde ilk tarihçi ve yazar olması bakımından önemli bir yeri bulunan Tonyukuk; danışmanlık ve meclis başkanlığı görevlerinde bulunarak devlet yönetiminde etkili olmuştur.
  • Kutluk Kağan’ın vefatından sonra töreye uygun olarak Kapgan Kağan tahta geçti. İçeride ve dışarıda büyük işlere imza atmasına rağmen halkına karşı zalim ve otoriter davranıyordu. Bu durum boyların isyanına sebep oluyordu. Kapgan kendilerine isyan eden boyları mağlup ettiği bir sırada dönerken ormanda pusuya düşürülmüş ve öldürülmüştü.
  • Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra yerine geçen İnal Kağan devlet yönetiminde pek başarı sağlayamadı. Bilge ve Kül Tegin kardeşlerin ittifakı ile İnal Kağan bir ihtilal sonucu tahtan indirilir. Artık devletin başında Bilge Kağan vardır ve kardeşi Kül Tegin ise Sol Bilge Elig’liğine getirilir. Bunun yanı sıra tecrübeli devlet adamı Tonyukuk, devlet meclisinin başkanlığı görevini yürütür. Göktürklerde devlet meclisi başkanlarına, hükümdardan sonra en yetkili kişilere “aygucı” denmiştir.
  • Bilge Kağan 725 yılından sonra Çinlilere karşı daha ılımlı ve yumuşak bir siyaset izliyordu. Bu Bilge Kağanı diğer Kağanlardan ayıran bir özellikti. Çinlilere karşı izlenen bu politikada hiç şüphesiz Vezir Tonyukuk’un etkisi büyüktü. Tonyukuk’a göre devlet isyanlara karşı mücadele etmekten çok yorgun düşmüştü ve Çinlilerin sayıca Türklerden çok fazla üstün olması azımsanacak bir şey değildi. Üstelik Çinliler Göktürklere karşı ayaklanan Türk boylarıyla gizli bir işbirliği içerisindeydi.
  • 731’de Kül Tegin’in, 734’te ise Bilge Kağan’ın ölümü Kutluk devletini derinden sarstı. Kendilerinden sonra gelen kağanlar onlar kadar başarı sağlayamadı ve devlet çeşitli boyların isyanları ve bölgenin hâkimiyetini sağlayan Uygur Devleti’nin bağımsızlığıyla tarih sahnesinden çekildiler. (745)
  • Kaynakça

    Taşağıl, Ahmet, Bilge Kağan’ın Vasiyeti, İstabul, 2018, Bilge Yayınları

    Alkan, Cihan, Türkistan Tarihi ve Medeniyeti, İstanbul, 2017, Kamer Yayınları

    Tekinoğlu, Hüseyin, Göktürkler, İstanbul, 2016, Kamer Yayınları

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.