Karşılaştırmalı Devlet Sistemleri

GİRİŞ

Devlet, var olduğundan beri insanlık, her zaman iyi ve doğru bir yönetim arayışı içerisinde olmuştur. Bu nedenle siyasal yönetim biçimleri hep en istikrarlı olanı, topluma en çok fayda getiren yapıyı kurmayı hedeflemiştir. Örneğin Aristoteles, 158 Antik Yunan sitesini incelemiş ve siyasi gücün kimde toplanması gerektiği, bu gücün kimler tarafından kimin faydasına kullanılacağı hakkında çıkarımlarda bulunmuştur. Bu çıkarımlarından da 6 çeşit siyasal düzen tespit etmiştir. Burada aristokrasi, tiranlık, oligarşi, demokrasi, monarşi ve politeiayı karşılaştırarak bir sınıflandırma yapmıştır. Daha sonra bu tür karşılaştırmalardan da Aydınlanma düşünlerinden Machiavelli ve Montesquieu da yapmıştır. Modern anlamda devletin oluşumu da Aydınlanma döneminin ortaya koyduğu fikirsel düzlemde temellenmiştir. Bununla beraber, devletlerin örgütlenme biçimine Fiziki coğrafya ve onunla ilişkili olan Siyasi coğrafya da etki eder. Fiziksel coğrafya fiziksel sınırları, Siyasi coğrafya insanın meydana getirdiklerini konu alır. Doğa tarafından belirlenen fiziksel sınırlar siyasal örgütlenme biçimlerine ve yönetim zihniyetinin de şekillenmesini sağlar. Devletlerin örgütlenme biçimlerine etki eden birçok faktör bulunmaktadır ve bu faktörler birbiri ile ilişki içindedir. Böylece birbirlerini şekillendirebilir. Ülkelerin tarihsel deneyimleri, kültürel, sosyal ekonomik yapıları zaman içerisinde harmanlanarak toplumsal yapıyı ve siyasal yapıyı oluşturmuştur. Her ülke bu doğrultuda siyasal örgütlenmelerini kurmuştur. Bir siyasal sistemin diğerine karşı bir üstünlüğü yoktur. Hepsinin eksileri olduğu gibi artıları da vardır.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Amerika Birleşik Devletleri ilk ve modern yapıda kurulan demokrasilerden biridir. Avrupalı devletlerden farklı olarak İngiltere, İspanya, Fransa ve Portekiz’den gelenler tarafından kurulmuştur. 18.yüzyılda İngiltere’den bağımsızlığını ilan eden İngiliz kolonileri, sonradan birleşerek federal bir çatı altında ABD’yi kurmuşlardır. “Kurucu Babalar” ve fikirleri de ABD devlet örgütlenmesinin tesis edilmesinde çok önemli rol oynamıştır. Thomas Jefferson’un Bağımsızlık Bildirgesi 13 İngiliz Kolonisinin İngiltere’den bağımsızlığını ve ABD’nin temelini atan siyasal yapıyı ortaya koymuştur. Bununla birlikte Avrupa’dan gelen sadece halklar değil, Avrupa kültürü ve kurumlarıdır. ABD’nin 7 maddelik bir anayasası vardır ve dünyadaki en eski Anayasayı kullanmaktadır (Yayla, 2014, s. 85). ABD’de 50 eyalet vardır.

Federal yönetimin, diğer bütün eyaletlerdeki gücünü azaltmak, etkisini hafifletmek için başkentin olduğu eyalet hiçbir sınır içine alınmamış ve aslında eyalet olmayan Washington DC (Washington District of Columbia-Kolombiya Bölgesi) özel nitelikli bölge olarak seçilmiştir (Hekimoğlu, 2010). Anayasaya göre kuvvetler ayrılığı esastır. Yasama ve Yürütme organları arasında herhangi bir ilişki yoktur. Bu iki organ da halk tarafından seçimle gelir. Devlet başkanı parlamentodan seçilemez ve parlamento mensubu biri olamaz. Halka karşı direkt olarak Başkanın kendisi sorumludur. Amerika’da iki çeşit siyasal parti vardır. Biri Demokrat Parti diğeri Cumhuriyetçi Parti’dir. Seçime başka partiler de müdahil olur fakat kazanma şansları yoktur. ABD dünyadaki en canlı sivil toplumlarından birine sahiptir hatta en canlısı da denebilir.

Yasama Organı (Kongre)

ABD’nin yasama organları Senato ve Temsilciler Meclisi olmak üzere iki başlıdır. Temsilciler Meclisi (The House of Representatives) halkı, Senato (The Senate) ise Amerikan eyaletlerini temsil eder. Temsilciler Meclisinde Amerikan eyaletlerindeki nüfus dağılımı üzerinden temsilci oluşurken, Senato da ise her eyaleti temsilen 2 temsilci vardır. İkisi de eşit yetkilere sahip olmakla beraber, Temsilciler Meclisi ile Senato’nun seçilme dönemleri ve mali alanlardaki görüşme yerleri farklılık gösterebilir. Senato ve Temsilciler Meclisi’nin oluşturduğu ortak yapıya Kongre denir Kongrenin yetkileri; vatandaşlık başvurularını onaylamak, yıllık bütçe giderlerinin planlamasını yapmak ve vergileri ayarlamak, ticareti düzenlemek, savaş ilan etmek, dış politikaya yön vermek, yargıçların ve bakanların seçiminde onay vermek, yasal düzenlemeler gerçekleştirmektir.

Temsilciler Meclisinde, temsilciler 2 yılda bir nüfusa göre belirlenen şekilde en az bir adet olmak şartıyla Meclis’te olmak zorundadır. Milletvekili seçiminde bir sınır yoktur ve birkaç defa üst üste bu görevi yapabilir. Temsilciler Meclisinde temsilciler 435 adettir. Çoğunluk Seçim Sistemi kullanılmaktadır ve seçimler dar bölgeli ve tek turludur. Seçim barajı bulunmamaktadır. Bu meclisin en temel görevi hükümeti kontrol etmek ve kanunları hazırlamaktır. Temsilciler Meclisi Başkanını milletvekilleri seçer, çoğu zaman çoğunluk olan siyasi partinin lideridir. Bu meclisin başkanına “speaker” adı verilmektedir.

Senato her eyaletten 2 temsilcinin seçilmesiyle oluşur. ABD’de 50 eyalet bulunduğundan toplam da 100 temsilci vardır. Senato üyeleri 6 yıl görev yapmak için seçilir. Tek Turlu, Çoğunluk Seçim Sistemi’ne göre seçilmektedir. Senato Başkanı ABD Başkan yardımcısıdır. Senato da çoğunluğu bulunduran parti başkanı da kendi seçer.

Senato’nun da en temel görevleri; başkanın atadığı bürokratları kontrol etmek ve denetlemek, kanunlar hazırlamak, başkanın atadığı üst düzey devlet yetkililerini onaylamak, Temsilciler Meclisi’nde onaylanan kanunlar üzerinde tartışma yapmak ve onaylandığında Başkan’a bildirmek, savaş ilan etmek, Başkan’ı yargılayabilmek, para bastırabilmektir.

Yürütme (Başkan)

Yürütme organının en tek bir baştan oluşur o da başkan ’dır. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yetkileri Başkan’da toplanmıştır. 4 yılda bir seçilir. Seçmen direkt olarak başkanı değil, delegeler için oy kullanır. Başkanlık delegeleri için siyasal partiler en fazla 538 adettir (100 Senato, 435 Temsilciler Meclisi, 3 Kolombiya Bölge temsilcisi). Başkan seçilebilmek için 538 delege sayısının yarısından bir fazlasına yani 270 delegenin oyuna ihtiyacı vardır. Başkanın temel görevleri; Yasama organındaki kanunları onaylamak, bürokrasi sisteminin en üst yetkilisi olmak, ordunun Başkumandanı olmaktır. Yasama Başkanı görevden azledemez, Başkan da Yasamayı dağıtamaz. Bu iki sistem birbirleri için denge ve fren görevini görmektedir.

Anayasa Mahkemesi (Supreme Court)

ABD’de Anayasa Mahkemesinin adı Yüksek Mahkeme’dir. ABD Anayasasına göre yargı işlevi Yüksek Mahkemeye ve Kongre tarafından oluşturulacak olan alt mahkemelerce gerçekleştirilir. Başkanlık sisteminin düzenleyicisi Yüksek Mahkemedir. Yüksek Mahkemenin onay vermediği yasalar meşruluğunu kaybeder ve uygulanamaz. Bir başkan ve sekiz üyeden meydana gelir. Bu başkan ve üyeler ömür boyu görev için atanırlar. Yüksek Mahkemenin görevleri; Anayasadan ve federal kanunların uluslararası anlaşmalara yaklaşımını ilgilendiren, diplomatik ilişkileri ve görevlileri ilgilendiren, eyaletler arasındaki anlaşmazlıkları ilgilendiren, bulunduğu eyaletten başka bir eyaletin konusunu ilgilendiren davalara bakmaktır. ABD vatandaşlarının yürütmeden kaynaklanan sorunlar hakkında dava açarsa mahkeme ile beraber Yüksek Mahkemeye kadar getirebilir. Yüksek Mahkeme son kararı verir. Çıkarılan kanunların Anayasaya uygun olup olmadığını kontrol eder.

RUSYA

Bu bölümde Çarlık Rusya’sı olduğu dönem ve SSCB dönemi üzerinde durulmadan 1991 sonrası günümüz Rusya siyasal yönetimine bakılacaktır. Rusya’nın siyasal yapısının şekillenmesinde tarihsel koşullar ve onların sonuçları çok önemli rol oynamıştır. 16.yüzyılda Korkunç İvan (IV. İvan), Rusya’yı bir devlet haline getirerek merkez etrafında birleştirdi. Bundan sonraki yüzyılda I.Petro Rusya’yı modernleştirmeye çalıştırmıştır.

Çarlık kendi himayesinde bir Senato kurmuş, Rusya’yı parçalara bölerek buralara Valiler göndermiştir. 20.yüzyzıl başlarında başlayan Çarlık karşıtı direniş hareketi giderek güçlenmiş ve yönetime karşı bir cephe oluşturmuştur. Bundan sonra 1917 Devrimi ile iç çatışma Bolşevikler lehinde sonuçlanmıştır. SSCB kurulduktan sonra ülkedeki bütün yetkiler “Yüksek Sovyet” e verilmiştir. Yüksek Sovyet iki adet kamaradan meydana çıkmaktadır; “Uluslar Sovyet’i” ve “Birlik Sovyet’i”. Bunların pek işlevi yoktur sadece Parti’nin aldığı kararları onaylar ve meşruluk kazandırırlar. SSCB’de bütün güç Komünist Parti Politbürosu ve Parti Merkez Komitesi Sekreterliği’nin kontrolündeydi. Parti ve devlet iç içe geçerek aynı anlama gelecek kadar bütünleşti. SSCB’de toplumun siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarının hepsine devlet karar veriyordu (Baharçiçek & Ağır, 2014). SSCB’nin 1995 yılında Gorbaçov ile dağıldığını ilan etti ve ona bağlı cumhuriyetler de bağımsızlığını ilan etti. Gorbaçov’a darbe yapılmaya çalışılsa da başarısız oldu ve Rusya Federasyonu resmen kuruldu. Yeltsin, Rusya Federasyonu kurulmadan önce seçimlerde başkan oldu. Aynı yıl Gorbaçov görevinden istifa etti ve Yeltsin, bütün yetkileri kendinde topladı. Buna parlamento itiraz etti ve yaşanan gerilimler sonucunda Yeltsin parlamentoyu dağıttığını duyurdu, parlamento da Yeltsin’i görevden aldığını duyurdu. Fakat Yeltsin askeri güce başvurarak parlamentoyu feshetti ve kendi gücünü arttıran bir Anayasa çıkardı. Hileli seçimlerde ve seçim koşullarında hileler yapıldı. Daha sonra Putin’i başbakan olarak seçti ve kendi istifa etti. Onun yerine Putin geldi. Yeltsin döneminde çıkartılan Anayasa Rusya’nın şimdiki siyasal sistemin sınırlarını çizmiştir (Hekimoğlu, 2010, s. 238). Rusya Federasyonu 21’inin çoğunluğu Rus olmayan toplamda 89 bölgeden oluşur. Bu Federal sistem Sovyetlerin bir mirasıdır.

Yasama

Rusya Federasyonu’nda Federal Meclis, Federasyon Konseyi ve Devlet Duma’sının birleşiminden meydana gelir. Alt Meclis (Duma), yerleşim yerleri göz önüne alınarak 450 temsilciden oluşur ve 4 yıl görev yapmak için seçilirler. Üst Meclis (Federal Kurul), her federe bölgesinden 2 adet temsilciden oluşur. Hem Duma üyesi olmak hem de Federasyon Konseyi üyesi olmak yasaktır. Duma’daki milletvekillerinin partili isimlerden nispi olarak belirlenirken öbür yarısı tek adayın olduğu yerlerde çoğunluk sistemi belirlenir (Ağır, 2015, s. 30). Federasyon Konseyi, Duma’dan daha farklı yetkilere sahiptir. Federasyon Konseyi; sınırları değiştirebilir, askeri güçlerin hareketlerini onaylayabilme gibi yetkilere sahiptir (Roskin, 2021, s. 353). Aynı zaman da yüksek mevkili devlet memurlarını hâkim ve savcıları atayabilir ve görevden men edebilir.

Yürütme

Rusya Federasyonu’nun yürütmedeki organları Cumhurbaşkanlığı ve Rusya Federasyonu Hükümeti’dir. “Rusya Federasyonu Hükümeti Hakkında Federal Anayasa Yasası’nın 1. maddesinde “Rusya Federasyonu Hükümeti, Rusya Federasyonu’nun en üst yürütme organıdır” (Karahöyük, 2012). Parlamenter yönetim şekillerinde Cumhurbaşkanlığı Rusya’da bir motif olmaktan çok birçok yetkiyle donatılmış en güçlü siyasi organdır. Başbakan daha çok sembolik bir görünümdedir ve yetkileri kısıtlıdır. Rusya’nın yarı-başkanlık sistemi tam olarak bir yere oturmadığından çok tartışmalara neden olsa da bu noktadan hareketle Başkanın görevleri sıralanabilir. Başkanın izin vermediği konularda hükümet bir harekette bulunamaz. Başkan birçok yetkiyle donatılmıştır ve diğer siyasal kurumların işlevsel olma niteliği azalmıştır. Devlet başkanı dokunulmazdır. Başbakanlık ve kabine üzerinde yönlendirici ve emir verici yetkisi vardır. Birçok konuda kararname çıkarabilir, ohal ilan edebilir. Siyasi sorumluluğu ve hesap verebilirliği yoktur. Kısaca birçok demokratik ülkede bulunan nitelikler Rus tipi yarı başkanlık sisteminde bulunmamaktadır. Bunun sebeplerinden biri de Rusya halkının uzun süren otoriter rejimle yönetilmesi ve kurumlarının da demokratik bir yapıya izin vermemesidir. Yüksek devlet memurlarını tayin edebilir ve onları görevden alabilir. Ayrıca Anayasaya göre, Cumhurbaşkanı’nca önerilen adayın Duma tarafından üç kez geri çevrilmesi durumunda, cumhurbaşkanı, hükümet başkanını göreve atar, Duma’yı fesheder ve yeni seçimlerin yapılmasına karar verir. Bu durum cumhurbaşkanının istemediği birisinin, yasama organı büyük bir çoğunlukla istese bile, başbakan olamayacağı anlamına gelmektedir (Ağır, 2015, s. 37). Cumhurbaşkanlığı, dış politikaya ve uluslararası antlaşmalara yön verebilir. Federasyon Konseyi’ne gerekçelerini vererek sıkıyönetim ilan edebilir, suçluları affedebilir.

Yargı

Rusya Federasyonu’nda yargı işlevi mahkemeler tarafından gerçekleştirilir. Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi ülkenin yargı fonksiyonunu yerine getiren en üst kurumdur. Anayasa mahkemesi üyeleri, başkanın isteği üzerine, Federasyon Meclisince göreve getirilir. Cumhurbaşkanının, Federasyon Konseyi’nin, Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesinin ve federe birimlerin çıkardıkları yasaların Anayasaya uygun olup olmadığı konuları ele alır. Rusya Federasyonu Yüksek mahkemesi, idari, medeni, cezai genel konular üzerinde kanuna uygun şekilde yargılamalar yapar.

Kurumsal açıdan Rusya Anayasa Mahkemesi dünyada ki en büyük Anayasa mahkemesidir. Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme ve Yüksek Mahkeme hâkimleri, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanının önerisiyle Federasyon Konseyi tarafından atanır (Ağır, 2015, s. 35). Rusya Federasyonu Başsavcılığına bağlı bağlı alt ve üst dereceden savcılıklar merkez tarafından göreve getirilir.

İNGİLTERE

İngiltere’nin resmi olarak tam ismi “Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı” dır. İngiltere 4 parçadan meydana gelen ülkelerden biridir. Bu ülkeler; İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’dir. Buradaki her ülkenin kendine özgü siyasal yapısı bulunmaktadır. Ama hepsi İngiltere’de ki seçimlerde oy kullanma hakkına sahiptir ve hepsi Britanya vatandaşıdır. Bu ülkelerin hepsine ait bayraklar, semboller ve parlamentolar vardır ama bu ülkeler de Avam kamarasında temsil edilmektedir. İngiltere parlamenter demokrasiyi ilk uygulayan ülke olarak bilinir (Hekimoğlu, 2010, s. 119). Devlet yönetiminin en üst kademesinde Monark bulunmasına rağmen, Kraliçe’nin gücü ve yetkileri sembol olarak kullanılır. İngiltere’nin yazılı olmayan bir anayasası vardır. Bunula beraber “anayasal monarşi” olarak da adlandırılır (Özdemir, 2017, s. 18). İngiltere’de ki toplumsal ve siyasal çatışmaların çözümünde ortak bir zemin olarak parlamenter demokrasiyi ortaya çıkarmasıdır. İngiltere’de demokrasinin tarihsel başlangıcı için 2 önemli gelişme öne sürülebilir. Bunlardan biri yılında yapılan Magna Carta anlaşması diğeri ise parlamentonun kurulmaya başlanmasıdır. Feodal düzenin hâkim oluğu 11.yüzyıl İngiltere’sinde Kral ve baronlar arasında vergi indirimi nedeniyle bir savaş patlak verdi. Daha yeni bir Fransız yenilgisinden çıkan I.John baronlara karşı üstünlük elde edemeyince Magna Carta’yı imzalamak zorunda kaldı. Magna Carta’ nın hem İngiltere hem de dünya demokrasisi için önemli noktası ise kralın yetkilerinin sınırlandırılmasıdır. Böylece İngiltere’de mutlakiyetçi bir monarşi oluşamadı. Hatta her bölgeden şövalyelerin kralın yanındaki toplantılara çağırılmasıyla da ilk temsil uygulamasına yaklaşılmış oldu. Daha sonra da tarımda ki gelişmeler ve artan üretim bir tüccar sınıfı doğurdu. Tarımsal üretim pazara yönelik üretilmeye başlandı ve tüccar sınıfı genişledi hem de tarımda çalışan köylüler birer işçi halini aldı. Yeni oluşan tüccar sınıfı aynı zaman da siyasal bir takım dönüşümlere de neden oldu. Bunlardan en önemlisi onların da temsil edilme isteğiydi. Böylece oluşan parlamento da soylular “Lordlar Kamarası” nda, burjuva sınıfı, zanaatkârlar ise “Avam Kamarası’nda temsil edilmeye başlandı. Parlamento ve Kral arasında sürtüşmeler devam ederken 1788 yılında “Şanlı Devrim” adı verilen bir devrim gerçekleşti.

Devrimden sonra başa gelen kral olan William, birçok yetkisini Başbakana ve kabinesine devretti. Böylece Avam Kamarası daha da önemli hale geldi ve siyasal katılım önemli ölçüde yaygınlaşmaya başladı ve parlamento güçlendi. Günümüze kadar sürecek olan Lordlar Kamarası’nın sembolik olarak kalmasının ise başlangıcı oldu. Parlamento da sadece siyasal 2 parti oluştu. Monarşiye ve dine yakın olan kesim “Tory” partisini, burjuva sınıfı ve diğer katılımcıların da içinde olduğu daha demokratik kesim “Whigs” partisini oluşturdu. İki siyasal partinin de bugün ki adları Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi’dir. Tory’ler 1846’da yapılan seçimlerde Muhafazakâr Parti olarak kendilerini adlandırmışlardır. Daha sonra parti içinde çıkan farklı görüşlerden sonra Liberal Parti kurulmuştur. Sanayii Devriminin olduğu yıllarda ise İngiltere de büyük bir işçi sınıfı ve sınıfın yarattığı yeni bir siyasal düzen doğmuştur. İngiltere de işçi sınıfının çok kötü yaşam şartları onları sendikalaşmaya ve örgütlenmeye mecbur bırakmıştır. Böylece İşçi Temsilcileri Komitesi kurulmuş daha sonradan bu komite İşçi Partisi’ne dönüşmüştür. İşçi Partisi’nde de ayrılıklar olmuş, buradan gelenler Liberal partiye geçerek yeni parti adını Liberal Demokrat Parti yapmışlardır. Günümüzde de bu iki parti oyların en büyük kısmını almaktadır. Başbakan kamarada çok güçlüdür. Parti disiplini çok yüksek olduğu için verilen bir karar ortak hale gelir nadiren bireysel fikirler belirir (Roskin, 2021, s. 48). Avama Kamarasının görevleri; hükümeti denetlemek, yürütmeyi denetlemek, kanun çıkarmak, toplumun ihtiyaç ve isteklerini yansıtmak. Seçimlerde en çok milletvekili sandalyesini kazanabilmiş olan partiyi Taç (Kral veya Kraliçe) hükümeti kurmak için görevlendirir. Bu parti bakanlar kurulunu belirleyerek Taç’a sunar. Taç bunu kabul etmek zorundadır reddetme yetkisi yoktur.

Yasama Organı (Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası)

Avam Kamarası: En önemli yasama organıdır. 1689 yılında Haklar Bildirgesi (Bill of Rights) kabulü ile bütçe ve vergi alanlarında gücü arttırılmış, Kralın yasalara karşı veto hakkını kullanması sınırlandırılmıştır. 19.yüzyıldan başlayarak yasama gücü kraldan neredeyse tamamen alınarak avam kamarasında toplanmıştır. Halk iradesinin uygulamaya konduğu bir organdır. İsterse Monarşiyi dağıtabilir ve Lordlar Kamarasına son verebilir. Avam Kamarası kararların alındığı ve tartışmaların olduğu bir yerdir. Milletvekillerinin dokunulmazlığı bulunmamaktadır. Avama Kamarasında bulunan iki büyük siyasal parti Muhafazakâr ve İşçi Partisi uzun ve birbirine karşılıklı olarak oturacak şekilde konulmuştur. En güçlü olan parti Majestelerinin Hükümeti, öbürü ise Majestelerinin Sadık Muhalefeti olarak adlandırılmıştır. Güvenoyu kazanıldıktan sonra hükümet kurulur. Bu durum da hükümetin parlamentonun içinden çıktığını gösterir.

Lordlar Kamarası: Üst Kamara olarak da adlandırılmıştır. Krala danışmanlık hizmeti vermek için, soylular ve din adamlarının da içinde bulunduğu bir kamaradır. Yasama organının ikincil ayağıdır. 19. Ve 20. Yüzyıllarda birçok yönden gücünü kaybetmiş olsa da son zamanlar da eski gücünü kazanma niyetindedir. Kamaranın üye sayısı her yıl değişiklik gösterse de 2008’den beri bu sayı 735’tir. Lordlar Kamarasında dört adet grup bulunmaktadır. En büyük üye sayısını 617 üye sayısı ile ömürlük görev verilmiş Lordlar oluşturur. İkincisi siyasal partiler tarafından gönderilen 75 kişilik Lordlardan meydana gelir. Üçüncü 26 kişilik ruhani Lordlardan, sonuncu grup ise Lordlar Kamarası tarafından göreve getirilen 15 Lorddan oluşur. 2005 yılına kadar Lordlar Kamarasının af yetkisi bulunmaktaydı fakat daha sonra kaldırıldı. Kamaranın önemli görevleri işlevsiz hale getirilmiştir. Örneğin; yürütmeyi denetleme, mali konularda söz sahibi olmak gibi görevleri. Avam Kamarasından Lordlar Kamarasına gelen tasarı ve önerileri onaylamakta ve gerektiği yerlerde düzeltilmesi gerektiği düşündüğü yerleri vurgulamaktadır. Lordlar Kamarası için Senato’ya dönüşmesi planlanmaktadır.

Yürütme

İngiltere için yürütme organının iki başlı olduğu söylenebilir. Bunları biri Taç diğeri ise hükümettir. Ama yetkilerin hükümetin elinde olması bu iki görünümün yapay olduğunu ve gücün hükümette olduğunu göstermektedir (Yılmaz B. , 2008, s. 15). İngiltere de yürütme işlevi, Başbakan, Bakanlar Kurulu, Özel Konsey, Taç tarafından yerine getirilir. Fakat en önemli rolü Başbakanlığa verilmiştir. Başbakan ve kabine parlamentoya karşı sorumludur. Taç’ın yetkileri simgesel olarak bulunsa da birçok yetkisi bulunmaktadır. Taç, yürütme organının en üst kişisi, yasamanın tamamlayıcı unsuru, ordunun milli komutanı, yargının başı, kilisenin de en üst düzey kişisidir. Taç’ın önemi bütün devlet faaliyetlerini ve devleti simgelemektedir. Bütün faaliyetler Taç adına yürütülür. İngiltere’de yürütme çok güçlü bir haldedir. Yasama üzerinde yönlendirici bir etkiye sahiptir ve Başbakanın güdümündedir. Bunun sebebi ise parlamentoda elde edilen çoğunluğun hükümet ile aynı partiden olmasıdır.

Anayasa Mahkemesi

İngiltere Anayasası yazılı bir anayasa değildir. Anayasal yetki kaynağı olarak, parlamentonun tarih boyunca çıkardığı kanunlar, Taç ve parlamento arasında kazanılan haklar oluşturmaktadır. Bu olaylar sonucunda gerçekleşen siyasal olaylar ve faaliyetler bir ritüel haline gelerek gelenekselleşmiştir. Örneğin bakanların ne zaman toplanacağı, bakanların parlamentonun içinden çıkması gerektiği gibi (Hekimoğlu, 2010, s. 127).

Parlamentonun elindeki yetkilerden dolayı çıkarılan yasalar anayasal bir dayanak haline gelebilmektedir. Fakat birçok demokratik ülkelerde Anayasal bir mahkemenin bulunması, içeriden ve dışarıdan İngiliz demokrasisine yöneltilen eleştiriler ve değişen siyasal dengeler neticesinde 2009 yılı itibarıyla İngiliz Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. En üst temyiz mahkemesi olarak görevlendirilmiş bunun sonucunda Lordlar Kamarasının en üst mahkeme olma özelliği kaldırılmıştır.

FRANSA

Fransa tarihi birçok siyasal ve toplumsal çalkantıların içinde barındığı, radikal dönüşümlerin gerçekleştiği bir tarihtir. 18. Yüzyıldan günümüze bu ülkenin Mutlak Monarşiden Anayasal Monarşiye, İmparatorluktan Cumhuriyete, kısa da olsa Komünist rejime kadar çok sayıda rejim denemesi, demokrasiye geçtikten sonra da hem Parlamenter Sistem hem de Yarı-Başkanlık Sistemi olmak üzere 10’dan fazla siyasi yönetim değişikliği yaşamış olmasıdır (Hekimoğlu, 2010, s. 204). Çok fazla siyasi ve toplumsal değişimler geçirmiş Fransa’nın siyasi bir zeminde ortak bir şekilde hareket edebilmesi için kurulan siyasal zemin oldukça karmaşık ve kendine özgü bir şekil almıştır. Bu olayların en radikal olanı ve en bilineni 1789 Fransız Devrimi’dir. Fransız Devrimi, Fransa’dan başlayarak bütün Avrupa’yı ve bazı yerlerde uzun süre sonra olsa da bütün Dünya’yı etkisi altına almıştır. Etkisinin sonuçlarında; krallıkların ve imparatorlukların devrilmesine, toplumsal sınıfın değişmesine, siyasal değişikliklere ve Fransız milliyetçiliğinden başlayarak bütün dünyadaki toplumlarda milliyetçilik ve ulus devlet uyanışının başlamasına neden olmuştur. Fransız Devrimi’ne sebep olan toplumsal koşullar diğer Avrupa ülkelerinden farklıydı. İngiltere 13. Yüzyıldan itibaren başlayan Kral ve baronlar arasındaki tartışmalar Fransa da görülmemekteydi. Aynı zaman da Fransa da tarım teknikleri çok zayıf kalmış bu durum da tarımsal üretimin pazara yönelik olmasını engellemişti. Bununla beraber İngiltere’den farklı olarak Kral soylulara unvan ve toprak vererek kendi kontrolünde olmalarını sağlamıştı. Bu nedenle de gücün dağıldığı veya dengenin sağlandığı bir siyasal ortam oluşmamış, bunun yerine merkezi devleti güçlü olan bir monarşi hâkimiyetini devam ettirmiştir. 11.Louis zamanında Fransa toprakları birbirine bağlanmış, 14.Louis ise devleti merkezi güçlü bir yapı haline getirmiştir. Daha sonra artan devlet harcamaları uzun süren savaşlar Monarşinin savurganlığı devleti iktisadi açıdan zor duruma sokmuştu. Bu yüzden, 16.Louis soylulardan ve ruhban sınıfından vergi almak yerine daha da büyük bir kesimi içine kapsayan işçilerin zanaatkârların doktor ve mühendislerin de olduğu üçüncü tabakadan vergi almayı planlamıştı.

Bunun için onları da meclise alarak Genel Meclisi (Ėtats Généraux) halkın soyluların ev ruhban sınıfının de içinde olduğu bir meclise dönüştürdü. Fakat Krallar bu meclisi neredeyse hiç toplantıya çağırmadı. 1614-1788 arasında toplantı hiç gerçekleşmemiştir. İşte bu sebepler İngiltere gibi bir parlamentonun oluşumuna izin vermedi. Daha sonra Kral 1789 yılında toplantıya meclisi çağırınca halk ve soylular arasında tartışmalar çıktı. Bu tartışmalar bir sonuca bağlanamadı ve kral meclisi feshetti. Bunun üzerine halk ayaklandı ve Bastille Hapishanesi basıldı. Halk silahlandı ve ‘Ulusal Muhafız Ordusu” kuruldu, devrimin yasaları çıkarıldı, soyluların hakları bu anayasa ile kaldırıldı ardından “İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirisi” kabul edildi. Bütün bu olanlar Fransa da demokrasinin yerleşmesini şekillendiren nitelikte önemli olaylardır. 1791 yılında Kurucu Meclis ilan edildi ve böylece anayasa tamamlandı. Mutlak Monarşinin yerini Meşruti Monarşi almış oldu. Yeni kurulan siyasal sistemde Kuvvetler Ayrılığı ilkesi benimsendi. Yasama halkın seçimiyle, yürütme ise Kralın başında olduğu bir şekilde yürüyecekti. Fakat burada önemli olan önceden Kral iktidarının Tanrı tarafından verildiği anlayışı terk edilmiş halkın arzusu ve Tanrı’nın isteği şeklini almıştır. Fransa da siyasal yapının oluşması sürecindeki olaylar aşağıda kronolojik olarak gösterilecek. Bunların hepsinin tarihsel önemi bulunmakta fakat yazının kısa tutulması gerektiğinden bu olaylara tarih-olay şeklinde bakılacaktır.

  • 1789 Fransız İhtilali
  • 1789 – 1791 Meşruti Monarşi
  • 1792 – 1795 Konvansiyon Dönemi (I. Cumhuriyet)
  • 1795 – 1799 Direktuvar Dönemi
  • – 1802 – 1815 I. İmparatorluk (Napoleon Bonaparte)
  • – 1815 – 1830 Mutlakiyetçi Monarşi (Kral 18. Louis ve 10. Charles)
  • – 1830 – 1848 Meşruti Monarşi (Kral Louis-Philippe)
  • – 1848 – 1852 II. Cumhuriyet
  • – 1852 – 1870 İkinci İmparatorluk (Louis Napoleon-III. Napolyon)
  • – 18 Mart 1871 – 28 Mayıs 1871 Paris Komünü
  • – 1870 – 1940 III. Cumhuriyet
  • – 1940 – 1944 Totaliter Vichy Hükümeti
  • – 1944 – 1958 IV. Cumhuriyet
  • – 1958 – V. Cumhuriyet

(Hekimoğlu, 2010, s. 211)

Yasama Organı

Fransa’da yasama organı “Ulusal Meclis” ve “Senato” olarak iki kamaralıdır. Ulusal Meclis, 558 milletvekilinden oluşur. Her 5 yılda Çift Basamaklı Mutlak Çoğunluk Sistemi’ne göre belirlenir. Ulusal Meclis’ten veya Senato’dan üye olan kişiler Hükümet üyesi olarak seçilemezler. Bakan olmak için milletvekili olmaktan vazgeçen bir kişi, bakanlıktan sonra milletvekili olma şansını kaybeder. Ana olarak görevi; yürütmeyi denetlemek, devletin yönetim faaliyetlerini kontrol etmek ve gerektiğinde yasa çıkarmaktır. Ulusal Meclis, Hükümet için güvenoyu verebilir veya vermeyebilir. Bununla beraber, Başbakan meclise karşı hesap vermekle sorumludur. Kanun yapma hakkı hükümete ve yasama organına verilmiştir. Fakat uygulama alanında yetkilerin neredeyse tümü hükümet üzerinde toplanmıştır. Senato, 348 adet üyeden oluşur ve her üye 6 yıl için görev alır. Yerel yönetimleri temsil eder. Senato’daki üyelerin üçte biri (116) 3 yılda bir seçimlerde değişir. 348 üyeden 326’sı Fransa, 10’u Fransa dışındaki Fransız topraklarını, 12’si yurtdışında yaşayan bütün Fransız vatandaşlarını kapsar. Yerel olarak gösterilen faaliyetleri denetler. Ulusal Meclis ile beraber kanun yapma hakkına sahip organdır. Senato hükümet kurma sürecinin dışındadır. Hükümete karşı güvenoyu verme yetkisi bulunmamaktadır. Senato’nun hükümet görevlilerine karşı yazılı ve sözlü biçimde soru sorma hakkı vardır ve bu yetkilerini sıklıkla kullanırlar.

Yürütme

De Gaulle yürütme organının üçsüz olmasından hoşlanmıyordu. Kuvvetler ayrılığı ilkesi de Amerikan tarzı olduğundan onun işine daha çok yarayacak yeni bir sistem bulması gerekiyordu. Bu nedenden dolayı hem başkan hem de başbakanın da bulunduğu yarı-başkanlık sistemini kurdu (Roskin, 2021, s. 123). De Gaulle’un Fransa’da ki bu başkanlık sistemi daha sonra üzerinde düzenlemeler yapılarak daha uygun bir hale getirilmiştir. Yarı-başkanlık hükümeti, başkanlık hükümeti sistemi ve parlamenter sistemin bazı noktalarını harmanlayan karma bir hükümet sistemi olarak da söylenebilir (Okşar, 2011, s. 317). Fransız yarı-başkanlık tipi Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak iki tiplidir. Cumhurbaşkanı “İki Turlu Mutlak Seçim Sistemi” ile seçilir. Görev süresi 5 yıldır. Cumhurbaşkanlığı için 23 yaşını tamamlamış,30 farklı departman yöneticisinden 500 imza toplayabilen herkes aday olabilir. Cumhurbaşkanlığı bazı görev ve yetkilerini Başbakan ile bazılarını ise kendi kullanır.

Cumhurbaşkanının tek başına kullandığı yetkileri; Başbakanın atanması, istifa ettiğinde istifasını kabul etmesi, Başbakanın bakanlıklarını göreve getirmek, bakanlar kurulunun başkanlığını yürütmek, dış politikaya yön vermek. Bakanlar Kurulu’nda onaylanan kanunları imzalamak, elçileri göreve getirmek ve yabancı ülkelerin elçilerini kabul etmek, sivil ve askeri konumlarda devlet memurlarını göreve getirmek, af getirmek, Başbakan ve Ulusal Meclis ve Senato’ya bilgi vererek gerekli gördüğünde Ulusal Meclis’i dağıtmak. Fransa’ da Başbakan ve Cumhurbaşkanı farklı partilerden olabilir. Bu durum bazı kararları almalarında onların daha da hızlı hareket etmelerini sağlar. Farklı partilere sahip olduklarında ise yetki dağılımı konusunda ise tartışma yaşayabilmektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın farklı partilerden gelmesi Cumhurbaşkanı ve Ulusal Mecliste ki sahip oldukları çoğunluğun farklı partilerde olması demektir. Yürütmenin ikinci başı Hükümet ve Başbakan’dır. Cumhurbaşkanı güvenoyu alanı hükümeti kurmakla yetkilendirir. Cumhurbaşkanı Başbakanı atar. Fakat Cumhurbaşkanı Başbakanı görevden alamaz. Sadece Başbakan istifa ederse bunu Cumhurbaşkanı kabul eder. Başbakan Ulusal Meclis üyesi olabilir ama fakat kabine parlamentonun dışından seçilmelidir. Başbakan ve hükümeti, Ulusal Meclis’e karşı yükümlüdür. Başbakan ve Cumhurbaşkanı beraber ve uyumlu çalışması gereklidir. Tersi halinde ise Cumhurbaşkanı Meclis’i dağıtarak dolaylı şekilde Başbakanın gitmesini sağlar. Başbakan’ın görevleri; Ulusal Meclis’ten güvenoyu talep etme, Cumhurbaşkanı ile görevleri paylaşarak kullanmak, kanun tasarıları önerme, Meclis’i olağanüstü bir şekilde toplama, tasarılar kanunlaşmadan önce Anayasa’ya uygunluğunu Anayasa Konseyi’ne teyit ettirmek gibi görevleri bulunmaktadır.

Yargı

Fransa da yargı Anayasa Mahkemesi yani Fransa’da ki adıyla “Anayasa Konseyi” adı verilmektedir. Dokuz üyeden oluşur ve Cumhurbaşkanı, Ulusal Meclis, Senato Başkanı tarafından atanır. Görevleri; kanunların anayasaya göre olup olmadığını parlamento kabul ettikten sonra ama başkan imza etmeden önce gözden geçirir. Fransız Anayasa Mahkemesi, hızlıca çıkarılan yasalara karşı bir kontrol mekanizması işlevi görür. Bundan dolayı iktidarda ki hükümet bundan hoşlanmaktan, muhalefet partisi ise memnun olmaktadır (Roskin, 2021, s. 138). Milletvekillerinin ve Senato üyelerinin seçilme sürecinin hukuka uygunluğunu kontrol eder.

ALMANYA

Almanya’nın resmi adı Almanya Federal Cumhuriyeti’dir. Almanya federal bir örgütlenmeye sahiptir ve 16 eyaletten (federe devlet) meydana gelir. Almanya’nın siyasi tarihi birçok siyasi mücadeleye sahne olmuştur. Almanların parçalanmış şekilde bölgelere ayrılarak yaşaması, onları tek bir çatı altında yaşama isteği doğurmuştur. Bu istek siyasal ve toplumsal politikalara yön vermiştir. Almanların yaşadıkları bölgeler onları savaş zamanlarında daha dezavantajlı bir duruma düşürmüştür. Bu durum Almanların askeri örgüt yapısına ve hızlı teşkilatlanmasına önem vermelerine neden olmuştur. Almanlar üç defa İmparatorluk (Reich) tecrübesi geçirmişlerdir. Birincisi Kutsal Roma İmparatorluğu’dur. Alman prensliklerinin toplamından meydana gelen Cermen bir topluluktur. İmparatorluk zayıflamaya başlayınca birçok çatışma meydana geldi. Luther’in başlattığı Protestanlık hareketi ve Hristiyanlık da reform Katolikler ve Protestanlar arasında savaşlara sebep oldu. Daha sora 30 Yıl Savaşları (1618-1638) meydana geldi. Savaşın çıkma sebebi sadece dini çatışmalar değil devletler arasındaki siyasi üstünlük savaşıydı. Savaş sonunda Westphalia Antlaşması imzalandı. Buna göre, Avrupa’da uluslararası arena ortaya çıktı, ulus-devletler ve imparatorluklar merkezi bir siyasi yapı haline geldiler. Ama Almanlar parçalandılar. Bununla beraber diğer Avrupa ülkelerinde soylular Kral’a ve devlete karşı bir denge unsuruyken, Almanlar da soylular devleti le iş birliği yaptı ve merkezi otoriteyi daha da güçlü hale getirdi. Bunun bir sonucu olarak, Alman topluluklarında pazar için üretim ve kapitalist burjuva sınıfı ortaya çıkmadı. İkinci Reich dönemi de Otto von Bismarck’ın Alman İmparatoru olduğu I. Dünya Savaşı’na kadar olan dönemdir. 1871’de Alman İmparator, Avrupa devletleri ile savaşarak Alman birliğini sağladı. Bu sırada Alman sanayisi ve askeri gücü yükselmekteydi. Fakat I. Dünya Savaşı’na girmeleri Almanlar için felaketle sonuçlandı. Birçok toprak kaybettiler, askeri sivil ve mali kayıplar verdiler. Versailles Antlaşmasını imzalamak mecburiyetinde bırakıldılar. Ülkede antlaşmanın ve yenilginin getirdiği çökmüş bir toplum bulunmaktaydı. Bunun üzerine 1929 ekonomik krizi de birçok çatışmaya yol açtı. Bu sırada sosyalist hareketler ve sağcı aşırı milliyetçi gruplar da güçleniyordu. Üçüncü Reich dönemi de Hitler’in başında olduğu Alman Nasyonel Sosyalist Partisi’nin iktidarda olduğu 1933-1945 yılları arasındaki dönemdir. Bu dönem faşist ve totaliter bir rejimin hâkim olduğu dönemdir. Hitler bütün Almanları tek bir birlik altında toplamayı vadetti ve Avrupa’nın birçok ülkesiyle savaştı. Yahudileri, Romanları ve fiziksel ve zihinsel engeli bulunanları katletti.

Almanya’nın bu gidişatı nedeniyle İngiltere ve Fransa savaş ilan etti daha sonra ABD ve SSCB de savaşa dâhil oldu ve Almanlar yenildi. Almanya Batı Bloku ülkeler ile Doğu Bloku SSCB tarafından işgal edildi ve ikiye bölündü. SSCB’nin yıkılmasından biraz önce Berlin Duvarı yıkıldı ve Almanya tek bir ülke halinde Batılı demokratik bir rejime geçti. Almanya federal bir yapıda 10 eyaletten oluşurken Doğu Almanya’dan 6 eyaletin katılımıyla bu sayı 16 olmuştur. Almanların tarihteki saldırgan tutumu nedeniyle federal örgütlenme iktidar gücünü dağıtacak şekilde örgütlenmiştir. Bu da Batı Almanya’yı işgal eden Batılı ülkeler isteğiyle gerçekleşmiştir. Weimar Cumhuriyeti’nde birçok ideolojiden siyasal partilerin bulunması sürekli krizlere yol açıyordu.

Bu tecrübe nedeniyle iki siyasal partinin olduğu ve yanına küçük partilerin de olmasıyla hükümet kurulabilecek bir sistem tercih edildi. Alman Hristiyan Demokrat Parti ile Demokrat Parti şimdiki iki büyük partidir. Parti disiplini çok önemlidir. %5 seçim barajı uygulanmaktadır. Ülkede 299 seçim bölgesi vardır ve seçmenler iki defa oy kullanmaktadır. Oyların biri kendi bölgesinin temsilcisi için diğeri parti içindir. Bunun sonucunda parlamento da 598 adet sandalye bulunmaktadır. “Tek üyeli basit seçim sistemi” ile “Nispi Temsil” sistemi uygulanmaktadır. Yürütmenin başında Başbakan bulunur diğer adı “Şansölye” dir. Başbakan istikrarı simgeler.

Yasama

Almanya’da yasama organları, Federal Meclis (Bunderstag) ve Eyaletler Meclisi (Bundesrat) olarak iki başlıdır. Federal Meclis üyeleri doğrudan, Eyaletler Meclisi üyeler dolaylı yoldan seçilirler. Hükümet parlamentonun içinden gelir. Federal Meclis, 4 yılda bir seçilir. Federal Meclis, Meclis Başkanı tarafından denetlenir. Bu mecliste birçok Alt Komisyon bulunur ve bu komisyonlar politikalara yön verici niteliktedir. Federal Meclis’in yetkileri; Hükümeti kontrol etmek, Cumhurbaşkanlığı seçiminde görev almak, yasaların çıkarılmasını ve uygulanmasını denetlemek, toplumun istek ve ihtiyaçlarına cevap vermektir. Eyaletler Meclisi, 16 eyaletin hükümetlerini temsil eden bir meclisten oluşmaktadır. Nüfus baz alınarak temsilcisi bulunan eyaletler birbirinden farklı oy sayıları ile temsil edilebilir. Eyaletler Meclisi Başkanı’nın bir diğer görevi Cumhurbaşkanlığı’nın yardımcılığını yapmaktır. Eyaletler Meclisi’nin görevleri; ülkenin yönetiminde rol almak, federal yasaların oluşmasına katkıda bulunmak, Anayasa Mahkemesi’nin yarısını seçmek. Eyaletler Meclisi, merkezi yönetimden çok kendi eyaletlerinin çıkarlarını korur ve savunur. Bundan dolayı merkezi hükümet ile federal hükümet birbiri arasında sık sık tartışma yaşanır. Böylece kuvvetler ayrılığı güçlü bir şekilde uygulanır.

Yürütme

Yürütme faaliyetini Cumhurbaşkanı ve Hükümet olarak iki organ gerçekleştirir. Almanya’nın federal cumhurbaşkanı (Bundesprasident) az miktarda siyasi, fakat çok sayıda sembolik görevlere sahip, göstermelik bir şahsiyet, yani klasik bir Avrupalı başkandır (Roskin, 2021, s. 218). Cumhurbaşkanı hem yürütmenin hem de ülkenin başı olarak iki çeşitlidir. Fakat yürütmeye olan etkisi çok az olmakla birlikte daha çok etkisi olan alan, toplumun vatandaşlık bilincini geliştirmek zor süreçlerde birlik olarak hareket etmeyi sağlamaktır. Görevleri; parlamento tarafından kabul edilen yasaları onaylamak, üst düzey devlet memurlarının atanmalarını imzalamak gibi görevleri vardır. Hükümet, yasama tarafından seçilir. Başbakan ve hükümet parlamentoya karşı yükümlüdür (Yılmaz H. , 2020, s. 43) .

Salt çoğunluğu kazanan parti hükümet kurabilir fakat salt çoğunluk elde edilemezse bu sefer bir parti daha eklenerek koalisyon hükümeti kurulur. Başbakan oluşturduğu kabineyi Cumhurbaşkanına sunar ve onun onayını alarak hükümeti kurar. Başbakan meclise karşı yükümlüdür. Aynı zaman da Meclis de bakanlara karşı soru yöneltebilir ve görevden azledilmesini Başbakan’dan isteyebilir fakat Meclis’in kendisi görevden alamaz. Fakat yapılacak olan bir güvensizlik oylamasında hükümet Meclis tarafından düşürülebilir. Bu nedenle Başbakan ve Meclis arasında ilişkiler iyi tutulmalıdır. Hükümet yasaların uygulanmasını sağlar.

Yargı

Almanya’da Anayasaya “Temel Anayasa” adı verilmektedir. Amerika tarafından Almanya da 1951 yılında Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. Amacı yürütmenin bir tek elde toplanmasını yani yeni bir diktatör çıkmasını engellemektir (Roskin, 2021, s. 225). Federal Anayasa Mahkemesi Anayasa da gösterildiği gibi federal mahkemeler ve eyalet mahkemeleri aracılığıyla gerçekleşmektedir. 16 adet Eyaletin her birinin yerel Anayasa Mahkemesi de bulunmaktadır. Bütün yapısı ve yetkileri Anayasa da belirtilmiştir (Muratoğlu, 2014, s. 336). Anayasa Mahkemesi’nin yargıçları Federal Meclis ve Eyaletler Meclisi tarafında seçilmektedir. Görevleri; anayasaya karşı görüş bildirmek, kanunların uygunluğunu denetlemek, eyaletler arasında uzlaşı sağlamak, Anayasal en üst kurum olmak, partileri feshetmek, yetki dağılıma karar vermek gibi görevleri bulunmaktadır.

Kaynakça

  1. Ağır, O. (2015). Rusya Federasyonu’nun Siyasal Rejiminin Adlandırılması Üzerine. ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi(3), 25-44.
  2. Baharçiçek, A., & Ağır, O. (2014). Rusya’nın Başarısız Demokratikleşme Tarihi. Birey ve Toplum Dergisi, 4(8), 5-27.
  3. Hekimoğlu, H. (2010). Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler. İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi : http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/kamuy%C3%B6netimi_ue/karsiysistemler.pdf adresinden alındı
  4. Karahöyük, M. (2012). Rusya Federasyonu’nun Siyasal Sistemi ve Devlet Yapısı. Academia: https://www.academia.edu/8630911/RUSYA_FEDERASYONU_NUN_S%C4%B0YASAL_S%C4%B0STEM%C4%B0_ve_DEVLET_YAPISI adresinden alındı
  5. Muratoğlu, T. (2014). Almanya Federal Cumhuriyeti’nde Devlet Yapılanması. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 18(2), 291-366.
  6. Okşar, M. (2011). Yarı Başkanlık Hükümet sistemi Üzerine Karşılaştıramlı Bir İnceleme: Fransa ve Litvanya Modelleri. Türkiye Adalet Dergisi Akademisi , 1(2), 317-384.
  7. Özdemir, H. (2017). Büyük Britanya Ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığında Ulus Devletin Oluşumu Ve Sorunları Üzerine Bir Değerlendirme. İnönü Üniversitesi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 6(2), 16-41.
  8. Roskin, M. G. (2021). Çağdaş Devlet Sistemleri: Siyaset, Coğrafya, Kültür (Cilt 1.). (B. S. Atilla Yayla, Çev.) Adres Yayınları.
  9. Yayla, A. (2014). Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler (1. b.). Liberte Yayınları.
  10. Yılmaz, B. (2008). İngiltere’de Siyaset; Seçimler ve Siyasal Partiler. Tasam Siyasal İletişim Ensititüsü: https://baskanlikreferandumu.siyasaliletisim.org/blog/2008/12/15/ngilterede-siyaset-secimler-ve-siyasal-partiler/ adresinden alındı
  11. Yılmaz, H. (2020). Almanya’Nın Federal Ve Parlamenter Yapısının Kuvvetler Ayrılığı İlkesi Üzerinden İncelenmesi. Analytical Politics, 1(2), 40-53.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.