Mısır’ın Arap Coğrafyasındaki Konumu ve Önemi

Mısır’ın jeopolitik konumunu ve önemini tartışmaya başlamadan önce Mısır’ın konum olarak bulunduğu bölge hakkında az da olsa yorum yapmamız gerekir. Mısır, Ortadoğu’da bulunan ve köklü geçmişe sahip bir ülkedir. Ortadoğu ülkeleri ve Ortadoğu’da siyaset sürekli bir dinamizm içerisindedir. Buna sebep etkenler ise: savaş, şiddetle karışık değişim ve sonu gelmez dış müdahaleler bu bölgede olayların akışını hızla değiştirebilmektedir. Bunun için bölgede herhangi bir ülke hakkında konuşurken dikkatli olmalıyız zira bilmeliyiz ki bu zamana kadar yapılan yorumlar birkaç yıl içinde değerini kaybedebilir.

Mısır, jeopolitik olarak önemli bir konumdadır. Tarımsal açıdan verimli arazileri var ve tarıma ek olarak Nil nehri buradan geçmektedir. Geçmişte de bu nehir birçok topluluğa kaynaklık etmiştir, bu uğurda savaşlar verilmiştir. Diğer açıdan Mısır bir kavşak noktasıdır. Bir taraftan Afrika’ya açılıyor diğer taraftan Asya ve Afrika’yı birleştiriyor. Avrupa’ya yakın aynı zamanda Doğu Akdeniz’de önemli bir yere sahip ve bu alanda buradaki enerji paylaşımında uluslararası siyasette önem arz eden bir yeri var. Dini açıdan ise Mısır Sünni İslam anlayışında önemli bir merkezdir. İslam tarihinde de ciddi bir yeri vardır. Ekonomik olarak da Arap dünyasının büyük ekonomilerindendir ayrıca 100 milyonu aşkın bir nüfusu vardır. Mısır’ı önemli yapan bir diğer avantaj ise Süveyş Kanalı’na sahip olmasıdır. Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan bu kanal deniz taşıtlarının Ümit Burnu’ndan dolaşmasına gerek kalmadan Asya ve Avrupa arasındaki geçişi sağlamaktadır. Kanalın günümüzdeki önemine örnek olarak, içinde bulunduğumuz yıl (2021) yaşanan Süveyş Kanalı’ndan geçerken kanalı tıkayan geminin oluşturduğu zarar ile anlayabiliriz. Mart ayında geminin kontrolü kaybetmesiyle kanal trafiğini tıkaması ve bu tıkanıklık esnasında trafiğin aksadığı, her gün ekonomik açıdan verdiği maddi zarar yaklaşık 10-15 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bir hafta süren tıkanıklığın dünya ticaretine verdiği zarar 100 milyar doları bulduğu konuşulmaktadır.

Mısır’ın genel olarak konumuna, nüfusuna, imkânlarına baktıktan sonra bu ülkenin dünya siyasetinde veya Ortadoğu’daki önemine, etkisine değinebiliriz. Ortadoğu ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın bu bölgede Arap kültürü ve İslam dini önemli bir etkiye sahiptir. Ortadoğu’yu iki ayrı bölümde sınıflandırabiliriz. İlki merkez bölgedir. Buraya dâhil edilecek ülkeler Mısır, İsrail, Arap Yarımadası, Doğu Akdeniz’in Arap Devletleri ve Türkiye’dir.

Bir diğer bölge ise çevredir. Buraya dâhil edilebilecek ülkeler ise İran ( bazen Pakistan ve Afganistan ile birlikte Güney Asya’nın uzantısı olarak gruplandırılmaktadır), Sudan, Kuzey Afrika’nın geriye kalan bölümü çevreye dâhil edilebilir. (Sander, 2016)

Ortadoğu devletlerinin nüfusu, İsrail ve Lübnan dışında çoğunlukla Müslümandır fakat bu bölgede din her zaman birleştirici bir özellik taşımamaktadır. İslam dini kendi içinde birçok farklı bölünmeye gitmiştir. Bölge ülkeleri, İran, İsrail ve Türkiye dışında Arap ülkeleri veya köken olarak olmasa bile Araplaşmış ülkelerdir. Bu bölge başından beri ideolojik, stratejik, etnik ve mezhep gücünün yeniden yapılanacağı bir arayış sürecindedir. Bölge siyasetinin hızlı değişme potansiyeli olması ve hızla değişmesi bu yapılanmayı epey geciktirmiştir. Sürekli kriz barındırması ve kriz potansiyelinin de bir nedeni budur. (Fuller, 2017)

Dolayısıyla bu bölgede herhangi bir bölgesel liderlik söz konusu olmamaktadır. Fakat bölgede etki sahibi olan ülkeler vardır bunlar: Mısır, Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye’dir.

Mısır geçmişte birçok defa Arap dünyasının liderliğini üstlenmeye kalkışmıştır ve Arapların birleşimi için çabalamıştır fakat çoğu zaman olayların ve yanlış politika izlemenin nedenlerinden dolayı liderlik söylemlerinin altı boş kalmıştır. Ayrıca İsrail’in Mısır’a komşu olması, Mısır’ın bölgede gücünü ister istemez zayıflatmıştır.

Genel olarak Ortadoğu’da demokrasi nedense Türkiye dışında pek benimsenmemiştir. Mısır çoğunlukla ordudan olanlar tarafından yönetilmiştir. Bu bölgede darbe, otoriter yönetimler, nepotizm gibi durumlarla sık sık karşılaşılmaktadır.

2010 Arap Baharında bölgede demokrasi söylemleri yayılmaya başlamıştır. İlk olarak Tunus da başlayan ayaklanmalar medya aracılığıyla Kahire’de yayınlanmaya başlayınca burada da toplaşmalar ve demokrasi söylemleri konuşulmaya başlamıştır. Sonrasında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk defa seçimle başa gelen Muhammed Mursi ve başa geldikten sonra 2013 yılında tekrar askeri darbe ile devrilmesi bölgede yine demokrasinin oturmadığını gösterdi. Bu tarz iç meseleler ülkelerin toplanamamasına pasif kalmasına neden olmuştur.

Sonuç olarak Mısır bölgesel olarak etkin bir ülke ama hala iç meseleler ile uğraştığı için bu etkiyi uluslararası arenada hissettirememektedir. Dış politikada fazla etkin değildir. Doğu Akdeniz’de Mısır pasif olduğu için İsrail ve Yunanistan’ın izinden ilerlemekteydi fakat bulunduğumuz yıl içinde Mısır’ın stratejik hamlesi ile Doğu Akdeniz’de dengeler ve hamleler yeniden değişime uğramıştır. Türkiye ve Mısır Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip iki ülkedir. Bu iki ülkenin bölgede herhangi bir anlaşma sağlaması ileride başka anlaşmaların önünü açabilir.

Kaynakça

Bediz, D. (2018). S Ü V E Y Ş K A N A L I ‘ N I N ÖNEMİ. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi.

Cleveland, W. L. (2008). Modern Ortadoğu Tarihi. İstanbul: Agora Kitaplığı.

ÇİÇEKÇİ, C. (2019). İSRAİL, TİRAN BOĞAZI VE ÖTESİ: JEOPOLİTİK BİR OKUMA. Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Dergisi, 68-82.

DİRİÖZ, A. O. (2012). Mübarek Öncesi Mısır: Jeopolitik Konum, İç ve Dış Politika. Ortadoğu Analiz, 83-88.

Fuller, G. E. (2017). Türkiye ve Arap Baharı. Ankara: Eksi Kitaplar.

Sağsen, D. İ. (2021, 12 17). Anadolu Ajansı. Anadolu Ajansı Sitesi: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/misirin-rasyonel-hamlesiyle-dogu-akdenizde-yeni-dengeler-olusabilir/2165661 adresinden alındı

Sander, O. (2016). Siyasi Tarih 1918-1994. Ankara: İmge Kitabevi Yayıncılık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir