Siyasete Coğrafik Bakış; Jeopolitika

Siyasete Coğrafik Bakış; Jeopolitika

Jeopolitik kavramı, coğrafyaların siyasi olarak yorumlanmasından doğan bir bilim dalıdır. Şöyle ki ülkeler buradan edindikleri bilgiler ışığında mevcut olan avantajları ve dezavantajları yorumlayarak geleceğe yönelik atacakları adımları belirleyip, ona uygun ilerleyebilirler. Jeopolitik diğer yandan olayların gerçekleştiği koşulları ve bu koşulların karar alıcıların üzerlerindeki etkisini, bu etkinin çıktılarını incelerler. Bu alanda güç ilişkisi vardır ve bu ilişkide hiyerarşi mevcuttur. Bu çalışmada Jeopolitika kavramının siyaset bilimi literatüründe yerini, etkisini tartışmak amaçlanmıştır.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi jeopolitikada güç ilişkisi vardır. Nedir bu güç ilişkisi? Jeopolitik güç olmak için neler gerekir? Eğer uluslararası sistemde güçlü olursanız sistemin gidişatında söz sahibi olabilirsiniz. Jeopolitik güç olmanın da bu tür avantajları vardır. Fakat sadece avantaj olarak bakmamak gerekebilir dezavantaj olarak görülebilecek husus ise eğer güç sahibiyseniz burada olayları ve gidişatı iyi yorumlamak gerekebilir bu da güç sahibi olmayan ülkelere kıyasla ekstra dikkat isteyen noktadır. Bir devlet Jeopolitik güç olmak ister ise sahip olmaları gerekenler şunlardır; askeri güç, ekonomik güç, ideolojik lider ve siyasi istikrar..

Askeri Güç: Bu alanda söz sahibi olmak isteyen devletin askeri gücünün iyi olması gerekmektedir. Sadece savunma konusunda değil aynı zamanda saldırı kapasiteleri ortanın üstünde olmalıdır. Kullanılan envanter yüksek teknoloji içermeli ve ilerleyen teknolojiyi takip etmelidir. Hatta teknolojiyi ilerletenlerden biri olmalıdır. Sahip olmanın yanında bu imkânları kullanma isteği ve becerisi olması önemlidir.

Ekonomik Güç: Devletin kendi içerisinde ekonomisi iyi olmalı ve ardından bu ekonomiyi yönetirken diğer devletlere yardım yaparak bu devletleri kontrol edebilmelidir.

İdeolojik Lider: Bu başlık günümüzde çoğu devletlerin etkin kullandığı soğuk savaşta çok yararlanılan ve halen günümüzde zaman zaman faydalanılan yumuşak güç( soft power) kavramı ile bağdaştırılabilir.

Burada bahsedilen liderlik söz sahibi olmak isteyen devletin ideolojik olarak diğer ülkelere ne verebileceği konusundadır. Örnek vermek gerekirse; Demokrasi, Liberalizm, Komünizm…vb.

Siyasi İstikrar/ Uyum: Jeopolitik güç olmak isteyen devletin herhangi bir yönetimde de kendi içinde istikrarlı ve uyumlu olması lazımdır, nedeni ise; ideolojik lider olmak isteyen ülkenin başka bir ülkeye fikir verebilmesi için vereceği fikrin kendi içinde başarıya ulaşması gerekmektedir.

Yukarıda bahsedilenlerden yola çıkarak bir ülkenin jeopolitik güç olabilmesi için yukarıdaki başlıklardan neredeyse hepsine sahip olması gerekmektedir. Soğuk savaş sonrasında çift kutuplu sistemden SSCB’nin ve Sosyalist grubun dağılması ile zamanla çok kutuplu bir sisteme geçiş yaşanmıştır. Sovyetlerin dağılması ile ABD tek güç olarak kalmıştır fakat ilerleyen zamanlarda bölgesel aktörlerin( Rusya, Çin, Hindistan, Avrupa Birliği) ortaya çıkması ile ABD tek güç olarak ilerleme yolunda gücü muhafaza edememiş ve sistem çok kutuplu bir hale doğru ilerlemeye başlamıştır. Jeopolitika ’da çalışma yapılırken yapılan araştırmayı sınıflandırmak işlere kolaylık sağlayacaktır. Bu sebeple çok kutuplu hale doğru ilerlemeye başlayan ve dinamik olan uluslararası sistemde güç anlayışı alt başlıklarda yorumlanmaya başlanmıştır. Bahsettiğimiz gibi güç anlayışındaki alt başlıklar ve jeopol alanlar bu araştırmalarda kolaylık sağlamıştır. Büyük Güç: Kendi coğrafyası dışında etki yaratabilen ülkeler( ABD, Rusya, Çin, AB). Bölgesel Güç: Bu tür ülkeler bulundukları bölgeyi etkileyebilen ve söz sahibi olan ülkelerdir ( İran, Türkiye,..). Komşularını Etkileyebilen Güç: Bu başlık ise adından da anlaşılacağı gibi yanındaki ülkeyi etkileyebilecek kapasitede olan ülkelerdir örnek vermek gerekirse Kuzey Kore komşusunu etkileyebilen bir ülkedir. Diğer başlıklar ise Kendi Kendine Yeten Ülkeler ve Dış Yardıma Muhtaç Ülkelerdir. Jeopol alanlardan bahsedecek olursak, onlar macro, meso ve micro olarak 3’e ayrılıyor. Macro alan Dünyada var olan yerler diyerek anlamı büyütebiliriz. Meso alan adından da anlaşılacağı gibi orta düzeyde stratejilerdir burada ülkeler kendilerine stratejik olarak belirli yerler belirler ve bu şekilde hareket ederler. Micro alanda ise ülkeler, ülkesi ve içindeki önemli gördükleri stratejik yerleri belirler. Bu şekilde sınıflandırılır ise strateji veya araştırma yapılırken işlem kolaylığı sağlayacaktır.

20.yy. Jeopol Dünyayı etkileyen olaylar olmuştur. Bu olanlar ise devletleri yeniden planlamaya ve atılacak olan adımlarını kontrol etmeye sevk etmiştir.

Örnek olarak; I. Dünya savaşı, Bolşevik Devrimi, Ekonomik Kriz, II. Dünya Savaşı Dekolonizasyon Süreci, Soğuk Savaş Öncesi ve Sonrası.. 21. Yy. ise 2007 Krizi( ABD, AB, Japonya..) ve bu yüzyılda terör uluslararası hale gelmiştir.

Bakıldığı zaman bu olaylar geçmişte olmuş olsa dâhi etkisi hâlen devam eden veya hâlâ konuşulan olaylardır ve bu olaylardan ders çıkarılması da ayrıca bir önem teşkil ediyor.

Coğrafya bir ülkeyi nasıl etkileyebilir? diye bir soru yönelttiğimizde önemli olarak görülen belli başlı hususlar vardır. İlk olarak coğrafi yakınlık gibi bir durum söz konusu olduğu zaman yakın olan ülkeler arasında bir savaş doğabilir veya ticari bir ilişki kurulup ekonomik olarak iyi yönde ilerleme sağlanabilir. Bir diğeri olan değişimlerde ise, bir ülkenin herhangi bir doğal kaynak keşfi bile, söz konusu ülkenin gelişimine etki eden hususlardandır ( Libya) . Etnik ve dini dağılım da ülkelerin kaderini etkileyebilecek birer etkendir. Şöyle ki bu dağılımlar bir ülkeyi parçalayabileceği gibi bir ülkenin iç politikada birleşip başarıya ulaşması konusunda da yardımcı olabilir. Buradan yola çıkarak ülkenin bu dağılımlardan iyi veya kötü etkilenmesi ülkenin iç/dış politika konusunda geleceğini belirlemede etkili olur. Diğer bir konu olan göçleri coğrafya ile bağdaştırırsak ekonomik ve yaşam koşulları kötü olan bir ülkede halk göç edebilme imkânına sahipse bu koşulların daha iyi sağlandığı bir yerde yaşamak isteyebilir. Açacak olursak insanların yaşadığı yerde ekonomik, iklim, savaş konularında sıkıntıları varsa bu göce sebep olabilir. Bu göç sonucunda göç veren ülke ve göç alan ülkelerin nüfus yapısında değişikliklere yol açar. Yani Jeopolitik değişiklikler, değişime ve bu değişimde jeopolitik çıktılara sebep olur.

Kissinger, Beyaz Saray Yılları adlı kitabında jeopolitik kavramdan şu şekilde bahsetmiştir. ‘Jeopolitik kavramı ile dengenin gereksinimlerine dikkat eden bir yaklaşım kastediyorum.’

“ Esasen jeopolitik, siyasi tarih içinde belirli coğrafi modellerin önemine dikkat çekme girişimidir. Jeopolitik kuram uzamsal ve tarihsel nedenlerle ile ilgili bir kuramdır. Bu kuramda çeşitli coğrafi kavramların günümüz politikası ve gelecekteki politikayla münasebetlerini ortaya koyan açıklamalar çıkarılmıştır. Ayrıca jeopolitiğin gelişmiş bir kuramsal çerçeve oluşturma kapasitesiyle tarihi bilgileri birleştirdiği söylenebilir. Sonuç olarak, güçlü bir analitik çatı ortaya çıkar.”[1]

“Jeopolitiğin amaçlarından biri, politik hâkimiyetin, sadece insan veya maddi kaynaklar anlamında güç sahibi olmanın ötesinde, bu gücün uygulandığı coğrafi çevre ve koşullarla ilgili bir mesele olduğu vurgulamaktır. ‘Hemen hemen muhalefet, direniş, mücadele veya fikir ayrılığı içeren bütün uluslararası ticari işlerde karşılıklı ilişki içinde bulunan taraflar arasındaki mesafe ve yerleşim faktörleri önemli değişkenler olmuştur. Bu önem -güç yereldir- özdeyişiyle de ifade edilmiştir. Yani politik talepler yeryüzü üzerindeki bir yerden diğerine olan uzaklığa göre tasarlanırlar.’ ”[2]

Türkiye’nin jeopolitik alanında fazla çalışması bulunmamaktadır. Bu alanda el ile tutulur çalışma olarak Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu” isimli kitap çalışmasıdır. Davutoğlu bu kitabında soğuk savaş öncesi ve sonrası uluslararası sistemi inceleyerek bu sistemde Türkiye’nin yerini tartışmaktadır. El ile tutulur bir anlayışın, ülkenin temellerini bilmekle elde edilebileceğini düşünen Davutoğlu bu bağlamda Türkiye ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkiden bahsedip sonucunda ise geleceğe yönelik bir bakış açısı getirmektedir. Devletlerin iç ve dış politika konusunda planlarının tümünü jeopolitikadan yola çıkarak belirmesi tabii ki tavsiye edilmez. Buradan çıkarılacak sonuç; politikacıların ve politika üreticilerinin bu tür alanlar sayesinde; politik üretim ve geleceğe yönelik hedef konusunda bir tür yeni imkânlar sunarak farklı bakış açıları kazandırmasıdır.

Selim Özcan

Kaynakça

Sloan, C. S.-G. (2003). Jeopolitik, Strateji ve Coğrafya . Ankara : Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları .

  1. (Sloan, 2003)

  2. (Sloan, 2003)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir