Tayvan Tarihi ve Dış Politikada ABD-Çin Rekabeti

Giriş

Tayvan, ABD ve Çin rekabeti ekseninde askeri anlamda çatışma ihtimali en yüksek olan bölgedir. Çin’in yükselen askeri gücü Tayvan için giderek bir tehdit haline dönüşmektedir. Bu çalışmada da Tayvan sorunu için ABD ve Çin taraflarının bu konuya yaklaşımları ele alınacaktır. Öte yandan Tayvan kendisini Çin’in bir parçası olarak görmemekte ve ABD yanlısı bir tutum izlemektedir. Tayvan, Çin karşısında askeri bir tehdit olarak bulunmasa da Tayvan da giderek silahlanmaktadır. Tayvan ve Çin arasında kurulan ekonomik ilişkiler her ikisini de birbirine daha bağımlı hale getirmiştir. Ticaret ve ekonomi konularında ki ilişkilerin düzgün seyretmesine her iki ülke de dikkat etmektedir. Bugün Tayvan 23 milyon nüfusa sahiptir. Parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir. Gelişmiş teknoloji ve altyapı olanaklarına sahip olmakla beraber birçok ünlü markanın da sahibidir. Asya’nın 4 kaplan ekonomisinden biridir. Her gün daha da zenginleşmekte ve refah düzeyi artmaktadır. 23 Milyon nüfusa sahip olmasına rağmen dünyanın en büyük ilk 20 ekonomisinden biridir. GSYİH 759.104 (Milyon $) (Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Tayvan, 2021)

Tayvan Tarihi

Tayvan’ın ilk yerlileri olarak tahmin edilen MÖ 2000 döneminde Çin’de yerleşik hayata geçmiş olan daha sonra Tayvan adasına göç ettikleri tahmin edilen Çinlilerdir. Bu yerlilerin Avustronezya dil gruplarından birini konuştukları düşünülmektedir.

Wu İmparatorluğu coğrafi keşifler için yolladığı gemiler, yanlarında birçok Tayvanlı ile gelmişlerdi. Fakat bu “Üç İmparatorluk” döneminin yöneticileri, Tayvan Adası’nı kolonize etmek için değerli görmedi. Bundan sonra da 13-16. Yüzyıllar arasında da birçok Han Çinlisi adaya göç etti. 1405 yılında Çin’in keşifler için yolladığı filoların başında Amiral Zheng Hu bulunmaktadır. Zheng Hu’nun ailesi Müslüman kökenli bir ailedir. 16. yüzyılda Portekizlilerin bu adayı keşfetmesi ile beraber Tayvan dünya tarafından bilinir oldu. Daha sonra Japonlar da adayı ele geçirmek istedilerse de başarılı olamadılar. Hollandalılar ise başarılı oldular ve Tayvan da 1624 yılında Zeelandia olarak adlandırılan bir kale kurdular.

İspanyollar da Tayvan’a gelmeye başladı ama Hollandalılar bunun uzun sürmesine izin vermeden çıkarıldılar. 1662 yılında Ming Hanlığı Mançu’a yenildi ve askerleri Tayvan’a kaçmak zorunda kaldı. Ming güçleri burada Hollandalıları çıkardı ve Tungnin Krallığı’nı kurdular.

Fakat bu krallık da uzun ömürlü olmadı. Mançu Qing askeri güçleri Tungnin Krallığı’nı yok etti. Buraya gelen Mançu Qing ordusu Tayvan’da büyük bir isyanı etkisiz hale getirdi. Bundan sonra Tayvan, Çin’li Mançu Qing Hanedanlığı altında yaşamaya başladı. 1871 yılında Büyük Paiwan adı verilen bir olay oldu. Tayvan’da karaya oturan Japon gemisinin mürettebatları mecburen karaya çıkmak zorunda kaldılar. Çıktıklarında da Paiwan yerlilerine yakalandılar ve hepsi tutuklandı daha sonra kafaları kesildi. Bu olaya Japonya çok büyük tepki gösterdi ve derhal olayın hesabını Çin’e sordu. Çin’den şiddetle bu olayın telafi edilmesi isteniyordu. Çin bu olayın Paiwan yerlilerinin barbar davranışı olduğunu söyledi ve hesap vermeyi reddetti. Bunun üzerine Japonya, adayı 1874 yılında işgal etti. İkinci Dünya Savaşı’nda teslim olana kadar adada kaldı yenilince de Çin’e geri verildi. Çin adada iç savaş başladığından ve güçsüz durumda olduğundan dolayı adayı ABD’ye kaptırdı. Chiang Kai-shek önderliğinde başlayan ulusalcı hareket ABD’nin Tayvan’dan çıkarılmasına karşı mücadele verdi. Burada Chiang Kai-shek bir hükümet oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlara karşı beraber mücadele vermişlerdir. Mücadele sonunda Chiang Kai-shek Mao Zedong’a karşı yenildi. Tekrar başlayan Çin’de ki iç savaş sonucunda Chiang Kai-shek komünistlere karşı yenilgiye uğrayınca merkezlerini Tayvan’a taşıdılar. Hem milliyetçi Tayvan hem de komünist Çin birbirleri üzerindeki egemenlik iddialarından vazgeçmediler. Bu durumu yakından izleyen ABD 1950 yılında Truman döneminde Tayvan’ı birçok yönden desteklemeye başladı. Amacı burayı da komünist Çin’e dahil ettirmemekti. Bu yüzden Tayvan’ı koruması için ABD tarafından askeri güçler gönderildi. Tayvan da Chiang Kai-shek hükümeti adını Çin Cumhuriyeti olarak devam ettirmiştir. Çin anakarasındaki yönetim ise Mao Zedong önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. Çin Cumhuriyeti 1971’e kadar BM tarafından hükümet olarak kabul edilmiştir. Tayvan Hükümeti ile Çin Hükümeti arasında büyük anlaşmazlıklar hatta bazen çatışmaya varacak gerginlikler oluşmasına rağmen iki taraf da 1992 Mutabakatı ile ilişkilerini geliştirmeye dikkat etmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan için “İki Sistem Tek Ülke” politikası ile Tayvan’ın kendisine bağlı olması gerektiğini vurgulamış kendisine Hong Kong’da ki gibi bir özerklik verileceğini söylemiştir. Fakat Tayvan bunu kabul etmemiş kendisini bağımsız bir ülke olarak tanımlamıştır.

BM’de Çin Halk Cumhuriyeti’ni Tayvan’ı da içine alacak şekilde tek bir bütün olarak kabul etmiştir. Bugün ise Tayvan’ı ayrı devlet olarak 23 ülke tanımaktadır (Orkan, 2021, s. 32).

ABD-Çin Rekabeti

Tayvan, ABD’nin Çin’i çevreleme politikaları açısından çok önemli bir stratejik öneme sahiptir. Bu yüzden Çin ile ABD’nin doğrudan karşı karşıya gelebileceği konumlardan biridir. Pasifik bölgesi aynı zaman da dünyada ki en çok askeri harcamaların yapıldığı yerdir (Turan, 2016, s. 81). Tayvan bölgedeki askeri gücünü ABD’nin desteği ve silahlarıyla güçlendirmeye çalışmaktadır. Bunun yanında Japonya ve Güney Kore gibi devletler de Çin’i bir tehdit olarak görmekte ve Tayvan’ı her açıdan desteklemektedir. Durum ekonomik olarak ise daha farklıdır. Tayvan’da ki Demokratik İlerleme Partisi Çin ile ilişkileri geliştirmekte ve en yüksek ticareti Çin ile yapmaktadır. Fakat Çin’in ‘Tek Devlet İki Sistemi’ni kabul etmemiştir. Çin bir taraftan da askeri olarak her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bu durum ABD tarafından karmaşık bir Tayvan sorunu yaratmıştır. Çünkü bölgedeki ülkeler üzerinde nüfuzu olan ABD, olası bir Çin askeri ilhakı karşısında Tayvan’ı koruyamayabilir ve durumda sadece Tayvan’da ki askeri varlığı değil Pasifik bölgesindeki varlığını tehdit edebilir (Köksoy, 2019, s. 86). Amerika, Clinton döneminde Tayvan’ın herhangi bir uluslararası örgütte tanınmadığını belirtirken, Bush döneminde ise bazı örgütlere gözlemci statüsünde katılımına sıcak bakılmıştır. Bush kendisine yöneltilen bir soruda “Eğer Çin Tayvan’a askeri harekât düzenlerse ABD Tayvan’ı koruyacak mı? Sorusuna Bush “ Evet, Çin ABD’nin bu konuda Tayvan’ı sürekli desteklediğini bilmeli” diyerek cevap vermiştir. Amerika, 11 Eylül Saldırısı sonrası küresel terör ile mücadelesi için Çin’i, karşısına almak yerine onunla işbirliği yapmayı da tercih etmiştir. Tayvan sorununun da Tayvan’ın bağımsızlığını kabul etmemiş ama Çin’e bağlanmasına da karşı çıkmıştır. Bu açıdan bakıldığında ABD’nin Çin’i direkt karşısına almak yerine dengede gitmeye çalıştığı dönemlerin olduğu söylenebilir. ABD, Tayvan Boğazı’ndaki güç dengesinin Çin lehine dönüşmesini engellemek için sürekli silah satmaya devam etmiştir. Barack Obama döneminde de silah satışı ve yardım paketleri onaylanmış fakat başka konularda Çin ile işbirliği yolunda politikalar izlenmiştir. Obama yönetimi sırasında küresel terörle mücadele kapsamında ve ABD’nin askeri faaliyetlerinin sunulduğu raporda ABD’nin Ortadoğu’da Irak, Suriye ve de Afganistan gibi yerlerde başarılı olduğu artık sıranın Pasifik Okyanusuna geldiği vurgulanmaktadır (Örmeci, 2013, s. 7). Önem sırası bakımından Ortadoğu artık ikinci sıraya Pasifik bölgesi ise birinci sıraya yükselmiştir.

Donald Trump dönemine gelindiğinde ABD’nin Çin’i bir tek bütün görme anlayışı değişmeye başlamış ABD Pasifik Bölgesinde askeri varlıklarını arttırmış ve bölgeyi kontrol etmeye çalışmıştır.

Öte yandan Çin için Tayvan sorunu Çin’in uluslararası arenada gücünün gölgelenmesine sebep olmuştur. Bununla birlikte Tayvan’a verilecek olan herhangi bir taviz Çin’de ki özerklik isteyen bölgelerin de cesaretlenmesini sağlayacaktır.

ABD’nin Tayvan’ı desteklemesi Çin tarafından içişlerine müdahale olarak görülmektedir. Bugün bu sorunun yeniden gündem gelmesi ABD’nin bölgedeki nüfuzunu arttırıcı hareketlerde bulunmasıdır. Örneğin QUAD adlı askeri işbirliği örgütü içinde ABD, Japonya, Kanada, İngiltere, Yeni Zelanda, Hollanda gibi ülkeleri kapsayan bir nevi Pasifik NATO’su olarak adlandırılabilecek örgütün kurulması ve Çin’e karşı askeri tatbikatların gerçekleştirilmesi bölgedeki gerilimi tırmandırmıştır. Karşılık olarak Çin de Tayvan’ın tam karşısında bulunan bölgelerde çıkarma ve askeri harekatlarda bulundu. Bunun üzerine sık sık Çin savaş uçakları Tayvan hava sahasını ihlal etmektedir. Bütün bunlar Çin’in de bu konuda net bir tavır takındığını göstermektedir. Çin Tayvan ile diyalog halindeyken kendisinden kopmaya çalışan bir eyalet gibi görmektedir Tayvan’ı. Bu tavır Tayvan tarafından kültürel ve kimliksel olarak giderek kopmaya neden olmaktadır.

Kaynakça

Köksoy, F. (2019). Çin Halk Cumhuriyeti Merkezli Tayvan, Tibet ve Doğu Türkistan Sorununun Amerika-Çin Ilişkilerine Yansimasi. Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi, 10(2), 83-103.

Orkan, K. B. (2021). Çin-ABD İlişkilerinde Güvenlik Ikilemi: Tayvan Sorunu. Journal Of Business Innovation and Governance, 4(1), 27-41.

Örmeci, O. (2013). 21. Yüzyılda ABD-Çin Rekabeti. SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi(29), 1-14.

Turan, İ. (2016). ABD-Çin İlişkileri Bağlamında Tayvan Sorunu. Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 6(1), 80-105.

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Tayvan. (2021, 12 8). Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı: https://ticaret.gov.tr/yurtdisi-teskilati/dogu-asya/tayvan/genel-bilgiler adresinden alındı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.