Somali İç Savaşı

Afrika Boynuzu’nun ucunda, oldukça stratejik bir noktada bulunan; doğal kaynaklar bakımından çok zengin; birçok Afrika ülkesinin aksine homojen bir etnik gruba, aynı dili konuşan ve aynı dine mensup, aynı kültürü paylaşan yapıya sahip bir ülke: Somali. Ne var ki Somali, oldukça pozitif görünen bu tabloya rağmen, 1991 yılında başlayan ve Afrika’nın bugüne kadar şahit olduğu en korkunç savaşlardan olan bir iç savaşın ardından hala istikrara kavuşamamış bir ülke olarakta karşımıza çıkmakta.

Somali, son diktatörü General Muhammed Siad Barre’nin ardından, on yıllardır merkezi bir hükümete sahip değil; ve hatta sınırları içerisinde bir birliği de yok. Dünyanın en tehlikeli toprak parçalarından biri olarak kabul edilen ülkede hükümetin kontrol sağlayamadığı bölgelerin neredeyse dörtte üçü isyancı grupların hakimiyeti altında. Somali; açlık, kıtlık, insani krizler, terörizm ve korsanlık ile savaşıyor. Peki Somali’yi iç savaşa sürükleyen ve bu savaştan çıkmasına olanak vermeyen sebepler nelerdir? Somali, Afrika’nın en güçlü olabilecek ülkelerinden biri olmak yerine niçin iç savaş batağında debelenen bir ülke haline gelmiştir?

Bu yazıda, yukarıdaki soruların cevapları aranacaktır. İlk olarak, iç savaşa giden yolu tahlil edebilmede büyük bir öneme sahip tarihsel süreç olan Somali’nin sömürge dönemine dair ufak bir bilgi verilecektir. İkinci olarak, 1991’e gelinirken yaşanan kırılma noktaları ve iç savaşın zaman içinde nasıl dönüşüm gösterdiği hakkında konuşulacaktır. Son olarak ise ülkenin güncel durumundan bahsedilecek, iç savaşın gölgesinde hayata ve uluslararası toplumun Somali’nin durumuna bakışına değinilecektir.

SÖMÜRGE DÖNEMİ

Somali, uzun süre Osmanlı İmparatorluğu topraklarının bir parçası olmuştur. 19.yüzyıl sonlarına doğru ise bölgede Osmanlı hakimiyeti iyice zayıflamıştır. 1869 yılında Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla birlikte İngilizler, Kızıldeniz’den Aden Körfezi’ne giden yolun güvenliğini sağlamak adına bölge ülkelerini işgal etmişlerdir. Ülkenin körfez kıyı şeridini işgal eden İngilizler, Güney bölgeleri ise İtalyanlara bırakmışlardır. Britanya Somalisi 1887 – 1960 , İtalyan Somalisi 1889 – 1960 yılları arasında varlığını sürdürmüştür.

1941 yılında ülkede savaşın başlamasıyla birlikte İngilizler İtalyanları ülkenin büyük bölümünden çıkarmışlardır. Savaş sonrasında İtalyanların bulunduğu bölgede Birleşmiş Milletler himayesinde bir İtalyan bölgesi kurulmuştur. Somaliland bölgesinde ise İngiliz hakimiyeti devam etmiştir. 1948 yılında İngilizler, Ogaden bölgesini Etiyopya’ya; 1956 yılında ise ülkenin bir kısmını Kenya’ya vermişlerdir. 1960 yılında önce İngiliz sömürü bölgesi olan Somaliland, ardından da İtalyan bölgeleri bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 1 Temmuz 1960 tarihinde ise her iki bölge birleşerek Somali Cumhuriyeti’ni oluşturmuştur.

Bugün, Somali 3 bölgeden oluşmaktadır. Somaliland bağımsızlığını ilan etmiş durumdadır ancak herhangi bir ülke tarafından tanınmamaktadır. Güney ve Orta Somali ise Somali Federal Cumhuriyeti’ni oluşturmaktadır. Kısacası Somali, 19. yüzyılda Avrupalı sömürgecilerin arasında kalmıştır. Sonraki yüzyılda bir parçası İtalya, bir parçası İngiliz sömürgesi olarak paylaşılmıştır. 1960’ta, iki tarafın sömürge parçaları birleşmiş ve Somali bir bütün olarak bağımsızlığına kavuşmuştur.

Bağımsızlığın ilan edilmesinin ardından 1969 yılına kadar, yüzyıllardır ilk defa demokratik bir rejim dönemi tecrübe edilmiştir. Ancak yolsuzluk, ekonomik yetersizlikler gibi sorunlarla da boğuşulmuştur. Ne kadar yozlaşmış olursa olsun Somali’nin ilk hükümeti için demokratik demek mümkündür, zira kuvvetler ayrılığı mevcuttu ve insanlar yozlaşma hakkında konuşabilme özgürlüğüne sahipti. O zamanlar Somalili yöneticiler, hükümeti yönetme konusunda çok az deneyime sahip, eğitimsiz acemilerdi.

Askeri rejim, Ekim 1969’da iktidara geldi fakat bu durumun işleri daha da kötüleştirmekten başka bir sonucu olmadı. Başa gelen Said Barre hükümeti; köy yangınlarını, faili meçhul cinayetleri ve işkenceyi bir kontrol mekanizması olarak kullandı. Savaş veya savaşla ilintili sebepler yüzünden yüzbinlerce Somalili hayatını kaybetti ve çok daha fazlası ülke içinde yerlerinden oldu veya ülke dışına gitmek durumunda kaldı. [1]

Siad Barre; klanlar arasında rekabeti teşvik etmek, muhalefet partilerini yasaklamak, sivil toplumu bastırmak ve tüm bağımsız kurumları yok etmek suretiyle diktatörlüğünü yirmi iki yıl sürdürdü. Yeni yönetimle birlikte ülkede keyfi tutuklamalar ve işkenceler arttı, gazete (sadece bir gazeteye resmi olarak izin verildi), radyo ve televizyon yasaklandı, orduya yatırım arttırıldı ve muhalifleri tespit etmek ve onları engellemek amacıyla Ulusal Güvenlik Servisi adlı gizli bir ekip kuruldu. Halkın ayaklanmaları askeri baskılarla engellenmekteydi. Ülke, özellikle 80’ler boyunca dış yardıma muhtaç durumdaydı. Eğitim, sağlık, ulaşım veya altyapı gibi kamusal alanda yatırım yapmak için çok az kaynak vardı. Herhangi bir siyasi pozisyona ilişkin seçim düzenlenmemekte; seçilmesi gerekenlerin tümü Barre tarafından atanmaktaydı. Siyasi aktörlerin ve bürokratların devlet fonlarını zimmetine geçirmesi nedeniyle son derece yozlaşmış bir hükümet mevcuttu. Peki bu noktaya nasıl gelindi?

İÇ SAVAŞA DOĞRU

Her şeyden önce, iç savaşın zeminini hazırlayan sebeplere kısaca bakmak gerekir. Somali İç Savaşı’nın özellikle politik, ekonomik ve psikolojik olmak üzere çok sayıda ve karmaşık sebebi bulunmaktadır. Birçok iç ve dış aktör çatışmanın farklı etaplarında rol oynamıştır. Savaşın en büyük sebeplerinden birinin kaynaklar için yaşanan rekabet olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanı sıra tetikleyici sebepler arasında; ülkedeki klanların politize edilmiş kimliklerini, genç işsiz nüfusun çokluğunu ve ülkedeki silahların varlığını göstermek mümkündür.

Somali halkını iç ayrıma sürükleyen en önemli sebep ”klan üyeliğidir” ve klanlar ülkede büyük bir önem arz emektedir. Somali nüfusunun büyük bir bölümünü beş büyük klan ailesi oluşturmaktadır. Beş başlıca klan ailesi Hawiye, Darod, Isaak, Dir ve Rahanwein’dir. Siyasi liderlerin bu klanları çıkarları doğrultusunda kullanması ülkede siyasi ve toplumsal istikrarsızlık kaynağı olmuştur. Hükümet, klan üyelerinin bazılarını diğerlerine karşı öne çıkararak, ülkenin kaynaklarını bu öne çıkarılan gruba ayırmaktaydı. Ayrıca, kurulmaya çalışılan yeni düzenin içerisinde kolluk kuvvetlerinin oynadığı rol de oldukça önemliydi. Bu kolluk kuvvetleri yapılanması içerisinde ise, Somali’de oldukça kilit bir role sahip klanların varlığı reddedilemezdi. Dolayısıyla polis – klanlar şeklinde özetlenebilecek bir sarmal ve bu sarmalda da kaynakların kontrolünü ele geçirmek için verilen bir mücadele ve çekişme vardı demek mümkündür.

1977 – 1978’de Somali ile Etiyopya arasında yaşanan savaşın ardından birkaç askeri yetkili hükümeti ele geçirmeye çalıştı. Bu darbe girişimi başarısız olunca, Siad Barre rejimi Majerteen klanına ( çoğunluğun bağlı olduğu klan) karşı aşırı güç kullanmaya başladı. Bu olay Somali’nin iç savaşının başlangıcıydı. Isaaq, Ogaden, Hawiye ve Digil gibi diğer klanlar da iktidarı ele geçirmek için muhalif gruplar oluşturdular. [2]

Baskıcı devleti de iç savaşın en büyük sebepleri arasında saymak mümkündür. Somali halkı yaklaşık yirmi bir yıl boyunca baskıcı bir askeri teyakkuz halinde yaşamıştır (1969 – 1991). Askeri rejim muhalefeti bastırabilmek adına aşırı güç ve toplu cezalandırmalar kullanmıştır. İnsanların sahip oldukları hoşnutsuzlukları dile getirebilecekleri bir mekanizmadan söz etmek mümkün değildir. Var olan sistem önemli konularda söz sahibi olabilecek bir muhalefetin varlığına izin vermemiştir. 1978’de bazı askeri görevliler askeri rejimi devirmeye çalıştığında, Siad Barre hükümeti Majerteen klanının sivil üyelerini cezalandırmak için ulusal ordu ve polisi kullanmıştır. Ordu daha sonra sivillerin öldürülmesine, toplu tacizlere ve bu klanın yaşadığı alanların tahrip edilmesine karışmıştır.[4]

Somali’deki iç savaşın üçüncü büyük nedeni, sömürge mirasıydı denebilir. Avrupalı güçler (İngiltere, İtalya ve Fransa), bazılarının daha büyük Somali dediği şeyi beş parçaya böldü; İngiltere iki, İtalya bir ve Fransa bir parça aldı. Avrupalı güçler, Somali’nin Ogaden bölgesini onu yatıştırması için Etiyopya’nın Kralı Menelik’e verdi. Sonuçta Somali’nin bölünmesi Somali halkına kalıcı olarak zarar verdi. Ek olarak, bugün bağımsız Somali’yi oluşturan iki bölge ciddi sorunlar yaşamakta ve kuzey bölgesi (eski İngiliz Somaliland) güneyden ayrılmak istemektedir. [5]

İç savaşın bir başka nedeni de Somali’deki çok sayıda işsiz gençtir. Nüfusla karşılaştırıldığında yeterli istihdamdan bahsetmek mümkün değildir. Ayrıca Somali yeni iş kolları açmak için yeterli fırsata da sahip değildir. İşsizlik sorununa ek olarak her biri kendi siyasi partisini kurmuş olan ve gerçek bir programa sahip olmadan varlığını sürdüren klanların etkisi de savaşın görünmez sebeplerinden biridir demek mümkündür. Kurulan klan partiler kendi seçmenlerini meydana getirmiştir. Bu durum ülke içerisinde bölünmeleri arttırmıştır.

SOMALİ’Yİ YIKIMIN EŞİĞİNE NE GETİRDİ?

1969 yılında Mohamed Siad Barre, yönetimi ele geçirdiğinde Sovyet yanlısı Sosyalist bir rejim kurmuştur. Barre döneminde Etiyopya ABD yanlısı bir politika izlerken; Somali Sovyet yanlısı bir politika izlemiştir. Bu dönemde ABD yanlısı olan Etiyopya’da bir darbe gerçekleşmiş ve Etiyopya’da da Sovyet yanlısı bir rejim kurulmuştur.

1976 yılında Ogaden bölgesinde isyanlar başlamıştır. İsyanların iyice artması üzerine 1977 yılında Somali ordusu Ogaden bölgesine müdahale etmiştir. O dönem Somali ordusu, Mısır’dan sonra Afrika ülkeleri arasındaki en güçlü ordu konumundadır ve Ogaden bölgesinde önemli başarılar elde etmiştir. Ne var ki Sovyetler Birliği Küba vasıtasıyla Etiyopya’ya destek vermeyi tercih edince Somali ordusu, Küba ve Etiyopya ordusundan oluşan ittifak karşısında yenilmiştir. Böylece Ogaden bölgesinden geri çekilmek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu yenilgi, Mohamed Siad Barre rejiminin de sonunu hazırlamıştır.

1991 yılına gelindiğinde Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte ülkede kurulan sosyalist rejim temelsiz kalmıştır ve Somali’nin siyasi ve toplumsal yaşantısı alt üst olmuştur.

Ülkede oldukça etkili olan “Savaş Ağaları” Barre rejimine karşı ayaklanmıştır ve bu durum ülkede iç savaşın çıkmasına sebep olmuştur. İç savaşın başlangıcında BM, Barre rejiminden taraf olmuştur. Ancak yine de Siad Barre, isyanlar karşısında tutunamamış ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Mısırlı eski bir diplomat olan, BM eski Genel Sekreteri Butros Gali, ülkede yaşanan olaylar karşısında “Somali’de gıdadan çok silah var. Bu silahlar Somalililer tarafından üretilmedi. Onlara dış güçler tarafından dış güçlerin çıkarlarına hizmet etmesi için verildi. Bu silahları tedarik edenler bugün yaşanan suçların ortaklarıdır.” demiştir. Bu açıklamaya dayanarak söylenebilir ki; iç savaşın sebepleri olarak sayılanlar yukarıda yazılanlardan aslında çok daha fazlasıdır. Bu durum şu şekilde açıklanabilir: Somali kendi doğal kaynaklarından yeterince yararlanamayan, ekonomisi ve endüstrisi gelişmemiş, fakirlikle savaşan ve eğim sistemi de yeterli olmayan bir ülkedir. Bundan dolayıdır ki silah üretmek veya para ile silah satın almak mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda mümkün değildir. Bu sebeple Butros Gali’nin sözünü doğru olarak kabul etmek mümkündür denebilir.

Birleşmiş Milletler’in Barre rejimini nasıl desteklediğinden bahsetmişken, Birleşmiş Milletler’in Somali’de bozulan düzeni yeniden sağlamayı amaçladığı da söylenebilir. Amerika Birleşik Devletleri liderliğinde bir Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Somali’ye gönderilmesi planlanmıştır. Barış gücünün temel görevi Somali’de insani yardım çalışmaları yapmak ve ulusal güvenliği sağlamaktı. Bölgeye 1993’te gelmişlerdir ve 1995’e kadar orada kalmışlardır. Zamanla Somali’de Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne yönelik saldırılar başlamış ve bunun sonucunda 3 Mart 1995’te barış gücü bölgeyi terk etmiştir.

1998 ve 2006 arasında Somali sınırları içinde birkaç özerk bölge ortaya çıkmıştır. 1991’de tek taraflı bağımsızlığını ilan ederek oluşturulan ancak bağımsızlığı uluslararası alanda tanınmayan ve hala Somali’nin bir bölgesi olarak kabul edilen Somaliland’ın aksine, bu özerk bölgeler bağımsızlıklarını ilan etmemişlerdir.

2004 yılında, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi himayesinde yeni bir geçici hükümet olan Geçici Federal Hükümet kurulmuştur. Geçici Federal Hükümet, Eş-Şebab terör örgütünün Somali’deki önemli aktörlerden biri haline geldiği zamanlarda, 2007’de, Somali’deki Afrika Birliği Misyonu tarafından geniş çapta desteklen. 2012 yılında, yıkıcı bir kıtlığın ardından Somali Federal Hükümeti Geçici Anayasa’dan çıkmıştır.[7]

2012’den beri önemli siyasi ilerlemeler kaydedilmiştir. Federal kurumlar oluşturulma sürecindedir. Devlet, Federal Üye Devletlerin (FMS) ortaya çıkmasıyla önemli ölçüde ilerlemiştir (Jubbaland, Sud-Ouest, Hirshabelle ve Galmudug). Geçiş döneminin sağlamlaştırılması için gerekli olan birkaç anayasal organın varlığından da söz etmek mümkündür. Zayıf olsalar da bu sayede şeffaflık artmış ve kaynakların kullanımına ilişkin hesap verebilirlik gelişmiştir. [8]

Şubat 2017’de Mohamed Abdullahi Mohamed Somali Devlet Başkanı olarak parlamento tarafından seçilmiştir. [9]

Bugün Somali’de neler olup bittiğini anlamak için Afrika Birliği’nin Somali’deki rolü ile Eş-Şebab terör örgütünün rolünü de incelemek gerekmektedir. Somali’deki Afrika Birliği Misyonu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayı ile Afrika Birliği tarafından yönetilen aktif bir bölgesel barışı koruma misyonudur. Görevi, geçiş dönemindeki hükümet yapılarını desteklemek, bir ulusal güvenlik planı uygulamak, Somali güvenlik güçlerini eğitmek ve insani yardımın sağlanması için güvenli bir ortam yaratılmasına yardımcı olmaktır. 1991 ve 2004 yılları arasında ülkede 14 farklı hükümet kurulmuştur, ancak bu hükümetler klanlar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle feshedilmiştir. Bu nedenle AMİSOM’un desteği önemlidir. AMISOM, görevlerinin bir parçası olarak, Eş-Şebab terör örgütü militanlarına karşı savaşlarında Somali Federal Hükümeti güçlerini de desteklemektedir. Bu destek de çok önemlidir zira söz konusu terör örgütü bugün Somali’nin en önemli sorunlarından biridir.

2006 yılında bir İslami Mahkemeleri Birliği, Somali Geçici Federal Hükümeti’ne karşı kurulmuştur. İslam Mahkemeleri Birliği’nin kuruluş ve faaliyet dönemi, Amerika Birleşik Devletleri’nin teröre karşı küresel savaş politikasını izlediği dönemle aynı döneme denk gelmiştir. Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerine yönelik saldırılar ve Etiyopya’nın İslam Mahkemeleri Birliği’ne düşman savaş ağalarının desteğiyle yaptığı açıklamalar, yeni bir savaşa neden olmuştur. Etiyopya, 2006 yılında Somali’nin başkenti Mogadişu’yu işgal etmiştir. Bölgede çok kanlı savaşlar yaşanmıştır. Sonuç olarak, bu gelişmeler ve çatışma ortamı, İslami Mahkemeler Birliği üyesi Eş-Şebab terör örgütünün kendisini güçlendirmesine neden olmuştur. Eş-Şebab’ın o dönemki savaşta etkisi nedeniyle terör örgütünün halk üzerindeki etkisinin de devam ettiğini söylemek mümkündür, zira işgalci güçlere karşı mücadelenin çoğu, o dönemde El-Şabab tarafından yapılmıştır. Bir süre sonra İslam Mahkemeleri Birliği’nin ilk başkanı olan Şeyh Şerif Ahmed, Eş-Şebab terör örgütüne karşı çıkmıştır. Bu andan itibaren 2011 yılına kadar devam eden mücadelelerde başkent Mogadişu’nun üçte biri terör örgütü El Şebab’ın, üçte biri federal hükümetin diğer üçte biri ise Hizbul İslam’ın egemenliğine sahne olmuştur. 2011 yılında terör örgütü Eş-Şebab, Mogadişu’dan taktik nedenlerle çekildiğini duyurmuştur fakat suikast ve bombalı eylemlerle bölgede varlığını sürdürmüştür.

Son olarakÜlkenin başında seçilmiş bir cumhurbaşkanı olsa bile Somali bugün hâlâ ekonomik ve politik sorunlarla ve terör problemi ile boğuşmaktadır. İç savaşın başlamasından yirmi dokuz yıl sonra, ülke hala istikrara kavuşmaktan çok uzaktır.

KAYNAKÇA

1- [7] [8] [9] A Document of The World Bank Group. 2018. FEDERAL REPUBLIC OF SOMALIA SYSTEMATIC COUNTRY DIAGNOSTIC. Report No. 123807-SO

2- [6] ARROUS, Michel Ben & KI-ZERBO, Lazare. 2009. Etudes Africaines de Geographie Par le Bas. ISBN: 2-86978-231-4, p.211

3- [1] [2] [4] [5] ELMI, Abdi & Dr. BARISE, Abdullahi, 2006. The Somali Confl

ict:Root causes, obstacles, and peace-building strategies. African Security Review 15.1. Institute for Security Studies.
DOI: 10.1080/10246029.2006.9627386

4- GASCON, Alain. 2008. La Somalie en mauvais État. DOI : 10.4000/echogeo.4484 , ISSN : 1963-1197, URL:http://journals.openedition.org/echogeo/4484

5- SUİÇMEZ, Mahmud Nedim. Somali Dosyası: Somali’ye Dair Her Şey. Yayınlanma Tarihi: 04.2018. Erişim Tarihi: 01.10.2020. https://www.stratejikortak.com/2018/04/somali-dosyasi-somali-ulke-kunyesi.html

6- ZARTMAN, Ira William. 1995. Collapsed States: The Disintegration and Restoration of Legitimate Authority. ISBN: 1-55587-560-2, p. 69-74

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir