Yakın Mercek: Fransa

YAKIN MERCEK: FRANSA

Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Notre Dame Katedrali ve turist akını dendiği zaman akla gelen, 15. yüzyıldan itibaren dünya sahnesinde güç kazanmaya başlayan Fransa, Kanuni Döneminde Osmanlı Devleti tarafından imtiyazlı ülke olarak görülmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nde Katolik kurumlar açma konusunda ilk olan Fransa daha sonrasında imtiyazlardan yararlanarak hastane ve okul açmıştır. 1500’lü yıllardan itibaren Katoliklerin üstünlük sağladığı ülke, akabinde Papalık kararı sonucunda kiliselerin -Ortodoks ve Katolik- birleştirilme görevini üstlenmiştir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’ndeki Hristiyanların Katolikleşmesi için birçok faaliyette bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu süreç içerisinde Osmanlı Devleti’ndeki gelişmeleri kendi çıkarları için gözlemlemiş ve Ermenilere 18. yüzyıldan itibaren Katolik propagandası yapmaya başlamıştır (İLHAN, 2016). Buna ek olarak emperyalist politikaları 18. yüzyıl ile birlikte hız kazanmış ve Mısır, Cezayir, Batı Afrika, Tunus ve Fas’ı sömürgesi haline getirmiştir. 1. ve 2. Dünya Savaşları sonrasında yaşanan bunalımlar ve Fransa’da yaşanan işçi eksikliği nedeniyle bu ülkelerden göç başlamıştır. Bunlara ek olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta ise 1965 yılında Fransa ile Türkiye’nin yaptığı işçi göçü anlaşmasıdır. Bu anlaşma 1974 yılında fesh edilse dahi oraya gidenler orada düzen kurmayı tercih etmişlerdir. 1980 darbe sonrasında ise Fransa siyasi mültecilere kapılarını açmıştır (ALBAYRAK, 2021).

Fransa siyasal sistem tarihi için domino taşı etkisi gören Fransız İhtilali 1792 yılında yeni bir rejim olan Cumhuriyetin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mutlak monarşi ve devrimci diktatörlükten Beşinci Cumhuriyet’e kadar olan süreçte her yeni sistem değişikliği bir öncekinin tepkisi niteliğindedir. Beşinci Cumhuriyetin ortaya çıkmasında önemli bir paya sahip olan Cezayir meselesi milliyetçi kesimin Cezayir’i terketmeye yanaşmaması sonucu De Gaulle’nin geçici hükümet kurmasıyla sonuçlanmıştır. Ülkenin Cezayir üzerinde kontrol gücünün azalması ve karışıklıkların Paris’e sıçraması De Gaulle’nin gücü ele geçirmesindeki en önemli sebeplerden biridir (EKİNCİ, 2016). Devrimden itibaren ideolojik ve ekonomik çatışmaların artış gösterdiği Fransa’da sürekli anayasal rejim değişikliğine gidilmesi ortamı daha da kızıştırmıştır. Ancak 1958 Anayasası’nın pragmatistliği sonucunda uzlaşmacı bir ortam sağlanabilmiş ve çatışmalar azalmaya başlamıştır (ŞENCAN, -). Yeni Anayasa ile Cumhurbaşkanlık seçim yöntemi değişmiş Yarı Başkanlık Sistemi uygulamaya konulmuştur. Bu bağlamda yıllardan beri süre gelmiş olan Fransa monarşisi ile parlamenter sistemin Fransa siyasi kültürüne uygun hale getirildiği söylenebilir (EKİNCİ, 2016).

DE GAULLE DÖNEMİ (1959-1969)

De Gaulle görev süresi boyunca dış politikada milliyetçi tavır sergilemiş ve her ulusun kendi kimliği olması fikrini savunmuştur. ABD’nin yanında olmak yerine onun hegomanyasını azaltmaya yönelik politikalar türetmiş ve bu tutumu ile çeşitli tepkilere maruz kalmıştır. Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki çekişmenin Fransa gibi bir devletin dengelediği politikalar ile nihai sonuca varabileceğini yaptığı konuşmalarda dile getirmiştir. Buna ek olarak Johnson Mektubu ile yükselen Amerika karşıtlığı nedeniyle Türkiye ve Fransa’nın ortak çıkarları doğrultusunda hareket ettiği gözlemlenmektedir (PENEZ, 2006).

GEORGE POMPİDOU (1969-1974)

1971 yılında Avrupa güvensizliği ve silahsızlanma, Doğu Akdeniz’de güvenlik ve Kıbrıs Meselesi gündeme gelmiştir. Fransa Dışişleri’nde devlet bakanı olan Lipkowski 17 Eylül’de Ankara’da yaptığı konuşmada Akdeniz’in Ortadoğu’daki sıkıntılar nedeniyle bir çatışma alanı olmaması gerektiğini, Rusların ve Amerikalıların Akdeniz’deki varlığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Akdeniz ülkelerinin ulusal varlık ve bağımsızlıklarını sergileyerek çatışmayı engelleyebileceğini savunmuş ve coğrafi açıdan çok önemli bir konuma sahip olan Türkiye’ye dikkat çekmiştir. Fakat o dönem Soğuk Savaş’ın baskısı ile Türkiye ABD tarafında yer almıştır (PENEZ, 2006).

GİSCARD D’ESTAING (1974-1981)

Giscard d’Estaing AB Anayasası’nın hazırlandığı komisyonun başkanlığını yapmıştır ve Türkiye’nin AB’ye girmesine karşıdır. Bunun en büyük nedeni Türkiye’nin en son katılacak ülke olarak -AB düzeni konusunda deneyimsiz- Avrupa Parlamentosu’nda 750 sandalyeden 96 sandalyelik gücünün bulunmasıdır. Bu nedenle Türkiye’nin AB’ye alınabilmesi için AB Anayasa’sının düzenlenmesi gerektiğini düşünmektedir (BBC, 2004).

Giscard d’Estaing döneminde Kıbrıs Barış Harekatının olumsuz etkileri gözlemlenmiştir. Fransa’da yaşayan Rum, Yunan ve Ermeniler kamuoyunda konuyu kendi lehlerine çevirmişlerdir. Harekat sonrası iki ülke arasındaki gerilim, Amerika’nın silah ambargosu nedeniyle Türkiye’nin Fransa’dan silah almaya karar vermesi ile yumuşamış ve ekonomik ilişkilerin önemi gözler önüne serilmiştir. Fakat bu karar Amerika’nın ambargoyu kaldırması ile önemsizleşmiş ve Türkiye-Fransa İlişkileri geliştirilememiştir (PENEZ, 2006).

FRANÇOİS MİTTERRAND (1981-1995)

Cumhurbaşkanlığı döneminde Körfez krizi büyük bir problemdi ve Fransa için Araplar o güne kadarki Orta Doğu politikası ve silah ticareti için önemli bir konumdaydılar. Sovyetler dağılırsa bunun Doğu Avrupa’da miliyetçilik akımı ile sonuçlanacağını öngörmüş ve bu öngörünün doğruluğu olarak Sırp-Hırvat Savaşı vuku bulmuştur. Soğuk Savaş’ın bitiş sürecinde bu gelişmeyi bir nevi görmezden gelmiştir. Bu esnada AB’nin siyasal açıdan yapılanmasına destek olup Fransa’nın ancak güçlü bir AB içerisinde güçlü olabileceğini düşündü. Soğuk Savaş sona erdikten sonra Mitterrand‘ın düşüncesi Soğuk Savaşı kazanan ABD karşısında AB ülkelerinin ortak bir dış politika üretmesi gerektiğiydi fakat belirtilmelidir ki bu fikri Almanya desteklerken İngiltere karşı çıkmıştır (FIRAT, 2009).

JACQUES CHİRAC (1995-2007)

Seçim vaadleri arasında işsizliği azaltmak, maaşları yükseltmek ve AB emrivakilerine dur demek yer alan Chirac, zaman geçtikten sonra bu vaadlerin tersini yapmaya başlayınca -gelir adaletsizliği ile ilgilenmesi beklenirken bütçe açıkları ile ilgilendi- kendisine karşı gösteriler ile karşı karşıya kaldı. Bunun akabinde parlamento dağıtıldı ve kohabitasyon yaşandı. 2002 yılında Frank yerine Euro resmi para birimi olarak kullanılmaya başlandı. Bu dönem Orta ve Doğu Avrupa’ya genişleme kararının alındığı yıllardır. Bu kararlar Fransa’yı fazlasıyla rahatsız etmiştir. Bunun nedenleri; genişleme nedeniyle oluşacak muhtemel bir sıkıntıda ABD’nin NATO aracılığıyla bölgede etkin olabilmesi ve Fransa’nın AB’de artan üye ülke sayısı ile gücünün azalacağını düşünmesiydi. Bu nedenle Chirac Akdeniz ve Barcelona politikaları ile dengeleme hamlesi yapmıştır. Bu dönem ABD’nin politikalarına karşı çıkan bir devlet imajı çizilmiş fakat dış politikada ve ekonomik alanda istenilen hedeflere gelinememiş, yalnızlaşılmıştır (FIRAT, 2009)

„Demokrasi tanklarla gelmiyor“ sözüyle 2003 yılında ABD ve müttefiklerine Irak’ın işgalinde destek vermemiştir (GUNDUZ, 2019).

NİCOLAS SARKOZY (2007-2012)

Sarkozy’nin seçilmesi ile Fransa’da milliyetçilik ve neo-liberal politikalar önem kazanmaya başlar. AB’nin ortak göç, enerji ve çevre politikaları oluşma zorunluluğuna değinmiştir (FIRAT, 2009).

2010 yılında başlayan Arap Baharı etkisiyle Akdeniz’de bir birlik kurulacağı yerde rekabet ortaya çıkmıştır.Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda olumsuz düşünen Sarkozy, coğrafi olarak da Türkiye‘nin AB’ye girmemesi gerektiğini dile getirmiştir. Bunun üzerine 2011 yılında çıkartılan Ermeni soykırımının inkar edilememe yasası Fransız Parlemantosundan geçtikten sonra Fransız Anayasa Konseyi tarafından kaldırılsa bile bu durum çok ciddi gerilimlere yol açmıştır (ÖRMECİ, 2016). Belirtilen yasanın nefret suçu kapsamında değerlendiriliceği ve cezasının 1 yıl hapis ve 40 bin Euro olabileceği dillendiriliyordu (BBC, 2017).

FRANÇOİS HOLLANDE (2012-2017)

Sarkozy döneminde büyük gerilimler yaşandığı için Hollande büyük bir memnuniyet ile karşılanmıştır. Hollande en başından itibaren Türkiye’nin AB’ye girmesine karşıydı fakat seçildikten sonra 1 faslın açılmasını sağlamıştır. Türkiye’nin yerine getirmesi gereken kriterleri şart göstererek AB ülkelerine vizesiz geçişe olumlu yaklaşmıştır. Fakat 1915 olaylarını tanımaya yönelik Türkiye’ye çağrıda bulunmuştur, bu durum yeniden gerilime sebep olmuştur (ÖRMECİ, 2016).

Bu dönemdeki çok önemli gelişmelerden biri olan 18 Mart Mutabakatı’na Almanya’nın Ankara ile tek başına müzakaresi nedeniyle olumlu bakmamış fakat dönemin koşullarında kabul etmek zorunda kalmıştır. Ek olarak Yunanistan’ın AB için sınır koruyucu görev üstlendiğini belirtmiştir (KARACA, 2017).

Fransız kamuoyu Hollande’yi stratejileri örtüşmeyen ve halktan kopuk bir olarak görmüştür. Buna verilebilecek en dikkat çekici örnek; Fransa’daki terör olaylarından sonra Cumhurbaşkanı Hollande’nin bu tür faaliyetlere karışanların vatandaşlıktan çıkarılacağını sıkça belirtmesine rağmen aniden karar değiştirmesi olmuştur (KAYAOĞLU, 2016).

KAYNAKÇA

ALBAYRAK, A. (2021). Fransa Müslümanları. İstanbul: İNSAMER.

BBC. (25. 11 2004). BBCTurkish.com. Von BBCTurkish.com: http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2004/11/041125_giscard-turkey.shtml abgerufen

BBC. (27. 01 2017). BBC. Von BBCnews: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38770236 abgerufen

EKİNCİ, E. (2016). DEVRİMDEN GÜNÜMÜZE FRANSIZ SİYASAL SİSTEMİNİN EVRİMİ. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 149-172.

FIRAT, M. (2009). SOĞUK SAVAŞ SONRASINDA FRANSA’NIN DIŞ POLİTİKASI. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 115-163.

GUNDUZ, R. (30. 09 2019). euronews. Von euronews.: https://tr.euronews.com/2019/09/30/fransa-yi-1995-2007-yillari-arasinda-12-yil-yoneten-chirac-in-7-onemli-karari abgerufen

İLHAN, M. (2016). XX. YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ ÜZERİNDE FRANSIZ SİYASETİ. TARİH ve GELECEK, 109-128.

KARACA, K. (05. 05 2017). DW. Von DW: https://www.dw.com/tr/10-maddede-hollandeın-türkiye-bilançosu/a-38713340 abgerufen

KAYAOĞLU, A. (17. 05 2016). euronews. Von euronews.: https://tr.euronews.com/2016/05/17/dort-yillik-hollande-donemi-yagmasa-da-gurluyor abgerufen

ÖRMECİ, O. (2016). YAKIN DÖNEM TÜRKİYE-FRANSA İLİŞKİLERİ: HOLLANDE DÖNEMİNDE YAŞANAN NORMALLEŞME. Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 152-166.

PENEZ, A. (-. – 2006). deu.edu. Von Dokuz Eylül Üniversitesi Kurumsal Akademik Açık Arşivi: https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/6712/186301.pdf?sequence=1&isAllowed=y abgerufen

ŞENCAN, H. (-. – -). academia.edu. Von academia.edu: https://www.academia.edu/21270536/ÇATIŞMACI_PARLAMENTARİZMDEN_MELEZ_BİR_ÇÖZÜME_FRANSA_DA_YARI_BAŞKANLIK_SİSTEMİ abgerufen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir