Yeniden Üretim: Eğitim Sistemine İlişkin Bir Teorinin İlkeleri, Pierre BOURDIEU, Jean-Claude PASSERON

Pierre BOURDIEU, Jean-Claude PASSERON, Yeniden Üretim: Eğitim Sistemine İlişkin Bir Teorinin İlkeleri, (Çev.) Aslı Sümer, Levent Ünsaldı ve Özlem Akkaya, Heretik Yayınları, Ankara, 2019, 276 Sayfa, ISBN: 978-605-65224-8.

Hazal Ercengiz[1]

Pierre Bourdieu ve Jean-Claude Passeron tarafından yazılmış olan Yeniden Üretim adlı eser, eğitim sistemi ve toplumsal sınıf arasındaki ilişkilere eleştirel bir bakış açısı sunması bakımından eğitim sosyolojisi alanında önemli bir kitaptır.

Bourdieu ve Passeron, kitapta sunduğu kavramlardan hareketle; ilk olarak “kültürel sermaye” tanımı üzerine yoğunlaşılmıştır. Kültürel sermaye kavramı, sınıfsal eşitsizliklerin sürdürülmesi noktasında kültürün de payının olduğu noktasında geliştirilmiş bir kavramdır. Sınıf kavramında Max Weber, Karl Marx ve Emile Durkheim gibi düşünürlerden etkilenilmiştir.

Ekonomik sermayenin etkisine de değinilen eserde, sınıfsal eşitsizliklerin temelinde sadece ekonomik sermayenin payı değil kültürel sermayenin oynadığı büyük role değinilmiştir. Sınıfsal eşitsizliklerin kültürel boyutlu olduğu savunularak bu hususta sınıfsal eşitsizliklerin eğitim kurumlarına taşındığını belirtilmiştir. Eğitim sisteminin sınıfsal eşitsizlikleri doğurduğunu, bazı sosyal sınıfların eğitim alanında başarı edinmesi ve edinilen başarının bu sosyal sınıfın üzerinden devamı ve sürekliliğinin sağlanması noktasında açıklamalar getirilmiştir. Akademik başarının ya da başarısızlığın, kültürel sermayeden aktarıldığı kanısı ortaya koyulmuştur, kültürel sermaye aktarımı ise toplumsal tabakalaşma yaratma noktasında ele alınmıştır.

Diğer bir kavram olan “habitus”ise bireyin bulunduğu sosyal sınıfın etkileriyle bireyin içselleştirdiği eğilimleridir. Örneğin; kitap okuyan, kütüphaneye sahip olan ailelerin çocukları eğitim hayatına başladığında dil becerilerini daha çok geliştirdiği için eğitim hayatında çok daha başarılı olurlar, bulunulan sosyal sınıf etkisi ile yaratılan bu kalıcı yetkinlik habitusun tanımıdır. Bu noktada ise kültürel sermayenin aktarımı habitusun oluşmasını sağlar. Aile içi, içinde bulunulan sınıfın koşullarının da etkisiyle kültürel sermaye oluşur ve eğitim kurumları da kültürel sermaye edinilmesi noktasında büyük önem taşımaktadır.

Bourdieu’ya göre eğitim sisteminde var olan eşitsizliğin üretiminde sınıfsal nitelik göz ardı edilemez. Egemen kökenli sınıfa ait olan çocuklar okul ve ev arasında etkileşim kurabilirken eğitim hayatında bunun avantajlarını yaşarlar fakat işçi ve benzeri gibi sınıftan gelen çocuklar, okul ve yaşanılan çevre açısından farklılıkların fazla olması sebebiyle eğitim sürecinde zorlukları yaşayan kesim olmaktadır.

Eğitim, mücadeleyi gerektiren bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır. “Başarı” kavramı bu mücadelenin temelinde yatmaktadır, yapılan sınavlarda ya da yarışmalarda en iyi olma arzusu daimdir. Eğitim hayatında edinilen başarılar, doğal yeteneğin bir ürünü olarak nitelendirilmemiştir. Eğitim hayatındaki başarı, öğrenilmiş kültürel yeteneklerle ilintilidir. Kültürel sermayenin, içselleştirilmiş kültürel yatkınlığın eğitimdeki başarının sağlanması noktasında büyük önem atfetmektedir.

Diğer bir durumda, okul müfredatlarında bile egemen gücün varlığı hissedilebilir, kim egemense onun şiddetine maruz kalınır. Egemen kökenli sınıfa ait olan çocukların girişimcilik, işletme gibi alanlara yönelmesi, işçi sınıfına mensup olan çocuğun hiyerarşik temelli iş kollarına maruz bırakılmasında da eğitim sisteminin payı büyüktür. Okullarda yeşertilen bu hiyerarşik toplum, uygun kültürel sermayeye sahip olmayan bireylere, okul sonrası hayatında çalışabileceği düşük ücretli iş ya da düşük mertebeli iş dışında seçenek sunmamaktadır. Okullar, egemen kökenli sınıfın kültürlerini doğallaştırmaktadır ve egemen kökenli olmayan sınıfın bireylerini dezavantajlı konuma sokmaktadır. Bu noktada, hiyerarşik bir toplumun yeniden üretimi noktasında katkı sağlamaktadır.

Edinilen kültürel sermaye, grupların habitusunu oluşturmaktadır, bu gruplar ise eğitim sistemindeki sosyal farklılıkların belirginliği noktasında önem taşımaktadır. Eğitim sistemi, bu ayrımı meşrulaştırmaktadır ve bu ayrımın sürekliliğine de katkı sağlamaktadır. Kültürel sermaye aktarımının, uzun bir süreç olması yanında yarattığı toplumsal tabakalaşmanın değişmesi de zor bir durum olarak nitelendirilmektedir.

Bourdieu ve Passeron tarafından yazılan “Yeniden Üretim” adlı esere genel bir değerlendirme yapacak olursak, var olan toplumsal eşitsizliğin kültürel sermaye ile okullarda da edinilebildiği ya da sürdürülmesi noktasında zorlanılmadığı tanımına ulaşmak mümkündür. Aile içinde başlayan kültürel sermaye aktarımı ile birey habitusunu oluşturmaktadır. Okulda devam eden bu süreçte, eğitimde fırsat eşitsizliği yaratılmaktadır. Akademik başarı da bile kültürel sermaye aktarımında bahsetmek mümkündür. Eğitim sistemi, okulun müfredatları inşa edilen hiyerarşik yapının devamını sağlamaktadır. Yeniden üretim kuramında, eğitimde, bireylerin içinde yer aldığı sınıf, aile ve okul ile kurulan bir zincir ile toplumsal hiyerarşi yaratılmaktadır. Bu hiyerarşinin yeniden üretimi ve yayılması sağlanmaktadır. Sosyal sınıfların yeniden ve yeniden üretildiği görüşü yer almaktadır.

Toplumsal ayrıcalıkları elde etmenin sahip olunan diplomalara gittikçe daha sıkı bir şekilde dayandığı bir toplumda okul yalnızca, artık doğrudan ve açıkça aktarılamayan bir burjuva statüsünün göze batmadan miras alınmasını sağlamakla kalmaz. Burjuva toplumunun sosyodisesinin, ayrıcalıklılara, en büyük ayrıcalık olan ayrıcalıklı görünmeme ayrıcalığını bahşeden en etkili aracı olarak okul, kültür meselelerinde mutlak mülksüzleştirmenin, mülksüzleştirilmiş olmanın farkındalığını da dışarıda bırakmasından mütevellit, mahrumları, tedrisi ve toplumsal kaderlerinin doğal yetenek ya da liyakat noksanlıklarından kaynaklandığına her zamankinden daha kolayca inandırabilmektedir.” (BOURDIEU ve PASSERON, 2019)

  1. Lisans Öğrencisi, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Antalya, hazalercengiz@gmail.com.

Avatar

Hazal Ercengiz

Lisans Öğrencisi, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Antalya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir